Yunanistan Haber

Miçotakis: “Türkiye Güçlü Bir Ülkedir ve Bölgesel Bir Güçtür”

“2020'de kişisel olarak yönettiğim türden tırmanışları bir daha yaşamak istemiyoruz. Türkiye güçlü bir ülkedir ve bölgesel bir güçtür. Sanırım buna kimsenin itirazı yok. Türkiye ile aramızdaki tek fark MEB ve kıta sahanlığı sınırıdır, başka bir konuyu tartışmıyoruz.”

“2020’de kişisel olarak yönettiğim türden tırmanışları bir daha yaşamak istemiyoruz. Türkiye güçlü bir ülkedir ve bölgesel bir güçtür. Sanırım buna kimsenin itirazı yok. Türkiye ile aramızdaki tek fark MEB ve kıta sahanlığı sınırıdır, başka bir konuyu tartışmıyoruz.”

Başbakan Kiriakos Miçotakis, Delphi Ekonomik Forumu, Uluslararası İlişkiler Konseyi ve “Vima” gazetesi tarafından düzenlenen “Rejim Değişikliği 1974-2024: Yunan dış politikasının 50 yılı” konulu konferansta kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

Miçotakis başta Türkiye olmak üzere ABD ve bölgesel gelişmelere değindi.

Başbakan Miçotakis gazeteci Yannis Pretenderis’in sorularını yanıtladı.

Miçotakis: “Eğer bir müttefikseniz güvenilir olmalısınız, ancak sadece kendi çıkarlarınızı değil, aynı zamanda müttefikinizin çıkarlarını da düşünebilmelisiniz. Size hatırlatmak isterim ki, Yunanistan geçmişte, diğer dönemlerde ne kadar büyük işler başardıysa, bunu tam da Yunan önceliklerini daha geniş bir jeopolitik gelişmeler çerçevesine entegre edebildiği ve ülkenin de nihayetinde bu gelişmelerle uyum sağladığı için başardı.

Örneğin Aleksandrupolis’i (Dedeağaç) ele alalım. Aleksandrupolis (Dedeağaç) 2019’a kadar neydi? Jeopolitik önemi neydi ve şimdi jeopolitik önemi nedir? Elbette bu NATO’nun ve ABD’nin çıkarınadır, ama vatanımızın da çıkarına değilse söyleyin.

Enerji diplomasisinin enerjiyle ilgili boyutuna bakın, Yunanistan’ın Balkanlar’daki enerji durumuna karşı ilgisiz bir ülke olmaktan ve bunun sonucu olarak bir dereceye kadar krizin bir sonucu olarak kendimizi “kabuğumuza” kapattığımız noktaya nasıl geldiğine bakın. Kendi işimize bakalım, bugün esasen bir enerji güvenliği sağlayıcısı haline geliyoruz, sadece Balkanlar için değil, bugün Ukrayna’yın bile doğal gazını karşılayabiliriz.

Dolayısıyla ulusal öncelikler ve ulusal çıkarlar bir araya gelerek müttefiklerimizin daha geniş öncelikleriyle örtüşüyor ve bu şekilde esasen karşılıklı olarak faydalı çözümler üretebiliyoruz.

Yannis Pretenteris: Ancak benim şu gerçek sorum var: Yunan-Türk ilişkilerinde, tüm bunlarda, nerede durduğumuzu bildiğimizi söyleyebileceğim bir algıya sahipken, Yunan-Türk ilişkilerinde hükümet bana, iki, belki de ikiden fazla dilde konuşulduğu intibasını uyandırdı. Elbette aynı anda değil, çünkü delirmiş olurduk, ama en azından farklı zaman dilimlerinde. Kasıtlı mıydı? Oldu mu? Aklınızda mıydı? Bu bir planlama mıydı? Peki, bir yandan böyle, diğer yandan şöyle, bu nasıl bir plan olabilir ki?

Miçotakis: Uzun zaman derinliğinden mi bahsediyorsunuz yoksa bugünden mi?

Yiannis Pretenteris: Hayır, son beş yıldan bahsediyorum.

Miçotakis: O zaman, bahsettiğiniz son beş yıla bakalım. Öncelikle, benden öncekiler de bu kürsüden geçtikleri için, “Türk revizyonizmi” dediğimiz şeyin son beş yılda şekillenmediğini hatırlatmanın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.

