
Kathimerini Gazetesi: “Dikenli Yunan-Türk Buluşması”
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, 11 veya 13 Şubat tarihlerinde Ankara’da bir araya gelmeye hazırlanıyor.
Doğu Akdeniz ve Ege’de dengelerin yeniden hassaslaştığı bir dönemde, Ankara’da yapılması planlanan Erdoğan–Miçotakis görüşmesi, iki ülke arasındaki “kontrollü sükûnetin” ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Kathimerini gazetesinin İngilizce baskısında de vurguladığı üzere, bu buluşma 2023 Aralık’ındaki Atina temaslarının aksine, ertelenmiş toplantılar, iptal edilen randevular ve birikmiş dosyalarla yüklü, dikenli bir zeminde gerçekleşecek.
Enerji projelerinden NAVTEX ilanlarına, ABD’de değişen siyasi dengelerden Güney Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesine kadar uzanan geniş bir yelpazede tarafların pozisyonları sertleşirken, Ankara ve Atina bir yandan yeni bir kriz döngüsünden kaçınmaya çalışıyor, diğer yandan da birbirlerinin niyetlerini dikkatle test ediyor.
Bu nedenle yaklaşan görüşme, somut kazanımlardan çok, ilişkilerin nereye evrileceğine dair önemli işaretler barındıran bir diplomatik eşik olarak öne çıkıyor.
Kathimerini gazetesi, yaklaşmakta olan Ankara’da Erdoğan-Miçotakis buluşması öncesinde önemli bir yazıyı kaleme alarak okuyucularına sevis etti. Haber-yazı şu şekilde yorumlar içeriyor:
Kathimerini Gazetesi: “Dikenli Yunan-Türk Buluşması”
Ankara’da yapılacak kritik görüşme öncesi gerilimler sürüyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, 11 veya 13 Şubat tarihlerinde Ankara’da bir araya gelmeye hazırlanıyor. Ancak bu buluşma, 7 Aralık 2023’te Atina’da gerçekleştirilen İkili Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (HLCC) toplantısına kıyasla daha gergin bir ortamda gerçekleşecek.
Bundan sonra, yeni HLCC toplantısını planlama girişimleri 2024 yılında bir kez, 2025 yılında ise iki kez başarısız oldu. Aynı şekilde, Eylül 2025’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında yapılması planlanan Erdoğan-Miçotakis görüşmesi de iptal edildi. Erdoğan, o dönemde bu görüşmeyi iptal ederek, ABD Başkanı Donald Trump ile Gazze’de barış konulu bir toplantıya katılmıştı.
Trump’ın yeniden seçilmesinin ardından Erdoğan’ın dış politikada kendini daha güçlü hissettiği görülüyor. Biden dönemi boyunca ABD ile yakın ilişkiler geliştirememiş olan Erdoğan, şimdi Trump ile düzenli telefon görüşmeleri yapıyor, Türkiye’nin Suriye’deki rolü Kürtlere zarar verecek şekilde yükseltilmiş durumda, Gazze’de kilit bir rol oynama umutları bulunuyor ve belki de ABD’nin Türkiye’yi F-35 çok amaçlı gizli savaş uçağı alımından hariç tutma kararını geri çevirebilme ihtimali doğuyor.
Yunanistan ile ilişkiler söz konusu olduğunda ise, Şubat 2023’ten beri görece sakin bir iletişim sürüyor gibi görünse de, iki taraf arasında birikmiş gerilimler 2020-2021 döneminde yaşanan kötü ortamın tekrar ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Türkiye, Yunanistan-Kıbrıs (Güney)-İsrail enerji bağlantı projesinin inşasını açıkça engelliyor. Proje, anlaşmazlığa konu olan kıta sahanlığından geçmemesine rağmen, Erdoğan’ın Ege Denizi’nin 28. doğu meridyeni doğusundaki alanlarda hakimiyet kurma isteğini gösteriyor.
Proje ayrıca, Kıbrıs (Güney) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve bazı Kıbrıslı (Güney) iş insanlarının neredeyse açık muhalefetiyle de daha da karmaşık hale geldi.
Son dönemde Türkiye, alışıldığı üzere, 25. doğu meridyeni doğusundaki bazı Ege bölgeleri için “hidrokarbon araştırması” gerekçesiyle NAVTEX ilan etti. Bu NAVTEX’te dikkat çeken unsur ise süresinin iki yıl olarak belirlenmiş olması. Türkiye, bu NAVTEX’in “saf teknik bir konu” olduğunu belirtirken, Yunanistan tepkilerini abartılı buluyor. Yunan yetkililer ise bunun tamamen iç politik nedenlerle yapıldığını düşünüyor.
Her ne kadar yaklaşan toplantıdan büyük bir ilerleme beklenmese de, iki taraf da çıkmaza girmekten kaçınmak istiyor.”