Batı TrakyaBatı Trakya Haber

Eyvah! Yunanlılar Dedeağaç’ta Türkçe Konuşulmasından Rahatsız

"Kamusal alanlarda sürekli Türkçe konuşulmasının rahatsızlık yarattığı ve birçok kişinin "kendi topraklarında yabancı" hissetmesine neden olduğu ifade ediliyor."

Bir Yunan vatandaşı, e-evros.gr’ye gönderdiği bir mektupla, Dedeağaç’a gelen Türk turistlerin cadde ve sokaklarda, çarşı pazarda Türkçe konuşmasından rahatsız olduğunu açıkça belirtmiş.

İsminin açıklanmadığı Yunan vatandaşı e-evros.gr’ye gönderdiği mektupta şu ifadeler dikkat çekiyor:

“Türklerin şehrin (Dedeağaç) günlük yaşamındaki yoğun varlığının yerel sakinler için bir “yabancılaşma” hissi yarattığını vurgulayarak, konunun kültürel ve sosyal boyutunu da ortaya koyuyor.

Kamusal alanlarda sürekli Türkçe konuşulmasının rahatsızlık yarattığı ve birçok kişinin “kendi topraklarında yabancı” hissetmesine neden olduğu ifade ediliyor.

Mektupta, yabancı ziyaretçilere Yunan vatandaşlarının ihtiyaçlarına kıyasla öncelik verilmesinden duyulan rahatsızlık da açıkça görülüyor. Bu görüş, Türklerin bölgedeki varlığını sadece istenmeyen değil, aynı zamanda tehlikeli olarak nitelendirecek kadar ileri gidiyor ve kronik “Casus Belli’ye (Savaş Nedeni) ve Ankara’nın yayılmacı emellerine açıkça atıfta bulunuyor.”

Haberin tamamı şu şekilde:

“Türkiye’den Turizme “Diğer Bakış Açısı”

“Sınır ötesi turizmin yerel ekonomiler için sıkça bir kalkınma aracı olarak tanıtıldığı bir dönemde, gerçeğe farklı bakan seslere de yer vermek önemlidir.

Bir vatandaş, e-evros.gr’ye gönderdiği bir mektupla, kısa süre önce Restoran Sahipleri Birliği tarafından Türk turistlerin Dedeağaç’a çekilmesiyle ilgili olarak ifade edilen resmi tutuma şiddetli muhalefetini açık ve doğrudan bir şekilde dile getiriyor.

Mektubunda, vatandaş, Türk ziyaretçilerin gelişinden elde edilen faydaların neredeyse tamamen restoran ve turizm sektörleriyle sınırlı olduğunu belirtiyor.

Aynı zamanda, avukatlar, mühendisler, doktorlar, kamu çalışanları, bankacılar, askerler ve çiftçiler gibi diğer meslek gruplarının, herhangi bir fayda sağlamakla kalmayıp, aksine ek sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor.

Bunlar arasında en belirgin olanlar, komşu ülkeden (Türkiye) artan turizm hareketliliği dönemlerinde belirgin şekilde kötüleşen trafik sıkışıklığı ve park yeri eksikliğidir.

Vatandaş, ayrıca, Türklerin şehrin günlük yaşamındaki yoğun varlığının yerel sakinler için bir “yabancılaşma” hissi yarattığını vurgulayarak, konunun kültürel ve sosyal boyutunu da ortaya koyuyor.

Kamusal alanlarda sürekli Türkçe konuşulmasının rahatsızlık yarattığı ve birçok kişinin “kendi topraklarında yabancı” hissetmesine neden olduğu ifade ediliyor.

Mektupta, yabancı ziyaretçilere Yunan vatandaşlarının ihtiyaçlarına kıyasla öncelik verilmesinden duyulan rahatsızlık da açıkça görülüyor. Bu görüş, Türklerin bölgedeki varlığını sadece istenmeyen değil, aynı zamanda tehlikeli olarak nitelendirecek kadar ileri gidiyor ve kronik “Casus Belli’ye (Savaş Nedeni) ve Ankara’nın yayılmacı emellerine açıkça atıfta bulunuyor.

Resmi iyimserliğin ve ekonomik yaklaşımın aksine, bu ses, toplumsal uyum, vatandaşların günlük yaşamı ve ulusal güvenlik temelinde Türkiye’den gelen turizmle ilişkinin sorgulanmasını ve yeniden tanımlanmasını gerektiriyor.”

Bu görüşlere katılıp katılmamak kişisel bir yargı meselesidir. Ancak, farklı – ve çoğu zaman susturulmuş – görüşlerin var olması, anlamlı bir kamuoyu tartışması için kritik öneme sahiptir. Turizm sadece sayılar ve ekonomik göstergelerden ibaret değildir. O, toplum, kültür ve siyasettir. Ve sürdürülebilir olması için, kendisinden olumsuz etkilenenleri de hesaba katmak zorundadır.”

Ancak madalyonun bir de ters tarafına bakmak lazım.

Bu başlık da yine bölgedeki yerel bir Yunan basınından.

“Türk ziyaretçiler Dedeağaç çarşısında farkı yaratttı”

 

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu