
Gümülcine Devlet Hastanesi İçin Başörtüsü ve Türkçe Yasağı Talebi!
Batı Trakya’da yaşayan Türk azınlığı yakından ilgilendiren yeni bir tartışma kamuoyunun gündemine oturdu.
Batı Trakya’da yaşayan Türk azınlığı yakından ilgilendiren yeni bir tartışma kamuoyunun gündemine oturdu.
Gümülcine’de faaliyet gösteren Spartakos Belediye Meclisi Grubu, Gümülcine Şişmanoğlu Devlet Hastanesi yönetimine gönderdiği bir mektupla hastanede başörtüsü kullanımı ile Türkçe konuşulmasının yasaklanmasını talep etti.
Söz konusu mektup, bölgede hem siyasi hem de toplumsal düzeyde geniş tartışmalara yol açtı. Batı Trakya Türk azınlığı mensupları, taleplerin kendilerini hedef aldığını belirterek gelişmeleri endişe ve üzüntüyle takip ettiklerini ifade ediyor.
Spartakos’tan hastane yönetimine mektup
Gümülcine’deki Spartakos Belediye Meclisi Grubu’nun lideri Kostas Karaiskos ile belediye meclis üyesi Panagiotis Karakolidis imzasıyla gönderilen mektup, hastanenin günlük işleyişine ilişkin çeşitli iddiaları gündeme getiriyor.
Mektupta özellikle üç konu üzerinde duruluyor:
Hastanede çalışan bazı doktor ve hemşirelerin başörtüsü kullanması
Sağlık personelinin hizmet sırasında Türkçe konuşması
Hastane yemek menüsünde domuz etinin bulunmaması
Mektubu kaleme alanlar, kamu sağlık kurumlarında “dini tarafsızlık” ilkesinin korunması gerektiğini savunarak başörtüsü kullanımının buna aykırı olduğunu ileri sürüyor.
Ayrıca bazı sağlık çalışanlarının hizmet sırasında Türkçe konuşmasının iletişim sorunlarına yol açtığını iddia eden Spartakos temsilcileri, kamu kurumlarında resmi dil olarak Yunanca kullanılmasını talep ediyor.
Mektupta hastane menüsünde domuz etinin bulunmaması da eleştirilirken, bunun “sembolik bir anlam taşıdığı” ileri sürülüyor.
Azınlık toplumunda endişe
Batı Trakya’daki Türk azınlık çevreleri ise söz konusu taleplerin toplumda gereksiz bir gerilim oluşturduğunu belirtiyor. Bölgedeki birçok kişi, azınlık mensuplarının yıllardır Yunan vatandaşlarıyla birlikte barış ve huzur içinde yaşamak istediğini vurgulayarak bu tür girişimlerin toplumsal uyumu zedeleyebileceğine dikkat çekiyor.
Azınlık temsilcileri, dini inançların ve anadilin kullanımı gibi temel hakların tartışma konusu yapılmasının Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türk toplumunu tedirgin ettiğini ifade ediyor.
Gelişmelerin ardından gözler şimdi Eleni Rofaela yönetimindeki Gümülcine Devlet Hastanesi idaresinin nasıl bir tutum alacağına çevrilmiş durumda.
“Sayın Hastane Müdürü,
Şehrimizin Genel Hastanesi’ndeki görevinizi devralmanızın üzerinden yaklaşık altı ay geçmiş bulunuyor. Bu süre zarfında hastanenin genel durumu hakkında iyi bir fikir edinmiş olduğunuzu düşünüyoruz. Ancak bazı konular “tehlikeli” veya popüler olmayan başlıklar olarak görülse de, vatandaşlarımızı ilgilendiren meselelerle ilgilenen bir belediye grubu olarak dikkatinizi belirli hususlara çekmek istiyoruz. Aynı konuyu üç yıl önce selefiniz döneminde de gündeme getirmiştik. Bu mesele, hastanede çalışan bazı azınlık mensubu personelin davranışları ve yönetimin bu konulara yaklaşımıyla ilgilidir.
Giderek daha fazla sayıda çalışan kadın doktorlar ve hemşireler dini inançlarını simgeleyen başörtüsü ile görev yapmaktadır. Bizce bu durum sağlık personelinin uyması gereken tarafsızlık ilkesine aykırıdır. Bu konu yaklaşık sekiz yıl önce İskeçe Hastanesi’nde ele alınmış ve uygun şekilde çözüme kavuşturulmuştur. Bugün bildiğiniz gibi İskeçe Hastanesi’nde başörtülü çalışan bulunmamaktadır; aynı durum, günümüzde Gümülcine’de görev yapan uzman doktorların çoğunun eğitim aldığı Dedeağaç Hastanesi için de geçerlidir. O halde Gümülcine neden istisna oluşturmaktadır? Komşu iller başka bir devlet midir?
Gümülcine Hastanesi’nde sunulan yemek menüsü adeta… Muhammedî dine göre düzenlenmiş durumdadır! Domuz etinin uzun süredir menüde yer almaması – hatta Noel’de bile bifteğin dana eti olması – belki temel bir sorun değildir, ancak sembolik anlamı açıktır. Elbette hiçbir hasta dini nedenlerle “haram” saydığı eti yemeye zorlanamaz. Ancak İskeçe’de uygulanan çözümün neden burada uygulanmadığını merak ediyoruz: Bildiğiniz gibi orada her şey servis edilir ve domuz eti olduğunda isteyenler için alternatif de sunulur. Gümülcine Hastanesi’nin… helal yoluna girdiğine inanmak istemiyoruz!
Azınlık mensubu sağlık çalışanlarının hizmetle ilgili konularda Türkçe kullanması ciddi bir iletişim sorunu yaratmış ve bize iletilen çok sayıda memnuniyetsizlik olayına neden olmuştur. İskeçe’de görev yaptığınız dönemdeki Baltacı vakasını çok iyi biliyorsunuz; o durum sonunda gerektiği şekilde ele alınmıştı. Burada ise Türkçenin dayatılmasına, bunun yarattığı işleyiş sorunlarına ve çoğunluk mensubu hastalar ile çalışanlar için oluşan rahatsız edici ortama sessiz mi kalacağız? Daha önceki bir hastane yöneticisi, resmi dil olan Yunancanın kullanılmasını personele yazılı olarak hatırlatmıştı. Yunanca bilmeyen hastalar için çeviri yapılması elbette anlaşılabilir; ancak bazı kişilerin sürekli Yunancayı bir kenara bırakarak Türkçeyi tercih etmesi kabul edilemez.
Sayın Müdür, hastanede çözülmesi gereken birçok sorun olduğunu ve yeni binaya taşınma sürecinin daha da fazla sorun doğurabileceğini biliyoruz. Ancak yukarıda anlattığımız konu da son derece önemlidir. Çünkü kamu sağlık sistemini finanse eden Yunan vatandaşının, şehrinin hastanesinde kendini gerçekten hoş karşılanmış hissedip hissetmeyeceği meselesi söz konusudur. Yoksa bir tür “hibrit egemenlik” altındaki bir kuruma girdiğini mi hissedecektir?
Söz konusu sorunların kalıcı hale gelmemesi ve Niarchos Vakfı’nın bağışıyla yapılacak yeni yapıya taşınmadan önce gerekli önlemlerin alınması sizin elinizdedir.”