Yunanistan Haber

Meriç Bölgesinde Emlak Alımına Savunma Bakanlığı Onayı Şart

Atina'dan sınır bölgelerinde Türk emlak yatırımlarına karşı yeni Hamle: Savunma Bakanlığı onayı şart koşuluyor.

Atina’dan sınır bölgelerinde Türk emlak yatırımlarına karşı yeni Hamle: Savunma Bakanlığı onayı şart koşuluyor.

​Yunanistan, stratejik öneme sahip sınır bölgelerinde taşınmaz mal edinimini düzenleyen yasalarda değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Basında yer alan haberlere göre Atina, özellikle Meriç (Evros) bölgesinde Türk vatandaşlarının AB merkezli şirketler aracılığıyla artan arazi alımlarını mercek altına aldı.

Yunan Parlamentosunda Hareketlilik

Yunan Parlamentosunda yapılan tartışmalarda, Meriç bölgesindeki mülk satışları geniş yer buldu.

Yunan medyasındaki iddialara göre, Türk vatandaşları sınır bölgelerindeki ve askeri açıdan hassas bölgelerdeki “üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik mülkiyet kısıtlamalarını” aşmak için Bulgaristan veya diğer AB ülkelerinde kayıtlı şirketleri kullanıyor. Yunan milletvekilleri ve hükümet yetkilileri, bu alımların ölçeği ve yönteminin ulusal güvenlik endişelerini artırdığını savunuyor.

Yeni Düzenlemeyle “Nihai Faydalanıcı” Sorgulanacak

Planlanan yasal değişikliklere göre:

Sınır bölgelerinde mülk edinmek için sadece AB merkezli bir şirket kullanmak yeterli olmayacak.

​Şirketin nihai gerçek sahiplerinin (beneficial owners) tam olarak ifşa edilmesi zorunlu kılınacak.

​Eğer sahipler Türkiye gibi AB dışı ülke vatandaşıysa, işlem sıkı bir güvenlik denetimine tabi tutulacak.

​Dedeağaç (Aleksandrupoli), Kumçiftliği (Orestiada) ve Dimetoka (Didimotiho) gibi bölgelerdeki tüm mülk satışları için Yunanistan Savunma Bakanlığı’ndan onay alınması gerekecek. Onay verilmemesi durumunda satış sözleşmesi geçersiz sayılacak.

Yatırımlarda Rekor Artış

Verilere göre, Türklerin Yunanistan’daki emlak yatırımları 2024 yılında 514 milyon Euro’yu (yaklaşık 607,5 milyon Dolar) aşarak bir önceki yıla göre on kat artış gösterdi.

Yunanistan, 1924’ten bu yana belirli sınır bölgelerinde Türk vatandaşlarına satış kısıtlaması uygularken; Türkiye tarafında da 1927 ve 1964 yasaları uyarınca Yunan vatandaşlarının sınır ve kıyı bölgelerinde mülk edinmesi engelleniyor.

Bu karşılıklı kısıtlamalar nedeniyle Türk alıcıların, genellikle Yunan emlak ofislerinin de yönlendirmesiyle kurumsal yapılar üzerinden çözüm aradığı belirtiliyor.

Oniki Adalar ve Rodos Üzerindeki İddialar

Haberde ayrıca Türkiye’nin Oniki Adalar, özellikle de Rodos ve İstanköy’deki (Kos) Türkler üzerinden nüfuz kurma çabalarına dikkat çekiliyor. Yunan tarafının iddialarına göre bu strateji şu noktaları kapsıyor:

Bankacılık ve Finans: 2011’de Rodos’ta açılan ve 2018’de denetimler sonrası “işleyiş boşlukları” gerekçesiyle kapatılan Ziraat Bankası şubesi.

Dil ve Eğitim: Türk Başkonsolosluğu koordinasyonunda ücretsiz Türkçe kursları verilmesi ve gençlere Türkiye’deki üniversiteler için burs imkanları sunulması.

Üniversite Eğitimi: Rodoslu gençlerin İzmir Ege Üniversitesi gibi kurumlarda eğitim alıp adaya geri dönerek farklı sektörlerde çalışması.

Zamanlama Odaklı Geziler: Yunan milli bayramlarında (25 Mart ve 7 Mart gibi) Türk Başkonsolosluğu “himayesinde” Anadolu kıyılarına uygun fiyatlı geziler düzenlenerek yerel Müslüman Türk nüfusun adadan uzaklaştırılması iddiası.

Demografik Hareketler: Batı Trakya’daki Türklerin Rodos’ta evlilikler yaparak adaya yerleşmesi.

Sivil Toplum Kuruluşları: Müslüman Türk derneklerinin Başkonsolosluk yardımıyla Türkiye’ye ve diğer adalara (Somi gibi) geziler düzenlemesi.

Uluslararası Diplomasi: Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde, Oniki Adalar’da “baskı gören bir Türk azınlık olduğu” yönündeki tezlerini kabul ettirme çabaları.

Yunan analizleri, Türkiye’nin bu adımları “uzun vadeli ve metodik bir strateji” olarak yürüttüğünü ve Atina’nın bu duruma karşı savunma mekanizmalarını güçlendirdiğini vurguluyor.

 

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu