
Stratejik Ortaklık Mı, Hukuki Risk Mi? Atina-Tel Aviv Hattında Yeni Ama Tehlikeli Bir Dönem!
Miçotakis, iç siyasette "güçlü ve müttefiki olan bir Yunanistan" imajı çizmek için İsrail ile olan bağı bir koz olarak kullanıyor. Ancak muhalefetin de vurguladığı gibi, Netanyahu ile kurulan bu "fiziksel temas", Yunanistan'ın "uluslararası hukukun savunucusu" olma iddiasını zayıflatıyor. Bu durum, Türkiye'ye uluslararası platformlarda Yunanistan'ın tutarsızlığını vurgulama konusunda yeni bir diplomatik alan açıyor.
Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in İsrail politikası, hem Yunan iç siyasetinde hem de uluslararası arenada oldukça tartışmalı bir başlık haline gelmiş durumda. Miçotakis Yunanistan’ı nereye doğru götürüyor?
Yunan Başbakanın 1 Nisan 2025 tarihinde İsrail’de Netanyahu ile bire bir buluşması, özellikle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Netanyahu hakkındaki kararı sonrası gerçekleşmesi bakımından sembolik ve siyasi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Ancak bu durumun dikkat çektiği temel noktalara değişik pencereden de bakmakta fayda var.
1. Uluslararası Hukuk ve Sorumluluk
Uzmanlar, UCM’nin tutuklama kararı çıkardığı bir isimle kurulan bu üst düzey temasın, uluslararası hukuk normlarını zayıflattığını savunuyor. Atina’nın bu tutumu iki ana risk taşıyor:
Dolaylı Ortaklık
İsrail’e verilen askeri, lojistik veya diplomatik desteğin, Gazze’deki insani kriz ve savaş suçları iddiaları bağlamında Yunanistan’ı hukuki bir “sorumluluk” altına sokabileceği belirtiliyor.
Çifte Standart Eleştirisi
Yunanistan’ın Ukrayna konusunda uluslararası hukuka vurgu yaparken, Gazze konusunda farklı bir tutum sergilemesi “tutarsızlık” olarak nitelendiriliyor.
2. Jeopolitik Dengeler ve “Stratejik Ortaklık”
Miçotakis hükümetinin bu riskleri göze almasının arkasında yatan temel motivasyonlar genellikle şunlardır:
Doğu Akdeniz Denklemi
Türkiye ile olan rekabette İsrail’i güçlü bir müttefik olarak tutma arzusu.
Enerji ve Savunma
EastMed boru hattı projesi ve savunma sanayii alanındaki milyarlarca dolarlık iş birlikleri.
ABD ile İlişkiler
Washington’daki İsrail lobisinin desteğini alarak Yunanistan’ın ABD nezdindeki konumunu güçlendirmek.
3. Avrupa Birliği İçindeki Ayrışma
Yunanistan’ın bu hamlesi, AB içinde de bir çatlağa işaret ediyor. İspanya, İrlanda ve Belçika gibi ülkeler İsrail’e karşı daha sert yaptırımları savunurken; Yunanistan, Güney Kıbrıs ve bazen Almanya gibi ülkelerin daha “korumacı” veya “sessiz” bir tutum takınması, AB’nin ortak bir dış politika yürütmesini zorlaştırıyor.
Neticede, Miçotakis’in 1 Nisan ziyareti, sadece ikili bir görüşme değil, Yunanistan’ın uluslararası hukuk hiyerarşisinde “stratejik çıkarları” en üste koyduğunun açık bir beyanı olarak görülüyor. Bu durum, Atina’yı ilerleyen dönemlerde uluslararası mahkemelerde veya BM nezdinde zor durumda bırakabilir.
Yunan İç Siyasetindeki Tepkiler (SİRİZA ve PASOK)
Yunan muhalefeti, Miçotakis’in 1 Nisan 2025’teki Netanyahu ziyaretini ve genel İsrail politikasını genellikle “tarihi bir hata” ve “ahlaki bir geri çekilme” olarak nitelendiriyor.
SİRİZA (Radikal Sol Koalisyon)
Sol kanat, Yunanistan’ın geleneksel olarak Filistin davasına verdiği desteği hatırlatarak Miçotakis’i sert bir dille eleştiriyor. SİRİZA liderliği, UCM kararına rağmen yapılan bu ziyaretin Yunanistan’ın “ilkeli dış politika” imajına zarar verdiğini savunuyor. Özellikle Gazze’deki insani dram üzerinden hükümeti, “insan hakları yerine silah ticaretini ve jeopolitik hesapları tercih etmekle” suçluyorlar.
PASOK (Sosyalist Hareket)
Daha merkezci bir çizgide duran PASOK ise, İsrail ile stratejik iş birliğine karşı çıkmamakla birlikte, bu iş birliğinin uluslararası hukuk sınırları içinde kalması gerektiğini vurguluyor. Miçotakis’in UCM’nin aradığı bir liderle fiziksel olarak yan yana gelen ilk Avrupalı lider olmasını, “Yunanistan’ın AB içindeki saygınlığını riske atan gereksiz bir şov” olarak görüyorlar.
Kamuoyu Algısı
Yunan toplumunda, özellikle yaşlı kuşaklarda Filistin’e yönelik güçlü bir sempati olsa da, genç ve sağ seçmen kitlesinde “Türkiye’ye karşı İsrail ile güçlü bir savunma hattı kurma” fikri daha fazla karşılık bulabiliyor. Hükümet, bu güvenlik kaygısını kullanarak eleştirileri göğüslemeye çalışıyor.
2. Türkiye-Yunanistan İlişkilerine Etkisi
Atina-Tel Aviv hattındaki bu aşırı yakınlaşma, Türkiye ile olan normalleşme sürecini (Ege’deki sakinleşme) doğrudan etkileme potansiyeline sahip.
Güç Dengesi ve Doğu Akdeniz
Türkiye, Yunanistan’ın İsrail ile kurduğu askeri ittifakı ve özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji projelerini (EastMed gibi) kendisine karşı bir “kuşatma stratejisi” olarak görüyor. Miçotakis’in İsrail ile yaptığı savunma anlaşmaları, Ankara tarafından bölgedeki askeri dengeyi bozma girişimi olarak yorumlanıyor.
Bölgesel Liderlik Rekabeti
Türkiye’nin Gazze konusunda en sert tepkiyi veren ülkelerden biri olması, Yunanistan’ı ise İsrail’in “Avrupa’daki sesi” konumuna itmesi, iki ülkeyi bölgesel diplomaside zıt kutuplara yerleştiriyor. Bu durum, iki ülke arasında son dönemde esen “bahar havası”na rağmen, diplomatik bir gerilim hattı oluşturuyor.
ABD Faktörü
Türkiye’nin ABD ile F-16/F-35 süreçleri üzerinden yürüttüğü pazarlıklar sürerken, Yunanistan’ın İsrail kartını kullanarak Washington’da (Yahudi lobisi desteğiyle) avantaj elde etmeye çalışması, Ankara-Atina arasındaki güven bunalımını derinleştiriyor.
Son olarak; Miçotakis, iç siyasette “güçlü ve müttefiki olan bir Yunanistan” imajı çizmek için İsrail ile olan bağı bir koz olarak kullanıyor. Ancak muhalefetin de vurguladığı gibi, Netanyahu ile kurulan bu “fiziksel temas”, Yunanistan’ın “uluslararası hukukun savunucusu” olma iddiasını zayıflatıyor. Bu durum, Türkiye’ye uluslararası platformlarda Yunanistan’ın tutarsızlığını vurgulama konusunda yeni bir diplomatik alan açıyor.