Batı TrakyaBatı Trakya HaberEditörün Yazıları

Eğitim Mi, Siyasi Dekor Mu? Batı Trakya’da Asimilasyonun Yeni Yüzü: “Sinsi Entegrasyon” Mu?

Gümülcine’de yaşanan bu mesele sadece bir okul gezisi değil; Batı Trakya Türk Azınlığı’nın onuruna, Lozan’dan doğan haklarına ve çocuklarının masumiyetine yönelik çok katmanlı bir müdahale.

Gümülcine’de yaşanan bu mesele sadece bir okul gezisi değil; Batı Trakya Türk Azınlığı’nın onuruna, Lozan’dan doğan haklarına ve çocuklarının masumiyetine yönelik çok katmanlı bir müdahale.

BİRLİK Gazetesi olarak, bu “oldu bitti” operasyonunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyoruz.

Ve biz buna, “Gümülcine’de Eğitim Maskeli Meşruiyet Oyunu: Çocuklarımızın Geleceği Kimlerin Elinde?” başlığıyla bir yazıyı siz değerli okuyucularımız için kaleme alıyoruz.

Batı Trakya Türk Azınlığı, on yıllardır hak arama mücadelesini vakur ve hukuki bir zeminde sürdürürken, son dönemde Atina yönetiminin azınlık kurumları üzerindeki baskısı yeni ve sinsi bir boyuta ulaştı.

Gümülcine Celal Bayar Azınlık Ortaokulu ve Lisesi öğrencilerinin Gümülcine’deki tarihi “Eski Cami” ziyareti adı altında maruz kaldığı mizansen, sadece bir eğitim faaliyeti değil; doğrudan azınlığın iradesine yönelik bir “algı operasyonu” ve “meşruiyet devşirme” girişimidir.

Eğitim mi, Siyasi Dekor mu?

Gençlerimizin, ecdat yadigarı camilerimizi ziyaret etmesi, dini ve milli değerlerini yerinde öğrenmesi elbette takdire şayan ve gereklidir. Ancak burada asıl mesele “nereye” gidildiği değil, orada “kimlerle” karşılaştırıldığıdır.

Okulda görevli iki Yunanlı öğretmenin refakatindeki öğrencilerin karşısına; Azınlık toplumunun tanımadığı, meşru kabul etmediği ve “devlet memuru” statüsündeki Tayinli Müftü ile Tayinli Vakıf İdaresi başkanının çıkarılması, önceden kurgulanmış bir senaryonun parçası olduğu açıkça görülmektedir, göz göre göre de gösterilmektedir!

Bu durum, Batı Trakya Türk toplumunun zekasıyla alay etmektir. Kendi camisine, kendi müftüsünü seçme iradesinin, Yunan devleti tarafından keyfi uygulamayla Lozan Anlaşmasını çiğneyerek elinden alınan bir azınlığın çocukları, devletin memurlarıyla aynı kareye sokularak dünyaya “Bakın, azınlık gençleri tayinli yapılarla barışık” mesajı verilmek istenmektedir. Bu uygulama, bölge açısından oldukça tehlikelidir!

Soruyoruz! Bu Planın Mimarı Kim?

Bu olay, geçiştirilecek bir “tesadüf” değildir. Ortada cevaplanması gereken ve hukuki süreçleri tetiklemesi gereken ağır sorular vardır:

Gizli Ajanda

Bu gezi programı hazırlanırken camide tayinli heyetin olacağı okul idaresine, Encümen Heyeti’ne ve en önemlisi velilere bildirildi mi?

Veli Onayı İstismarı

Çocuklarını bir eğitim gezisine gönderdiğini sanan anne ve babaların rızası, siyasi bir propaganda karesi için mi alındı? Eğer veliler bu karşılamadan haberdar edilmediyse, bu durum açık bir güveni kötüye kullanma suçudur.

Kim Haber Verdi?

Tayinli Müftü ve Vakıf İdaresi, öğrencilerin o saatte orada olacağını nereden biliyordu? Kim bu randevuyu organize etti?

Çocuk Hakları İhlali

Reşit olmayan öğrencilerin, siyasi ve dini bir tartışmanın tarafı olan figürlerle fotoğraflarının çekilip sosyal medyada “meşruiyet kanıtı” gibi sunulması, uluslararası çocuk hakları sözleşmelerine ve kişisel verilerin korunması kanununa aykırı değil midir?

Batı Trakya’da Asimilasyonun Yeni Yüzü: “Sinsi Entegrasyon”

Dimetoka’da başlatılan anti-Lozan uygulamaları ve müftülük makamının içini boşaltma hamleleri, şimdi okul sıralarına kadar inmiştir. Vahim olduğu kadar aynı zamanda düşündürücüdür!

Yunan devleti, azınlığı kültürel bir zenginlik olarak görmek yerine, onu kendi çizdiği sınırlara hapsetmeye çalışan katı bir asimilasyon politikası izlemektedir.

“Taşıma suyla değirmen dönmez” atasözü tam da burada karşılık buluyor: Halkın gönlünde karşılığı olmayan tayinli yapılar, çocukların üzerinden fotoğraf vererek toplumsal meşruiyet kazanamazlar.

Bir Sitemden Ötesi: Derhal Soruşturma!

Bu olay, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kurumlarına yönelik bir tecavüzdür. Gençlerimizin ve ailelerimizin bu sinsi oyuna alet edilmesi kabul edilemez. Başta okul idaresi ve ilgili eğitim makamları olmak üzere, bu mizansenin içinde parmağı olan herkes hakkında derhal idari ve hukuki bir soruşturma başlatılmalıdır.

Azınlık toplumu uyanık olmalı, çocuklarının hangi ellerde, hangi amaçlarla “geziye” götürüldüğünü sorgulamalıdır. Bizim çocuklarımız, Atina’nın siyasi deneyleri için birer “denek” değil, bin yıllık bir kültürün şerefli mirasçılarıdır.

İsteseniz de, istemeseniz de, kabul etseniz de etmeseniz de, bu Azınlık vardır! Buradadır! Dimdik Ayaktadır ve burada kalmaya, ülkesi Yunanistan’ın bir zenginliği olarak var olmaya devam edecektir.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu