Avrupa | Balkanlar

Rumlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC Ziyaretinden Rahatsız

"Erdoğan'ın pozisyonu biliniyor ve yeni bir şey söylemedi. Gerçekler, Kıbrıs'ta 50 yıldır süren yasadışı bir işgalin olduğudur."

Güney Kıbrıs lideri Nikos Hristodulidis, gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC ziyareti ile ilgili, “Erdoğan’ın işgal altındaki topraklara ziyaretinden öne çıkan şey, Kıbrıslı Türk yurttaşlarımızın güçlü tepkisidir” dedi.

Güney Kıbrıs lideri Nikos Hristodulidis, katıldığı bir etkinliğin oturum aralarında gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC’ye gerçekleştirdiği ziyaret hakkında değerlendirmede bulundu. Hristodulidis, “gerçek, Kıbrıs’ta 50 yıldır süren yasadışı bir işgalin olduğudur” dedi. Hristodulidis, açıklamalarının başka bir noktasında, ezici çoğunluğun hükümetin izlediği politikaları desteklediğini söyledi. Hristodulidis ayrıca, Güney Kıbrıs’ın komşuları arasındaki anlaşmazlıkları gidermede önemli bir rol oynayabileceğine de değindi.

Rum lider, “sürekli güçlenen bir tepki, yakın zamanda başörtüsü konusuyla ilgili tepkileri de gördük ve bunun, Erdoğan’ın hedeflediği yönde Kıbrıslı Türklerin arzusu, Kıbrıslı Türklerin iradesi açısından en olumlu sonucu vereceğini düşünmediğim bu tepkilerden kaynaklanan bir ziyaret olduğunu düşünüyorum” diye ekledi.

Hristodulidis şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan’ın pozisyonu biliniyor ve yeni bir şey söylemedi. Gerçekler, Kıbrıs’ta 50 yıldır süren yasadışı bir işgalin olduğudur, uluslararası toplumun haklı olarak kınadığı Ukrayna örneğinde olduğu gibi, Kıbrıs’ta da tamamen aynı olan bir işgaldir” dedi ve “Kıbrıs’ta var olan soğuk gerçek budur.

Türk tarafı genişletilmiş bir toplantı yapılmayacağını söylüyordu, genişletilmiş bir toplantı yapıldı, çıkmaza yol açacağını söylüyorlardı, çıkmaza yol açmadı, Temmuz sonuna doğru belirlenmiş bir konferansımız var.

Dün BM, Olgin’in atandığını duyurdu, sözleşmesi 12 Mayıs’ta başlayacak bir atama. Bu nedenle, 12 Mayıs’tan sonra Kıbrıs’ı (Güney) ziyaret etmesini beklemeliyiz ve biz Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik gelişmeler olması için çalışıyoruz. Bizim tarafımızdaki hareketlilik, müzakerelerin yeniden başlaması yönünde başka gelişmeler ve olumlu gelişmeler getirecektir. Durumu güzelleştirmeye veya verileri farklı şekilde sunmaya çalışmıyorum, ancak Genel Sekreter’in kendisinin de söylediği gibi, yedi yıl sonra bu hareketlilik önemli bir adımdır.

Bizim tarafımız, işgalin sona ermesini ve vatanımızın yeniden birleşmesini isteyen bizler sürekli çalışmalıyız, net bir planımız, net bir tasarımımız olmalı, nereye varmak istediğimizi bilmeliyiz. Israrımızla sonuçlar da gelecektir ve yakında başka olumlu gelişmeler de duymayı umuyorum.

Erdoğan ve Tatar’ın söylemleri, Tatar ile görüşmesinden sadece 24 saat önce olduğu yönündeki gözlemine bakıldığında zaten bunlar biliniyor, Erdoğan’dan veya Tatar’dan kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda farklı bir şey duymayı beklemiyordum.

Geçmişte de söylediğim gibi, BM Genel Sekreteri’ne karşı yerine getirilmesi gereken bazı sözler verdik. Bazıları yerine getirilmeye başlandı ve bizim tarafımızdan yerine getirilmeye hazır olduğumuz başka konular da var.“

Rum Dışişlerinden kınama

Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC ziyaretine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “verilmeye çalışılan karakterin, iki devletli çözüm hakkındaki Türk söyleminin artmasıyla tam bir bağlantı içinde olduğu ve aynı zamanda Türkiye’nin Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgeleri üzerinde tam kontrol sağlama niyetlerini ortaya koymaktadır“ ifadelerine yer veriliyor.

Rum Dışişleri açıklamasında, “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer Türk yetkililerin, uluslararası hukuka ve ilgili BM Güvenlik Konseyi Kararlarına aykırı olarak ayrılıkçı varlığı vurgulayan ve tanıtan bir projenin açılışını yapmak amacıyla işgal altındaki topraklara yasadışı geçiştir.“ İfadeleri kullanılıyor.

Açıklamada, “Tatar’ın sözde devletin (KKTC) daha fazla tanıtımına yönelik beklentisi hakkındaki son açıklamalarının ve Ankara’nın, başörtüsünün okullara sokulması girişimiyle de ortaya konduğu gibi, Kıbrıs Türk toplumunun kültürel kimliğiyle ilgili konularda Kıbrıslı Türkler üzerindeki iradesini dayatma çabalarının ardından gerçekleşti. Uluslararası toplumun kınadığı “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin“ (Güney Kıbrıs) egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne yönelik elli bir yıldır devam eden ihlallere ekleniyor.

BM himayesinde müzakerelerin yeniden başlaması koşullarını yaratma ve ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları temelinde Kıbrıs sorununa çözüm bulma hedefiyle yoğun çabaların olduğu bir dönemde ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorunu için Kişisel Temsilcisi olarak Maria Angela Olgin Cuellar’ın dün atanmasının ardından, bu tür eylemler ve açıklamalar, anlamlı müzakerelere yönelik ilerleme çabalarını baltalamakta ve Uluslararası Hukuk ve Birleşmiş Milletler Örgütü’ne saygısızlık anlamına gelmektedir.

Vatanımızın (Güney Kıbrıs) yeniden birleşmesi, Birleşmiş Milletler’in üzerinde anlaşmaya varılan çerçevesi temelinde ve işgalden arınmış ve yeniden birleşmiş bir vatanda tüm Kıbrıslıların iyi anlaşılmış çıkarlarının güvence altına alınmasıdır.“

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu