Yunanistan Haber

“İthaki” Gündemde, Çipras’ın Kıbrıs İddiaları!

Kitap, Çipras'ın Başbakanlık dönemi, Yunanistan'ın kamu borcu müzakereleri ve özellikle Kıbrıs meselesine dair yeni ve hararetli bir tartışma başlattı.

Eski Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın uzun zamandır beklenen kitabı “İthaki” bugün yayımlandı. Kitap, Çipras’ın Başbakanlık dönemi, Yunanistan’ın kamu borcu müzakereleri ve özellikle Kıbrıs meselesine dair yeni ve hararetli bir tartışma başlattı. Crans-Montana’daki kritik müzakerelerin perde arkasını anlatan Çipras’ın iddiaları, bölge diplomasisinin odağına oturdu.

Çipras’a Göre Crans-Montana, Kayıp Bir Tarihi Fırsat

“İthaki”nin “Kıbrıs Sorunu: Çözüme Bir Nefes Kala” başlıklı kapsamlı bölümünde, Çipras, 2016-2017 müzakerelerinin ayrıntılarını paylaşıyor. Eski Başbakan, Yunanistan’ın müzakerelerde yalnızca “güvenlik ve garantiler” boyutuna odaklandığını, temel taleplerinin garantiler sisteminin tamamen kaldırılması ve Türk askerinin adadan çekilmesi olduğunu belirtiyor.

Kitapta, BM Genel Sekreteri’nin hazırladığı **”Guterres Çerçevesi”**nin tarihi bir anlaşma için benzersiz bir fırsat yarattığı savunuluyor. Ancak Çipras, bu fırsatın 6 Temmuz akşam yemeğinde Türk tarafının “uzlaşmaz tutumu” nedeniyle kaybedildiğini ileri sürüyor. Ayrıca, dönemin Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım ile kritik temaslara ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun garantilerin kaldırılmasına ilişkin António Guterres’e ilettiği iddia edilen mesaja da yer veriliyor.

Türk Diplomatlardan Sert Karşı Çıkış: “Böyle Bir Fırsat Hiç Olmadı”

Çipras’ın Crans-Montana anlatısı, görüşmelere katılan üst düzey Türk diplomatların yaptıkları özel açıklamalarla güçlü bir şekilde sorgulanıyor.

İlk Üst Düzey Yetkili: Crans-Montana görüşmelerinde yer alan bir Türk Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Çipras’ın bahsettiği “sunulduğu gibi bir fırsatın hiç olmadığını” açıkça belirtti. Türk tarafının, Türk güçlerinin varlığını üç seçim döngüsü sonrasında yeniden değerlendirme niyetini dile getirdiğini ancak “‘sona erme maddesi’nde olduğu gibi özerkliği açıkça reddettiklerini” ekledi. Bu açıklama, garantiler ve asker çekilme takvimi konusundaki Türk pozisyonunun Çipras’ın yorumundan belirgin bir şekilde farklı olduğunu gösteriyor.

İkinci Diplomat: Görüşmelere katılan ikinci bir üst düzey diplomat da Ankara’nın, kitapta sunulan Türk pozisyonu anlatımını kabul etmediğini vurguladı. Diplomat, bunların “önemli noktalar olduğunu, ancak garantilere ilişkin tutumları hakkında söylenenlerin doğru olmadığını” ifade etti.

Türk diplomatların bu açıklamaları, 6 Temmuz akşam yemeğindeki atmosfer ve önerilerin içeriği konusunda ciddi çelişkiler olduğunu ortaya koyarak Crans-Montana tartışmasına yeni bir boyut katıyor.

Çözümsüzlükte Rol Oynayan Güvenlik İhtiyaçları Çatışması

2016-2017 dönemi, Kıbrıs meselesinin BM çerçevesindeki en karmaşık dosyalarından biriydi. Uluslararası aktörler, Guterres Çerçevesi’ni tarihi bir anlaşmaya en çok yaklaşılan nokta olarak görüyordu. Ancak metinde de belirtildiği gibi, Rum tarafının güçlü güvenlik güvencelerine duyduğu ihtiyaç ile Türkiye’nin kalıcı garantilere dayanan yaklaşımı arasındaki temel çatışma, konferansın çöküşünde belirleyici rol oynadı ve aşılmaz bir uçurum yarattı.

