
“Sondaj Çalışmaları Miçotakis ve Erdoğan Döneminde Başlayacak”
“ExxonMobil'in sondaj çalışmaları, herhangi bir öngörülemeyen durum olmadığı takdirde Yunanistan'ın başında Miçotakis'in, Türkiye'nin başında ise Erdoğan'ın bulunmasıyla başlayacak.”
“ExxonMobil’in sondaj çalışmaları, herhangi bir öngörülemeyen durum olmadığı takdirde Yunanistan’ın başında Miçotakis’in, Türkiye’nin başında ise Erdoğan’ın bulunmasıyla başlayacak.” Yunan basını bu konu başlığını sayfalarına taşıdı.
Yunan basını bu günlerde diken üstünde. Amerika’da seçimleri kazanmasının ardından hemen hemen her gün karmaşık ve ne olacağı belirsiz açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Trump’ın ani ve öngörülemez çıkışları Yunanistan’da sadece Başbakanlık Maksimu Sarayı’nda Miçotakis hükümetini değil, Yunan basınının da diken üzerinde durmasını sağladı.
Yunan basınında gündem artık her gün Trump ve söyledikleri yer alıyor. Bu tür haberler hem yazılı basında hem de görsel basında ilk haber olarak okuyuculara ve izleyicilere servis ediliyor.
Haberlerde özetle şu ifadelere yer veriliyor:
“Sondaj çalışmaları Yunanistan’ın Başında Miçotakis, Türkiye’nin de başında Erdoğan döneminde başlayacak”
“ExxonMobil’in sondaj çalışmaları, herhangi bir öngörülemeyen durum olmadığı takdirde Yunanistan’ın başında Miçotakis’in, Türkiye’nin başında ise Erdoğan’ın bulunmasıyla başlayacak.
ABD’de başkanlık görevini “öngörülemez” Trump’ın üstlenmesi, uluslararası siyaset sahnesinde bir değişim “tsunamisi” yarattı; Biden yönetimine göre önceden veri olarak kabul edilen birçok şey anında değişti.
Trump’ın ABD müttefiklerine yönelik hegemonik-aşağılayıcı tavrının belki de en belirgin göstergesi, Ukrayna meselesindeki tavrıdır. Bu tavırda, AB-Birleşik Krallık ve Ukrayna’yı tamamen “kenarda bırakmış”, savaşı sona erdirmek için Suudi Arabistan’da Putin ile yapacağı müzakerelere onları davet etmedi.
Yukarıdakilerin sonucunda, revizyonist ve aşırı saldırgan Erdoğan karşısında Yunan hükümeti reflekslerini harekete geçirerek, Amerikan petrol devlerinden, Girit’in Batısı ve Güneyindeki deniz sahasında, kendi (Yunanistan) Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde (MEB) hidrokarbon çıkarma konusundaki mevcut çıkarlarının teyidini talep etti.
“ExxonMobil, Haziran ayına kadar Girit açıklarında sondaj programını açıklayacak”
Uluslararası Medya, Amerikan enerji devi ExxonMobil’in, muhtemelen adanın (Girit) güneybatısında bulunan, sahip olduğu iki lisanstan daha olgun olanında, Girit açıklarında ilk sondaja yönelik yol haritasını 2025 ortalarında duyurmayı planladığını belirtiyor.
ExxonMobil’in şu anda bu parselin yanı sıra, Girit’in güneyinde tahsis edilen bir diğer parsel üzerinde de araştırma yürüttüğünü belirtelim.
ExxonMobil’in Küresel Enerji Araştırmaları Başkan Yardımcısı John Ardill, Yunanistan Enerji Bakanı Theodoros Skilakakis’in talebine yanıt vererek, ABD enerji grubunun 2025’in ilk yarısının sonuna kadar keşif sondajına başlanmasını sağlayacak bir zaman çizelgesi sunacağını bildirdi.
İki yetkili, üç gün önce Kahire’de düzenlenen yıllık Mısır hidrokarbon konferansı kapsamında bir araya geldi.
Sondaj hazırlıkları
ExxonMobil’in yol haritasını EDEYEP’e (Yunanistan Hidrokarbon ve Enerji Kaynakları Yönetim Şirketi) sunmasının ardından sondaja hazırlanmak için 12 ila 16 aylık bir süreye ihtiyaç duyulacak.
Her şey yolunda giderse ExxonMobil, muhtemelen Girit’in güneybatısındaki izniyle 2026’nın sonlarına doğru Girit açıklarında keşif sondajına başlayabilir. Hatırlanacağı üzere Yunanistan’da uzun yıllardır hidrokarbon sondajı yapılmamaktadır.