Gri bölgeler konusunun ilk kez 1996 yılında İmia (Kardak) sahasında ortaya çıktığını hatırlatalım. Son 40 yıldır neredeyse kesintisiz olarak hava sahası ihlalleri yaşadığımızı hatırlatayım. Türkiye’nin Yunan adalarının silahsızlandırılması konusunu sadece son beş yıldır değil, sistematik olarak gündeme getirdiğini de hatırlatayım. Ve tabii ki Kıbrıs’ın açık yarası 1974 faciasından bu yana açıktı.

Peki son beş yılda ne gördük? Yunanistan’ın müttefikleri aracılığıyla ve hukuki olarak itiraz ettiği Türkiye-Libya mutabakatı, esasen Yunan-Türk anlaşmazlığı gibi görünen şeyi Türkiye ile Avrupa arasında bir anlaşmazlığa dönüştürdü. Zira bugün Avrupa Konseyi’nden, Avrupa’nın Türkiye’ye hangi çerçevede yaklaşıp yaklaşamayacağını belirleyen kararları onayladık.

Evros’ta (Meriç) bir göçmen istilası girişimi oldu, onu püskürttük. Yunanistan’ın Mısır’la imzaladığı anlaşmadan sonra, Ağustos 2020’de çok zorlu, hiç detaylı konuşmadığımız bir dönem yaşadık. Zira bu anlaşma, uluslararası hukuk alanında, Türkiye-Libya arasında varılan yasadışı mutabakatı sorgulayan bir anlaşmaydı. Yunanistan’ın pozisyonunda kararlı kaldığı, Türk revizyonizmine işaret ettiği ve aynı zamanda askeri ve ekonomik olarak kendisini güçlendirdiği uzun bir gerginlik dönemi.

Türkiye’de yaşanan yıkıcı depremlerin ardından Türkiye ile yakınlaşmanın yeniden tesis edilmesine yönelik bir çaba oldu ve bunu olumlu buluyorum; bu da bazı somut sonuçlar doğurdu.

Evet, Ege’de 18 ayı aşkın süredir hemen hemen hiçbir ihlalle karşılaşmadık. Sanırım son 40 yıldır bu kadar uzun süre böyle bir şey yaşamamıştık.

Mültecilerle ilgili konularda Türkiye ile iş birliğimiz var. Doğu Ege adaları için Türkiye ile son derece olumlu bir anlaşma yaptık, Yunanistan’a gelen Türk ziyaretçilere vize kolaylığı sağlanması konusunda, Türk otelcileri bile zor durumda bırakacak bir anlaşma yaptık. Çünkü Yunanistan’a gelen Türk ziyaretçiler, tatillerini geçirdikleri Türkiye’den ayrılıyordu.

Ancak aynı zamanda Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkileri belirleyen bir dizi Avrupa Konseyi kararının koruması altındayız. Ve tabii ki, tüm bunların bağlamında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile altı kez görüştükten sonra, Türkiye ile aramızdaki temel farkın özü olan sınırlandırma konusuna daha derinlemesine girme imkânının olup olmadığını ve Ege ve Doğu Akdeniz’deki MEB ve kıta sahanlığı araştırdık. O yüzden size açıkça söylüyorum ki, şu anda bu tartışmanın… bir sonuca varabileceğine dair hiçbir ihtimal görmüyorum.

Yiannis Pretenteris: Peki, yanılsamalar ya da aşırı beklentiler var mıydı? Çünkü siz söylediğinize göre…

Miçotakis: Şunu sorayım: Önceki bütün Başbakanlar istikşafi görüşmeler yaptıklarında, bunu tartışırken ya da açıkça Cumhurbaşkanı Erdoğan ile özel olarak bu konuyu tartışırken, yanılsamaya mı kapıldılar? Ben onların hiçbir yanılgıya düştüğünü düşünmüyorum, bizim de hiçbir yanılgımız yok.

Yiannis Pretenteris: Bugünlerde sizden önceki iki kişi farklı bir görüş dile getirdiler; biz Türkiye ile uzmanlarla diyalog halindeyiz dedi. Şimdi iki Bakan konuşuyor. Bunda çok büyük bir fark olduğunu sanmıyorum ama farkın önemli olduğunu kabul ediyorum.

Miçotakis: Yani bana Bakanların bu konulardan hiç bahsetmediğini mi söylemek istiyorsunuz…

Yannis Pretenteris: Sanırım hayır….

Kiriakos Miçotakis: …Veya Başbakanlar bu konulardan hiç bahsetmediler.

Yunanistan kararlılığını sürdürüyor ve bence bu tamamen bir dış politika başarısı; Türkiye ile aramızdaki var olan fark konusunda ısrarcı ve Türkiye’nin masaya koyduğu diğer konuları tartışmaya yanaşmıyor.

Ve bu pozisyonun bazıları tarafından ısrarla çarpıtılması da ilginçtir. Sanki bizi, yani hükümetimizi daha az vatansever olarak mı göstermek istiyorlar? Daha itaatkar mı? Bu bağlamda, Yunan kamuoyunun küçük bir bölümünü ilgilendiren bu tür konuların üretildiğini düşünüyorum; asıl mesele Yunan kamuoyu ne istiyor? Ben onun ne istediğini düşünüyorum, Türkiye ile barış içinde yaşamamız gerektiğine inanıyorum, yani güvenlik istiyor.

Sizce bu hükümet Yunan vatandaşlarına ne sağlıyor? Sanırım, ne tür anlaşmazlıklar yaşanırsa yaşansın, Yunan vatandaşları şu anda dünyada yaşanan büyük sorunlar konusunda geceleri huzur içinde uyuyabiliyorlar, iç güvenlik sorunlarından bahsetmiyorum, sadece… tektonik jeopolitik gelişmeler ve biri, birilerinin geminin dümenini sıkıca tuttuğundan emin. Katılan veya katılmayanlar. Ve bir bakıma, dış politika konularının özünde hepimizin aynı fikirde olması, bu konumu doğruluyor.

Yiannis Pretenteris: Şimdi, Yunan-Türk meselesini bir kenara bırakalım. Anladığım kadarıyla artık bitti, Türklerle konuştunuz, daha fazla konuşmaya yer yok, burada duralım, ileride tekrar görüşürüz diye sonuca varıyorsunuz.

Miçotakis: Tartışma devam ediyor ama bu, şu tartışma olabilir…

Yannis Pretenteris: Evet, ama öyle bir şey yok…

Miçotakis: Bir dakika, medeni bir şekilde fikir ayrılığına düşebileceğimizi kabul edelim. Bu önemli, çünkü Silahlı Kuvvetlerin teyakkuz halinde olduğu dönemleri de yönettim. Ve tabii ki, gerekirse bunu tekrar yaparız, ama umarız buna gerek kalmaz ve sanırım herkes bu konuda hemfikirdir.

Yannis Pretenteris: Doğru. Yani medeni bir şekilde fikir ayrılığına düşüyoruz. Ve bu ilerlemiyor…

Miçotakis: Ve size hatırlatmama izin verin, siz de geniş görüşlü bir insansınız, hala sınır farklılıkları olan ve en iyi müttefik olabilecek kaç ülke olduğunu biliyor musunuz? ABD ile Kanada arasında hala bazı sınır anlaşmazlıkları olduğunu biliyor muydunuz?

Yani, karşı karşıya olduğumuz meselenin önemsiz olduğunu söylemiyorum, ama hiçbir durumda bu konulardaki görüş ayrılıklarımız gereksiz gerginliklere yol açmamalıdır. Bu benim şahsen hizmet ettiğim politikadır.

Her halükarda böyle bir gerginliğin ortaya çıkması halinde, Yunanistan’ın her halükarda karşılık vermeye hazır olduğunun altını çiziyorum, ancak tabii ki 2020’de kişisel olarak yönettiğim türden tırmanışları bir daha yaşamak istemiyoruz.

Yiannis Pretenteris: Medeni bir şekilde fikir ayrılığına düştüğümüze dair güvencenizi alıyorum. Sanırım bu, medeni bir şekilde fikir ayrılığına düştüğümüz gerçeğini gayet iyi tanımlıyor.

Peki, biraz daha ileri gidelim. Siz, Ortadoğu ve Ukrayna’daki gelişmeler nedeniyle Türkiye’nin rolünün güçleneceği yönündeki söylenenlerden endişe duyuyor musunuz? Ben şahsen buna ikna olmadım, ama şunu sormak istiyorum: Dikkat ettiniz mi? Hükümet bunu hesaplıyor mu? Yani Türkiye’nin bize karşı aşırı güçlendirildiğine mi inanıyor?

“Türkiye güçlü bir ülkedir ve bölgesel bir güçtür”

Miçotakis: Çok göreceli bir kavram, akışkan bir ortamda ve “toz duman yatışmadan” sonuç çıkarmak için henüz çok erkenken “Türkiye güçleniyor” ne anlama geliyor?

Türkiye güçlü bir ülkedir ve bölgesel bir güçtür. Sanırım buna kimsenin itirazı yok. Ancak bu politikadan daha güçlü bir şekilde çıkıp çıkmayacağını henüz söylemeye hazır olduğumuzu sanmıyorum.

Hatırlarsanız aramızda bu konularda benden daha uzman değerli hocalarımız vardır ki, Davutoğlu bir ara Türkiye’nin komşularıyla sıfır sorun politikasından bahsetmiş ve sonunda bütün komşularıyla, bir veya birden fazla komşusuyla öyle veya böyle sorun yaşamıştır.

Türkiye politikasında büyük hatalar yaptı. 2019 yılında Türkiye’nin hatırladığım kadarıyla 100- adet F-35 uçağının ilkini teslim almaya hazırlandığını hatırlatmak isterim. Bugün neredeyiz? Yunanistan F-35’ler alacak, Rafale’leri var, F-16’ları modernize edildi ve Türk Hava Kuvvetleri pratikte neredeyse durgunlaştı.

Bu, Türkiye’nin pek çok farklı operasyon sahasında yer almadığı anlamına gelmiyor; zira Türkiye, Ortadoğu’ya sınırı olan büyük bir ülke. Ama birçok kez bunu her zaman ve Yunan medyasında görüyorum, Türkiye için sadece Yunanistan’ın… Öyle değil, bunu açıkça söyleyelim, bunun çok daha açık ve karmaşık cepheleri var.

Suriye’de yaşananlar, Ortadoğu’da bildiğimiz sabitlerden çok farklı. Esasında, belki de Ortadoğu’da sınırların haritada düz çizgilerle çizildiği 1917’lere kadar geri gitmemiz gereken bir yapı sorgulanıyor.

Ve bizim, Suriye’de bugün yaşananlarda, üç nedenden ötürü, bir rolümüz ve söz hakkımız var: Birincisi, birbirimize çok yakınız. İkincisi, hem Lübnan’da hem de Suriye’de, Yunanca konuşan ve Arapça konuşan Ortodoks unsurun doğal koruyucularıyız. Bu nedenle azınlıkların korunmasının sağlanması büyük önem taşımaktadır…

Yiannis Pretenteris: Peki bu rolü nasıl oynamalıyız? Mesela…

Miçotakis: Size bir sebep daha söyleyeyim. Elbette, biz aynı zamanda mülteci sorununun ön saflarında yer alıyoruz ve dolayısıyla Suriye’nin istikrarı ve ülkenin Avrupa’ya kaçan ve birçoğu Yunanistan’da olmak üzere milyonlarca mülteciyi geri kabul etme yeteneği de ön planda. Bizim üzerimizde olumlu bir etkisi var. Çok önemli.

Bir imkânımız daha var: Herkesle konuşabiliriz ve bunu hem Dışişleri Bakanı düzeyinde hem de benim düzeyimde yapma imkânımız var. Mesela bugün Ürdün Kralı’yla görüştüm, Katar Emiri’yle görüştüm. Bunlar da görüşleri olan ülkeler, görüşleri her zaman örtüşmeyebilir.

Pazartesi günü planlanan seyahati gerçekleştirmek üzere Lübnan’a gideceğim ancak koşulların ne kadar farklı olduğuna dikkat edin. Suriye henüz çökmemişken, on gün önce Lübnan’da olacaktım. Bugün, sadece Lübnan’da değil, Suriye’de yaşananlar da göz önüne alındığında, bu seyahatin özel bir anlam kazandığı açıktır.

