
Piaggio Aerospace’nin Baykar Tarafından Satın Alınmasının Yankıları Sürüyor
"Piaggio'nun satın alınmasını izleyen bir Yunan diplomatın tipik bir şekilde söylediği gibi: "Bu stratejik intihar değilse, o zaman nedir?"
Türk Savunma Sanayii devlerinden biri olan Baykar’ın İtalyan Piaggio Aerospace şirketini satın almasının yankıları sürüyor.
Piaggio Aerospace şirketinin Baykar tarafından satın alınmasının yankıları Yunanistan’da halen devam ediyor. Bu satın alma ve işbirliğine Yunan basını günlerdir oldukça yoğun mesai harcıyor.
Atina merkezli saygın ve oldukça da yaygın bir okuyucu kitlesine sahip CNN Greece gazetesinden gazeteci Orestis Panteloğlu’nun kaleme aldığı haber-analiz, “Türkiye’nin askeri sanayisi: Erdoğan’ın şantaj aracı ve pazarlık aracı” başlığıyla okuyuculara servis edildi.
Haber-analizde özetle şu ifadelere yer veriliyor:
“Türkiye’nin askeri sanayisi: Erdoğan’ın şantaj ve pazarlık aracı”
“Türk savunma sanayiinin son yıllardaki sıçraması, ülkenin caydırıcılık kapasitesini güçlendiren bir unsur olmaktan çıkıp, Recep Tayyip Erdoğan’ın benimsediği revizyonist stratejinin temel araçlarından birine dönüşmüştür.
Türkiye’nin jeopolitik öneminin farkında olan Cumhurbaşkanı, ülke içinde üretilen silah sistemlerini hem Batı’ya hem de bölge ülkelerine karşı şantaj ve diplomatik baskı aracı olarak kullanıyor.
Türk askeri teknolojisinin “sembolü” haline gelen Bayraktar İHA’lardan, firkateynlere, uçaksavar sistemlerinden yerli zırhlı araçlara kadar Ankara, teknolojik özerklik söylemini inşa etmeyi başardı; ancak bu söylem, aslında saldırgan gündeminin bir sis perdesi işlevi görüyor. Erdoğan’ın, Türk askeri sanayisini sadece ulusal gurur kaynağı olarak değil, aynı zamanda Ankara’nın Avrupa ve ABD’den karşılık talep ettiğinde masaya koyduğu bir pazarlık aracı olarak sunması tesadüf değil.
Bunun tipik bir örneği, Türkiye’nin Ukrayna savaşına dahil olması ve Türk İnsansız Hava Araçlarının Kiev’e satılmasıdır; bu durum, Türkiye’nin NATO’nun “vazgeçilmez müttefiki” imajını güçlendirmiştir. Ancak Ankara aynı zamanda Moskova ile yakın ilişkiler sürdürerek, hem ekonomik hem de jeopolitik çıkarlar elde ederek ikili oynamaya çalışıyor.
Aynı motif Doğu Akdeniz’de de tekrarlanıyor; askeri endüstrisi Ege ve Kıbrıs (Güney) Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde saldırgan hareketleri destekliyor, provokasyonları pekiştiriyor ve oldubittiler yaratıyor. Gerçekte, savunma özerkliği “ulusal bahis”i, Erdoğan’ın müttefiklerine şantaj yapma ve revizyonizmini dayatma aracından başka bir şey değildir.
Sanayiden siyasete: Türk “Baykar Doktrini”
Türk askeri sanayisi sadece ekonominin bir sektörü değildir. Dış politika ve jeopolitik pazarlık aracıdır. Recep Tayyip Erdoğan’ın damadının ailesine mensup olan Baykar, Carnegie Europe’un haberine göre, Türkiye’nin resmi strateji kolu olarak faaliyet gösteriyor ve Kafkasya’dan Libya ve Doğu Akdeniz’e kadar kritik cephelerde silah, teknoloji ve oldubittiler sağlıyor.
Avrupa savunma sanayisiyle köklü bir geçmişe sahip ve doğrudan bağlantısı bulunan Piaggio Aerospace şirketinin satın alınması, bir iş anlaşmasından çok daha fazlasıydı. Bu stratejik bir hassas vuruştu: Ankara, Avrupa’nın bilgi birikimine erişim sağladı ve en önemlisi İtalya ve AB’nin kendisine karşı bir baskı kolu elde etti.
“İtalya’nın sessizliği ve Avrupa’nın utancı”
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi gibi yetkililerin ve analistlerin uyarılarına rağmen, İtalyan hükümeti anlaşmayı engellemedi, hatta sessizce memnuniyetle karşıladı ve bunu Piaggio’nun mali çıkmazına bir çözüm olarak gördü. Uluslararası hukuku sistematik olarak sorgulayan bir ülkeye stratejik bir varlık kazandırdığı gerçeği fark edilmedi.
Devralma haberi Brüksel’de utanç yarattı, ancak kurumsal bir tepki olmadı. Avrupalı bir yetkilinin, ismini vermeden itiraf ettiği gibi: “Baykar’ın Ankara’nın bir devlet kolu olduğunu hepimiz bildiğimiz halde, bunun basit bir özel işlemmiş gibi davranıyoruz.”
“Türkiye ve Avrupa teknolojisi: Tekrar eden bir motif”
Piaggio Aerospace olayı münferit bir olay değil. Türkiye, Almanya ve İngiltere’de yaptığı ortaklıklar ve satın almalar sayesinde kritik bir teknolojik bilgi birikimine sahip oldu. Nordic Monitor’un araştırmasına göre, meşhur Bayraktar İnsansız Hava Aracının bir kısmı, şirket ağları aracılığıyla edinilen Alman ve Kanadalı bileşenlere dayanıyor.
Stratejik Diyalog Enstitüsü’nün (ISD) belirttiği gibi: “Türkiye, Avrupa teknolojisini ya ortaklıklar yoluyla ya da yatırım tuzakları yoluyla edinerek ‘teknolojik nüfuz’ sanatında mükemmelliğe ulaşmıştır.”
“Erdoğan teknoloji ve tehdit “Dealeri” (Kumar masasında kartları dağıtan) olarak”
Bu denklemdeki en tehlikeli unsur, Türkiye’nin sadece kendi iç kullanımına yönelik teknoloji edinmiyor olmasıdır. Stratejik Diyalog Enstitüsü’nün vurguladığı gibi, bunu jeopolitik değişim silahına dönüştürüyor, üçüncü ülkelere sistem satıyor, ancak aynı zamanda teknolojiye erişimi Avrupa’ya karşı bir şantaj kaldıracı olarak kullanıyor.
Eski Fransa Avrupa İşleri Bakanı Pierre Vimont bunu açıkça şöyle ifade ediyor: “Avrupa Türkiye’ye göç yönetimi prizmasından baktığı sürece, Ankara teknolojik nüfuz oyununu rahatsız edilmeden oynamaya devam edecektir.”
“Avrupa’nın stratejik özerkliği serbest düşüşte”
Piaggio Aerospace’in satın alınması, AB’nin stratejik özerklik ve ortak savunmayı güçlendirme konularında konuştuğu bir dönemde gerçekleşiyor. Avrupa’nın stratejik bir savunma teknolojisi parçasının, Yunanistan ve Kıbrıs (Güney) sınırlarını doğrudan tehdit eden revizyonist bir gücün kontrolüne geçmesi durumunda bu sözlerin ne anlamı var?
Ayrıca, Defense Analysis’in yaptığı analize göre, Piaggio Aerospace’in satın alınması, Avrupa’nın stratejik özerkliğinin çelişkilerini ortaya koyuyor ve Avrupa’nın kritik teknolojilerine kimin erişebileceğini kontrol edemediğinde zayıfladığı uyarısında bulunuyor.
“Avrupa’yı kim uyandıracak?”
Artık soru Avrupa’nın saflığının bedelini ödeyip ödemeyeceği değil, Avrupa’nın bu bedeli zaten ödediğidir. Soru şu ki, Avrupa savunma teknolojisine kimin erişebileceği konusunda net kurallar koyarak bu düşüşü durdurmaya cesaret edebilecek mi?
Piaggio’nun satın alınmasını izleyen bir Yunan diplomatın tipik bir şekilde söylediği gibi: “Bu stratejik intihar değilse, o zaman nedir?”