Chevron’un Mora’nın Güneyindeki parseline olan ilgisi
Pazartesi günü erken saatlerde Yunanistan Enerji Bakanı Skilakakis, Kahire’de Chevron International Exploration and Production Başkanı Clay Neff ile de kısa bir görüşme gerçekleştirdi.
Chevron, yakın zamanda açık artırmaya çıkarılması beklenen Güney Mora bloğunun yanı sıra, Girit’in güneyindeki açık deniz alanına da ilgi duyduğunu belirtti. İlgili ihale ilanının yayımlanması uluslararası olacak ve bu nedenle Resmi Gazete’nin yanı sıra AB gazetesinde de yayımlanacaktır.
Daha sonra değişik firmaların ilgi göstermeleri için 90 günlük bir süre olacak ve son olarak EDEYEP (Yunanistan Hidrokarbon ve Enerji Kaynakları Yönetim Şirketi) tarafından yüklenicinin seçimi için değerlendirme yapılacak.
Girit’in güneyindeki bazı deniz alanları, Türkiye’nin, Deniz Hukuku’na göre hiçbir meşruiyeti olmayan ve yasadışı olan Türkiye-Libya Muhtırası’na dayanarak iddia ettiği deniz alanlarıyla örtüştüğü için diplomatik açıdan hassas alanlardır.
Son olarak Kahire’de bir gelişme daha yaşandı; Yunanistan ve Mısır hükümetleri arasında, Yunanistan’ın yardımıyla Mısır’da CO2’nin yakalanması ve depolanması konusunda bir mutabakat zaptı (MoU) imzalandı.
Ayrıca iki ülke AB düzenlemesini değiştirmek için, AB dışında depolanmak üzere ürünün bağlı karbondioksitinin “ihraç” edilmesine izin vermeyen, Yunan kökenli karbondioksitin Mısır’a taşınması ve depolanması amacıyla birlikte hareket edecek.
“Yunanistan ve Türkiye’de seçimler ve Eurofighter ile Meteor’un “tesadüfü”
Yunanistan’da en geç 2027 Haziran’ında seçim yapılacak ve Erdoğan, 2028’de Türkiye Cumhurbaşkanlığı’na aday olma ihtimalini açık bırakacak.
Ayrıca her şey yolunda giderse ExxonMobil, 2026 yılı sonlarına doğru Girit açıklarında keşif sondajına başlayabilir.
Dolayısıyla, yukarıda belirtilen zaman çizelgesine göre, ExxonMobil’in sondaj çalışmaları, öngörülemeyen herhangi bir durum olmadığı takdirde, Yunanistan’ın “dümeninde” Miçotakis ve Türkiye’nin “dümeninde” de Erdoğan’ın olmasıyla başlayacak.
Bu durum, Türkiye’nin 2026 yılı sonuna kadar satın alma veya mevcut İngiliz stoklarından kiralama yoluyla Eurofighter’ları edinmesi ve Türkler tarafından Meteor hava-hava füzelerini tedarik etmesi konusunda da “rol oynuyor”.
Genel olarak, önümüzdeki iki yılda Ulusal Güvenlik açısından son derece tehlikeli bir döneme giriyoruz. ABD’de öngörülemez bir Trump iktidarda ve Ege’deki adalarımızı işgal etmek isteyen, Osmanlı İmparatorluğu’nu canlandırmak isteyen Erdoğan’a “hayran” bir dostu var.
Mevcut durum Yunanistan için hiç de iyi değil, hele ki Ukrayna’daki savaş bir şekilde sona erecek ve ABD için savaş malzemesinin Kiev’e gönderildiği Ege’nin sakin suları önemini yitirecekken.
Ayrıca Başkan Trump her şeyden önce ülkemizin önerdiği Uluslararası Hukuk’a göre değil, bir iş adamı olarak düşündüğünü göstermiştir.
Genel olarak bakıldığında, Trump’ın iktidarda olduğu ABD dengelerinde ABD’nin çıkarları her şeyin üstündedir. Bu, Gazze Şeridi’ni ABD’nin Akdeniz Rivierası’na dönüştürmesi ve 2,5 milyon Filistinliyi topraklarından sürmesi, ayrıca ABD’nin Grönland’ı topraklarına katması-satın alması ve Meksika Körfezi’nin adının Amerika Körfezi olarak değiştirilmesiyle ilgili söylediklerinden de anlaşılıyor.
Bizim değerlendirmemiz, önümüzdeki iki yıl içinde Türkiye ile çok ciddi ulusal güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalacağımız, en kötü ihtimalle de Trump’ın hoşgörüsüne sığınacağımız yönünde.”