Kitabın yayımlanmasıyla birlikte, AB’nin kritik barış süreçlerini yönetme biçimi ve Birliğin kurumsal ağırlığının gelecekteki güvenlik düzenlemelerine nasıl etki edebileceği gibi konuların da yeniden tartışmaya açılması bekleniyor.

Yeni Bir Tartışma ve Diplomatik Diyalog Başladı

“İthaki”, Kıbrıs meselesinin hala olayların kendisi kadar hafızanın, kurumsal çerçevenin ve siyasi yorumun önemli olduğu bir dosya olduğunu gözler önüne seriyor. Çipras’ın anlatısının sorumluluğu Türk tarafına yüklemesine karşın, Türk diplomatların karşı açıklamaları, Atina, Güney Lefkoşa ve Ankara’nın aynı kritik dönemi ne kadar farklı değerlendirdiğini gösteriyor.

Kitap, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Türkiye’de şimdiden yeni bir siyasi ve diplomatik diyalog başlattı. Önümüzdeki dönemde, olayların “gerçekleri” ve farklı anlatımları üzerine yoğun bir kamuoyu tartışması, Güney Lefkoşa ve Ankara’dan resmi tepkiler ve uluslararası aktörlerin BM ve Guterres Çerçevesi rolüne ilişkin detaylı yorumları bekleniyor. Kıbrıs meselesi kapanmış değil; Crans-Montana süreci tartışmasının hem siyasi hem de diplomatik düzeyde yeniden alevlenmesi muhtemel görünüyor.

Kitabın ve karşı açıklamaların yarattığı bu durum, “müzakere diplomasisinde algı yönetimi ve tarih yazımı” kavramlarının Kıbrıs meselesinde ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Her iki tarafın da kamuoyu nezdinde haklılığını kanıtlama çabası, gelecekteki olası çözüm girişimlerinin müzakere masasını etkileyecektir.

“İthaki” Kitabına Yunan Hükümetinden Eleştirel Bakış

Yunanistan’da iktidardaki Yeni Demokrasi (ND) hükümeti, Aleksis Çipras’ın yeni kitabı “İthaki”nin, eski Başbakan’ın partisi ile PASOK arasında ikincilik pozisyonu için bir rekabeti kızıştırdığını düşünüyor. Hükümet kanadı, kitapta kibir ve sorumsuzluk gördüğünü belirtiyor.

Ana Eleştiriler

İç Hesaplaşma ve Kavga: Hükümet yetkilileri, Çipras’ın kitabı bir “yeni siyasi çabaya” başlamak yerine, eski ortakları (Lafazanis, Varufakis, Polakis, Ahçıoğlu, Konstantopulu) ile büyük bir kavgaya tutuşma aracı olarak kullandığını belirtiyor. Bu durumun, sol cephede bir iç çatışmaya yol açacağı öngörülüyor.

Kibirlilik ve Özür Eksikliği: Başbakanlık Sarayı (Maksimum Köşkü), 700 sayfadan fazla olan kitapta “tek bir özrün” dahi bulunmamasını eleştiriyor. Çipras’ın, 2015’in dramatik günlerinde yaşananlardan dolayı vatandaşlardan samimi bir özür dilemek yerine, tüm sorumluluğu eski yardımcılarına yüklemeye çalıştığı iddia ediliyor.

Lider Sorumluluğundan Kaçış: Hükümet Sözcüsü Pavlos Marinakis, kaptanın (Çipras’ın) seçtiği mürettebat (eski Bakanlar) yüzünden geminin (ülkenin) kayalara çarpmasından sonra tüm suçu mürettebata atmasının dürüst olmadığını söyledi. Marinakis, Karl Marx’ın sözünü alıntılayarak, “Tarih ilk kez trajedi, ikinci kez ise fars olarak tekerrür eder,” ifadesiyle Çipras’ın eylemlerini tiye aldı.

PASOK’a Etkisi: Kitabın, merkez solu karıştıracağı ve PASOK’un (Nikos Androulakis liderliğindeki) oylarının Çipras’ın kuracağı yeni partiye kaymasına neden olacağı, hatta PASOK içinde bir güven bunalımı yaratacağı öngörülüyor.

Hükümet, bu iç kavganın kendilerini ilgilendirmediğini, asıl odaklarının vatandaşların beklediği sonuçları üretmek olduğunu ve asıl değerlendirmenin 2027 seçimlerinde vatandaşın güveni üzerinden yapılacağını belirtiyor.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu