
Doğu Akdeniz’de Üçlü Markaj!
Doğu Akdeniz’de sular ısınırken, bölgedeki stratejik dengeleri sarsacak hamleler Avrupa basınında geniş yankı bulmaya devam ediyor.
Doğu Akdeniz’de sular ısınırken, bölgedeki stratejik dengeleri sarsacak hamleler Avrupa basınında geniş yankı bulmaya devam ediyor.
Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle (DW), son yayımladığı analizinde Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İsrail arasındaki derinleşen askeri iş birliğini mercek altına aldı.
Haberde, üç ülke arasında imzalanan yeni askeri protokollerin sadece bir “iş birliği” değil, Türkiye’ye karşı kurulan stratejik bir kalkanın parçası olduğu vurgulanıyor. Bahse konu Alman gazetesi, haberi okuyucularına şu çarpıcı başlık ve detaylarla servis etti:
Haberin detayları ise şöyle:
“Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail Arasındaki Askeri İş Birliğinin Arkasındaki Sır”
Doğu Akdeniz’deki stratejik değişiklikleri yansıtan bir hamleyle Kıbrıs (Güney), Yunanistan ve İsrail; ortak tatbikatları ve modern tehditlerle mücadelede uzmanlık paylaşımını içeren yeni askeri anlaşmalar imzaladı. Deutsche Welle’nin haberine göre, bu duyuru Ankara’da endişeye yol açtı.
Bu iş birliğinin amacı nedir?
Geçen hafta Kıbrıs; Kıbrıs (Güney), Yunanistan ve İsrail arasında üçlü bir askeri güçlendirme planının yanı sıra, İsrail ordusu ile Yunan ordusu arasında ve İsrail ordusu ile Kıbrıs (Güney) Rum Milli Muhafız Ordusu arasında olmak üzere iki iş birliği planının imza yeri oldu. Anlaşmalar, üç ülkenin genelkurmay başkanlarının Lefkoşa’daki yıllık ortak toplantısı sırasında imzalandı ve İsrail ordusu tarafından resmen duyuruldu. Duyuru, Kıbrıs (Güney) Rum medyası ve kamuoyu tarafından memnuniyetle karşılandı.
Anlaşmaların birçok detayı açıklanmasa da, DW’ye konuşan kaynaklar şartların; ortak tatbikat ve manevraları, uzmanlık alanlarında çalışma gruplarının oluşturulmasını ve stratejik askeri diyaloğun güçlendirilmesini içerdiğini belirtti. Aynı kaynaklar, anlaşmaların insansız hava araçları ve elektronik harp gibi modern güvenlik tehditleriyle mücadele alanında deneyim paylaşımını öngördüğünü aktardı.
Üçlü İş Birliği Yeni Bir İttifakın Çekirdeği mi?
Uzmanlar, anlaşmaların imzalanmasının, üç ülkenin liderleri (Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, Kıbrıs (Güney) Başkanı Nikos Hristodulidis ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu) tarafından 22 Aralık’taki 10. üçlü zirvede alınan siyasi kararın fiili uygulaması olduğuna inanıyor. Hristodulidis, üç ülkenin “enerji, savunma ve güvenlik alanlarına vurgu yaparak” iş birliklerini derinleştirmeye karar verdiklerini ve “anlaşmaların derhal uygulanacağını” belirtti.
Kıbrıs (Güney) Üniversitesi Türk ve Ortadoğu Çalışmaları Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Zenonas Tziarras, DW’ye verdiği demeçte, üç ülke arasındaki üçlü iş birliğinin yeni bir şey olmadığını, bu tür ilk zirvenin 2016’da yapıldığını hatırlattı. Bu alanlardaki iş birliğinin yıllar öncesine dayandığını belirterek, üç ülkedeki siyasi liderlerin bu toplantıların sonuçlarını abartma eğiliminde olduklarını ekledi. Tziarras, “askeri iş birliğinin kendi başına bir ittifak teşkil etmediğini” belirterek, “Gerçek bir ittifak, her şeyden önce, bir ülkeye yapılan saldırının tüm ülkelere yapılmış sayılacağı kolektif bir savunma taahhüdünü içerir. Bu nedenle, mevcut üçlü iş birliğinin sadece isimde bir ittifak olduğu söylenebilir” dedi.
Türkiye’nin İsrail Silah Alımlarına İlişkin Endişeleri Uzmanlar, Türk tarafının temkinli tepkisini, Doğu Akdeniz’deki güç dengesini değiştirebilecek somut sonuçların eksikliğine bağlıyor. Hükümet yanlısı Türk medyası iş birliğini “Türkiye’ye düşman bir şer ekseni” olarak tanımlasa da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tonu dikkat çekici şekilde itidalliydi. Erdoğan, üç ülkenin girişimlerinin “faydasız… boş gürültü, teneke kutu tıngırtısı gibi” olduğunu belirtti.
Ancak Türkiye’yi asıl endişelendiren, Yunanistan ve Kıbrıs’ın (Güney) İsrail’den gelişmiş silahlar satın alma konusundaki artan eğilimi. Özellikle Kıbrıs (Güney) örneğinde Ankara, İsrail’den silah alımının adayı istikrarsızlaştırabileceği konusunda sert uyarılarda bulundu. Kıbrıs, 1974’teki Türk askeri müdahalesinden bu yana bölünmüş durumda; uluslararası alanda tanınan hükümet güneyi kontrol ederken, kuzeyde sadece Ankara tarafından tanınan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” bulunuyor.
Türk Muhalefetinin Sebebi Nedir?
Geçtiğimiz Eylül ayında, “Barak MX” olarak bilinen İsrail hava savunma sisteminin Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti’nde kurulup hizmete girmesinin ardından Türk tepkisinin keskinleştiği kaydedildi. “Barak MX” sisteminin yetenekleri “Demir Kubbe” (Iron Dome) sistemi ile kıyaslanabilir düzeydedir. Bu sistemin alımı, Kıbrıs (Güney) hükümetinin, 2022’deki Ukrayna işgali sonrası Rusya’ya yönelik Batılı yaptırımlar nedeniyle bakımı zorlaşan Rus yapımı ekipmanları kademeli olarak değiştirme kararının bir parçası olsa da, bu durum Kıbrıs’ın (Güney) NATO’ya katılma niyeti çerçevesinde Batı yanlısı politikasının bir parçasıdır.
Türk Dışişleri Bakanlığı, sistemin konuşlandırılmasını bölgesel istikrara yönelik bir tehdit olarak nitelendirdi ve “Kıbrıs Rum tarafının politikalarının bölgedeki istikrar ve barışı zedelediği, adada bir silahlanma yarışını tetikleme riski taşıdığı” uyarısında bulundu. Ankara’dan, Yeşil Hat’tı izlemek amacıyla İsrailli Elbit şirketinden entegre bir gözetleme sistemi satın alınmasına yönelik Kıbrıs (Güney) ve İsrail Savunma Bakanlıkları arasındaki ayrı bir anlaşmanın uygulanmasına ilişkin de benzer bir tepki bekleniyor. Gazze’deki savaş nedeniyle bu sistemin kurulumu askıya alınmış olsa da, Kıbrıslı (Güney) subaylar halihazırda İsrail’de eğitim görmüş durumdadır.”