
“Kıbrıs Rum Toplumu Mührü Kıbrıslı Türklerle Paylaşmaya Hazır Mı?
"Büyük sorun şu ki, şu anda Kıbrıs Rum toplumu Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti'nin mührünü elinde tutuyor. Bu mührü Kıbrıslı Türklerle paylaşmaya hazır mı? İşte en büyük soru bu, bence çözülmemiş, çözülecek mi bilmiyorum."
Yunan Hukuk Profesörü Petros Liakuras’tan Kıbrıs meselesi ile ilgili önemli tespitler ve açıklamalar: “Kıbrıs Rum toplumu Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti’nin mührünü elinde tutuyor. Bu mührü Kıbrıslı Türklerle paylaşmaya hazır mı? İşte en büyük soru bu, bence çözülmemiş, çözülecek mi bilmiyorum (…)”.
Pire Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Petros Liakuras, Yunanistan Devlet Radyosu ERT 1. kanalında “Evet, Ama Aksi Halde” programına konuk oldu ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in çağrısı üzerine 17-18 Mart tarihlerinde İsviçre’nin Cenevre kentinde Kıbrıs meselesi için gayri resmi görüşmeler hakkında yorum yaptı.
Hukuk Profesörü Petros Liakuras özetle şunları dile getirdi:
“Türkiye için en büyük mesele Kıbrıs meselesidir. Bundan asla geri adım atmayacaklar”
“Bu, olması gereken bir toplantıydı. Çünkü 2004’ten sonra (daha önce ne olduğunu kontrol etmedim) ama 2004’te her dört senede bir Kıbrıs meselesi yeniden alevleniyor, hatta toplantı bile yapılıyor (…). Yani anlayacağınız, müzakere olsun ya da olmasın her dört yılda bir diyalog alevleniyor. Ve size şunu söylemeliyim: Hükümetimizin (Yunan) bu konuda ne söylediğini veya ne söylemediğini söylemeyeceğim. Ancak Fidan dün dedi ki, “biliyorsunuz bu bir müzakere değil, müzakerenin devamı değil, sadece birbirimizi görmek, nerede olduğumuzu görmek için bir görüşme. Başka bir şey yok.” Sanırım Fidan bu konuyu açıklığa kavuşturdu (…).
Kıbrıs (Güney) tarafından okuduklarımdan doğru anladıysam, Guterres bir yol haritası oluşturmaya çalışacak. Ancak bunun gerçekleşmesinin pek olası olmadığını düşünüyorum (…).
Birincisi, Erdoğan henüz bu konuda bir tavır almış değil. Erdoğan, her Türk Başbakanı veya genel olarak Cumhurbaşkanı gibi, Kıbrıs sorununun çözümünün anahtarıdır (…).
Erdoğan artık tamamen değişti. Bana sık sık, hem Yunan-Türk ilişkilerinde, hem de özellikle Kıbrıs sorununda çok işbirlikçi olduğu 2002-2004 dönemine geri döndüğü izlenimini veriyor; bunu da kanıtladı (…).
Şu anda Kıbrıs Türk toplumunda (KKTC) bir gelişme yaşanıyor. Tatar’ın Haziran ayında erken seçime gitmesi muhtemel. Haziran ayında olmazsa Ekim ayında olması lazım. Tatar, “iki devlet” dediğinden geri adım atmayacak. Yani burada da aynı şey geçerli olacak ve dolayısıyla böyle bir kabiliyetimizin olmadığı ortaya çıkacak.
Bu, (bunu bilerek söylüyorum ama biraz sapkınlık gibi görünebilir) Rum toplumu, yani Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti için iyi olabilir, çünkü tam da yıkılacak bir şey varsa, o da Rum tarafından yıkılmamalıdır. Bu nedenle Tatar’ın geri adım atacağını pek sanmıyorum (…)”.
Biz her zaman Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs Rum tarafıyla birlikte Kıbrıs sorununu çözmesini istediğimizi söylüyoruz. Ancak bunun için Kıbrıs Rum tarafının endişelerine ilişkin olarak konuya doğru perspektiften bakmamız gerekiyor. Ve genel olarak federasyon, iktidarların dağıtılması anlamına gelir. Yani iktidarları paylaşacaklar (her toplum kendi toplumu, devleti veya vilayeti içindeki diğer toplumla değil), ancak merkezi sistemde tüm Kıbrıs’ı birlikte yönetecekler.
Dolayısıyla Rum tarafının bunu ne ölçüde kabul etmeye hazır olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ve biraz sert bir üslupla konuşuyorum, çünkü büyük sorun şu ki, şu anda Kıbrıs Rum toplumu Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti’nin mührünü elinde tutuyor. Bu mührü Kıbrıslı Türklerle paylaşmaya hazır mı? İşte en büyük soru bu, bence çözülmemiş, çözülecek mi bilmiyorum (…)”.
Belki de istenebilecek tek şey, ama Rum tarafının bunu nasıl karşılayacağını bilmiyorum, her zaman söylediğimiz şu söylemle ilerlemek olabilir: ‘Büyük sorunları çözemiyoruz, küçük sorunları çözelim’.
Ve küçük sorunlar, Güven Artırıcı Önlemler, yani koridorların açılması, muhtemelen Rum tarafının istemeyeceği bazı açılımlar, Kıbrıslı Türklere bazı havaalanlarının veya limanların açılması ve bundan sonrası da başka bir şey değil. Ve tabii ki bu konuları tekrar görüşmek üzere bir araya geleceğimize dair bir söz (…).
Dolayısıyla Kıbrıs sorunu, Türkiye’nin en önemli sorunudur. Zaten Türkler geçmişte de birçok kez şunu söyledi, “önce Kıbrıs sorununu çözmeye bakalım, Kıbrıs sorununu çözersek Ege’ye daha rahat girilir.”
Yani anlayacağınız Türkiye için en büyük mesele Kıbrıs meselesidir. Bundan asla geri adım atmayacaklar (…)”.