Ve tabii ki Avrupa Birliği içinde, ister önümüzdeki hafta Türkiye’de olacak olan Avrupa Komisyonu Başkanı ile sürekli olarak yürüttüğüm iletişimden bahsediyor olalım, ister Avrupa Birliği’nin bir parçası olarak, sesimizin duyulacağından kesinlikle emin olabilirsiniz. İster Konsey Başkanı’ndan bahsedelim, isterse Yüksek Temsilci’den bahsedelim…

Yiannis Pretenteris: Eminim konuşuyorsunuz, Türkiye biriyle konuşuyor mu? İçinizde bunu bir tarafa yatırdınız mı? Çünkü bunların hepsinde sizin telefon görüşmelerinizi, sizin temaslarınızı görüyoruz, Avrupa Birliği’ne entegre olmuş durumdayız, NATO ile politika yapıyoruz veya yapabileceğimiz başka bir şey var. Şu ana kadar Türkiye’nin herhangi biriyle görüştüğüne ikna olmadım, yani ayrıcalıklı bir şekilde, çünkü mutlaka birileriyle görüşüyorlardır.

“Başkan Trump’ın nasıl davranacağından kimsenin kesin olarak emin olabileceğini sanmıyorum”

Miçotakis: Bakın, tabii ki Türkiye de konuşuyor, ancak konu şu ki, konuştuğunuz kişi sizinle konuşurken ikinci kez düşünüyor mu, sürekli sizin gündeminizi anlamaya çalışıyor ve tam olarak ne elde etmek istediğinizden emin değil.

Yunanistan’a ilişkin önceliklerimiz çok açık ve dolayısıyla size anlattıklarımda gizli veya çift taraflı bir gündem görmüyorum. Bunun bize güvenilirlik kazandıracağını düşünüyorum ve bunun gelecek Amerikan yönetimi için de geçerli olacağını düşünüyorum.

Size hatırlatmak isterim ki, çok az Başbakan ve Avrupa Konseyi Başkanı, Başkan Trump ile bir araya gelme ve kurumsal iletişim kurma fırsatı buldu. Ben bu kategoriye giriyorum, çünkü artık Avrupa Konseyi’nin en yaşlı üyelerinden biriyim.

Ve tabii ki, ilk Trump dönemine kıyasla, Yunan-Amerikan ilişkilerini daha da güçlendirmek için kurumsal adımlar da dahil olmak üzere birçok adım attık. Örnek olarak beş yıl uzatılan savunma işbirliği anlaşmasını ve Amerikan şirketlerinin daha fazla nüfuz etmesini gösteriyorum.

Örneğin dış politikanın bir başka boyutuna bakalım: Yapay zeka dünyasındaki yerimiz? Geleceğin dış politikasını ilgilendiriyor mu, ilgilendirmiyor mu? Elbette evet derdim, çünkü bu tüm ülkelerin yönetmesi gereken en önemli konu.

Yunanistan, hem coğrafi konumumuzdan hem de nispeten ucuz enerjiye erişimimizden yararlanarak Yunanistan’da veri merkezleri kurmak isteyen büyük Amerikan şirketlerinin merkezi haline geldiğinde, bu durum ülkeyi güçlendirir mi, güçlendirmez mi? Geçmişe değil geleceğe dönük bir politika mı yapılıyor? Öyle olduğuna inanıyorum.

Başkan Trump’ın nasıl davranacağından kimsenin kesin olarak emin olabileceğini sanmıyorum. Ama sanırım artık daha deneyimli.

Dış politika kadroları, en azından Dışişleri Bakanlığı’nda görev alacak kişiler, Milli Güvenlik’in kritik mevkilerinde görev alacak kişiler, bölgeyi çok iyi bilen kişilerden oluşuyor.

Marco Rubio’nun Senatör Menendez ile birlikte EastMed Yasası’na ortak sponsorluk yaptığını hatırlatmak isterim. Bunlar bölgede olup bitenler hakkında görüş sahibi olan insanlar ve geleneksel olarak Yunanlıların yerleşik tutumlarına yakın olduklarını söyleyebilirim.”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu