Yunanistan Haber

Miçotakis: “Gri Bölgeler Yok, NAVTEX Hukuksuz, 12 Mil Bizim Hakkımız”

“Türkiye ile aramızdaki temel mesele, tek ve bir tanedir: Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının, yani Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve kıta sahanlığının sınırlandırılmasıdır. Türkiye bu ‘menüye’ başka konular ekledikçe, bu yönde ilerlemek bu aşamada zorlaşıyor."

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşme öncesinde, SKAİ televizyonuna verdiği özel mülakatta Türkiye’ye yönelik son derece açık ve sert mesajlar verdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı ile yapacağı görüşmenin 15 Şubat’tan önce gerçekleşeceğini açıklayan Başbakan, Yunanistan açısından Türkiye’nin gri bölgeler ve adaların silahsızlandırılmasına ilişkin taleplerinin mevcut olmadığını net bir şekilde ifade etti ve bu nedenle, “biz hiçbir zaman böyle bir tartışmaya girmeyeceğiz, Türkiye’nin bunu anlaması gerekir” dedi.

Ege’de süresiz olarak yayımlanan NAVTEX’in yarattığı provokasyonla ilgili olarak, Yunanistan’ın bu NAVTEX’in “hukuki açıdan yasa dışı karakterine” ilişkin değişmeyen tutumunu yineleyen Miçotakis, SKAİ’ye yaptığı açıklamada Yunanistan’ın, “Ege’de elektrik bağlantı projeleri gerçekleştirmek isterse kimseden izin almak zorunda olmadığını” vurguladı.

“Bazen Türk bürokrasisi tarafından, biraz otistik biçimde, yerleşik görüşler tekrar ediliyor. Ancak Erdoğan bu başlığı geçmişte bırakmak isterse, ben bu tartışmaya girmeye hazır olurdum. Bunu bu aşamada olası görmüyorum. Kasos’ta (Çobanadası) herhangi bir bekleyen mesele ya da fiili durum yaratılması söz konusu değildir” diye konuştu.

“Türkiye ile aramızdaki temel mesele, tek ve bir tanedir: Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının, yani Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve kıta sahanlığının sınırlandırılmasıdır. Türkiye bu ‘menüye’ başka konular ekledikçe, bu yönde ilerlemek bu aşamada zorlaşıyor. Buna rağmen, Sayın Fidan’ın açıklamasını, Türkiye’nin bazı yerleşik konularını geçmişte olduğu kadar yoğun biçimde öne çıkarmamayı düşünebileceğine dair olumlu bir işaret olarak değerlendiriyorum.”

Başbakan ayrıca hedeflerinin, Türkiye’yi kalıcı olarak Avrupa ile daha güçlü bir iş birliğinden dışlamak olmadığını da belirtti.

“Hedefimiz bu müzakere kozunu kullanarak Türkiye’yi bu taleplerin tamamen yanlış ve gereksiz olduğuna ikna etmektir. Ayrıca, 1995’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin aldığı kararın üzerinden otuz yıldan fazla zaman geçmişken, komşular arasında iyi ilişkilerden söz ederken casus belli tehdidinin ne anlamı olabilir? Bölgemizde ve dünyada zaten yeterince sorun var, yenilerini eklemeye gerek yok” mesajını verdi.

“Arabulucuya ihtiyacımız yok”

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı ile sık iletişim halinde olması nedeniyle olası bir Amerikan arabuluculuğuna dair dile getirilen endişelere ilişkin konuşan Miçotakis, bu kaygıları hiç paylaşmadığını söyledi. Başbakan, Yunanistan’ın ABD ile stratejik bir ilişkiye sahip olduğunu ve Donald Trump’ı ilk başkanlık döneminden tanıdığını hatırlattı.

“Yunanistan ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki stratejik ilişkiler, tarihlerinin en iyi noktasındadır. Stratejik ilişkilerden söz ederken yalnızca Başkan Trump ve ofisiyle olan ilişkileri kastetmiyoruz; Kongre ve ABD’deki diğer güç merkezleriyle sahip olduğumuz kalıcı ve istikrarlı ilişkileri de kastediyoruz” diye konuştu ve Türkiye ile ilişkilerin bağımsız bir başlık olduğunu vurguladı.

“Önümüzdeki haftalarda Ankara’da bulunma fırsatım olacak ve hiçbir şekilde bu görüşün Türkiye tarafından da paylaşıldığını düşünüyorum, iki ülkeyi ilgilendiren konuları görüşmek için bir hakeme ya da arabulucuya ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum” dedi.

Hava sahasında gerilimlerin azalması

Miçotakis, Türkiye ile iletişim kanallarının sürekli açık tutulması gerektiğini de söyledi.

“Atina Bildirisi’ni imzaladığımızdan bu yana göz ardı edilmemesi gereken önemli kazanımlarımız var. Hava sahasında gerilimlerin ciddi biçimde azalması söz konusu. Göç konusunda iyi bir iş birliği var, adalar için hızlı vize uygulaması var ve olası bir gerilimi yatıştırmak için açık iletişim kanalları oluşturduk. Ancak hayallere kapılmıyorum” dedi ve şöyle devam etti:

“Temel mesele, tek büyük anlaşmazlık MEB ve kıta sahanlığıdır. Türkiye bu başlığa başka konular ekledikçe, bu yönde ilerlemek bu aşamada zorlaşıyor. Fidan’ın açıklamasını olumlu buluyorum, belki Türkiye bazı yerleşik meseleleri eskisi kadar öne çıkarmamayı değerlendirebilir. Ancak ardından Türk Savunma Bakanlığı’nın yerleşik tezleri içeren açıklaması geldi, bu beni şaşırtmadı.”

“Erdoğan ile doğrudan iletişim halinde olmam olumlu bir şeydir, yalnızca ikili meseleleri konuşmuyoruz. Türkiye’nin de yer alacağı daha geniş bir bölgesel konferans konusu gündeme gelebilir. İletişim kanallarının açık olması gerekiyor.”

“12 mile genişleme hakkı vazgeçilmezdir”

“Yunanistan karasularını İyon Denizi’nde zaten genişletti. Yunanistan büyüdü. 12 deniz mili hakkı vazgeçilmezdir ve uygun koşullar oluştuğunda kullanılacaktır. On yıllar boyunca bu hak hiç kullanılmadı, bunu ilk kez biz İyon’da yaptık. Tek taraflı bir haktır ve kullanılabilmesi için kimsenin onayına ihtiyaç yoktur. Öte yandan serbest seyrüsefer konusu yalnızca Yunanistan’ı ya da Türkiye’yi ilgilendirmiyor” dedi ve devam etti:

“Türkiye ile uzlaşılabilecek bir çözüm vardır, bu uluslararası bir yargı organına başvuru olabilir. Ancak gri bölgeler teorisi varken, Yunan adalarının egemenliği dolaylı da olsa sorgulanırken ve bir savaş tehdidi ortadayken bu noktaya gelmek çok zordur. Fidan’ın açıklaması doğru yönde çekingen bir adımdır, ancak Erdoğan ile görüşmemden sonra daha fazlasını söyleyebileceğim.”

“Geçmişte kaçırılmış fırsatlar oldu”

“Geçmişte, gerilimin daha düşük olduğu dönemlerde, büyük anlaşmazlığı çözmek için fırsatlar olmuş olabilir. Ancak mesele bugün ne olduğudur. Benim görevim ülkemizin müzakere gücünü artırmak ve ülkeyi güvende tutmaktır. Durgunluğa yatırım yapmadık; deniz parkları, deniz mekânsal planlaması ve Yunanistan’ın enerji alanında jeostratejik bir aktör olarak öne çıkarılması gibi önemli adımlar attık.”

“Yunanistan silahlanıyor ve hareket ediyor; bu Türkiye’ye karşı olmak için değil, Silahlı Kuvvetler’in dış politikamızın caydırıcılık doktrinini desteklemesi içindir. Türkiye ile bir fırsat penceresi beklerken kendi gücümüze yatırım yapmadan durmuyoruz. Yunanistan uluslararası hukuka bağlıdır. Değerlerimizin gücünü savunacağız, ancak gücün değerine de yatırım yapmamız gerekiyor.”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu