
Dendias: “Türkiye’yi Hiçbir Zaman Denizden Dışlamadık”
“Saldırgan bir güce karşı sessiz kalarak baş etmeye çalışırsanız, elde edeceğiniz şey onun sizin için daha kötü koşullarda sorun yaratacağıdır.”
“Saldırgan bir güce karşı sessiz kalarak baş etmeye çalışırsanız, elde edeceğiniz şey onun sizin için daha kötü koşullarda sorun yaratacağıdır.”
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, “To Vima” gazetesinin Pazar günkü ekine verdiği özel bir röportajda, Yunanistan’ın Türkiye ile ilişkileri, Suriye’de Esad’ın düşüşünün etkisi, Yunanistan hava kuvvetleri ve Demir Kubbe hakkında yorum yaptı.
Bakan Dendias röportajında, “Yunanistan’ın, Türkiye’den gelen bir casus belli (savaş nedeni) varlığını öne çıkarması için birçok nedeni var. Küresel toplumda yasal bir hakkın kullanılması için var olan tek savaş sebebidir. İkincisi yok” ifadelerini kullanarak, Türkiye’nin Yunanistan’ı tehdit ettiğini ileri sürüyor.
Eminim ki hiçbir Yunan Bakan, baş başa görüşmede Türk mevkidaşına bunu kabul edilemez bir şey olarak dile getirmediğini zannetmiyorum. Benzer şekilde, Türkiye’nin Libya ile varılan mutabakatı gündeme getirmesi de kabul edilemez bir davranıştır.
Ancak, son yıllarda ortaya çıkan genel Türk yaklaşımı, Yunanistan’ı 6 mil karasuları çerçevesine hapsetme girişimi, Yunanistan’ın uluslararası kamuoyuna yansıtmak için her türlü hakka sahip olduğu bir davranıştır.
“Tahriklere sahada cevap verdik”
Mevcut hükümet, önceki yıllarda gerektiği zaman ve yerde tahriklere sahada karşılık verdi ve ülkemizi korumak için önemli bir silahlanma programı uyguluyor. Başbakan Kiriakos Miçotakis, “Gündem 2030″u “Silahlı Kuvvetler tarihindeki en büyük reform” olarak niteledi.
Saldırgan bir güce karşı sessiz kalarak baş etmeye çalışırsanız, elde edeceğiniz şey onun sizin için daha kötü koşullarda sorun yaratacağıdır. Sorunu erken fark edip, var olan imkanlarınızla onunla başa çıkabilmeniz gerekiyor.
Yunanistan kimseden bir şey talep etmeyen bir ülkedir. Uluslararası Hukuk, Birleşmiş Milletler Şartı, Uluslararası Deniz Hukuku ve mevcut Uluslararası Anlaşmalar çerçevesinde faaliyet gösteren bir ülkedir.
“Türkiye’yi hiçbir zaman denizden dışlamadık”
Türk taleplerinin genişlemesi, Yunanistan için fark tektir, tanımlanmıştır ve benim mütevazı fikrime göre çözülebilirdir, çünkü Yunanistan tarihinde hiçbir zaman Türkiye’yi denizden dışlamaya çalışmamıştır. Yunanistan Lahey’e başvurmayı arzuluyor, Yunanistan’ın egemenlik konularında Lahey’e başvurmayı kabul etme ihtimali asla yok.
Yunan kubbesi İsrail kubbesinin kopyası değil, çünkü biz farklı bir tehdit ile karşı karşıyayız. İsrail’in ‘demir kubbesi’nin ilk misyonu roket saldırılarına karşı koymaktı. Yunan kubbesinin genişletilmesi ve İnsansız Hava Araçlarının saldırılarına çok büyük ölçüde, hatta belki daha da büyük ölçüde karşı konulması gerekiyor. Karşı karşıya olduğu tehdit farklıdır. Çünkü pek çok drone, küçük ama çok tehlikeli, alçaktan ve düşük hızlarda hareket ediyor.
Mantık, bütüncül bir yaklaşıma gitmek, yani Yunanistan’ın stratejik planlamasına dayanarak karşılaşabileceği tehditleri tanıyan, önceliklendiren ve ele alan bir sisteme sahip olmaktır. Bu, bir kuşak değişimi ve algı değişimi anlamına geliyor. Çünkü şu ana kadar Yunanistan’ın temel algısı, Hava Kuvvetleri’nin kendisini havada koruduğu yönündeydi.
“Şimdiye kadar sahip olduğumuz en güçlü Hava Kuvvetleri”
4,5 ve 5’inci nesil uçaklarımız bugüne kadar sahip olduğumuz en güçlü uçaklar olacak ve ülkenin hava savunma görevinden kurtularak daha karmaşık görevler üstlenebilecekler.
Suriye’de yaşananlar
Artık Esad rejiminin yasını kimse tutmayacak yeni bir gerçeklik var. Ancak kötü bir gerçekliğin halefi her zaman daha iyi değildir. Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra Irak’ta neler yaşandığını gördük. Onun yerini iç savaş, şiddet ve ölümle dolu bir kaos aldı.
Libya da başarısız bir devlet haline geldi, Suriye de şu anda bu aşamada. Esad’ın halefi durumundan ne çıkacağını çok dikkatli bir şekilde gözlemlememiz ve ona göre bir görüş belirtmemiz gerekiyor. Şimdilik, Suriye krizinin şu anda göründüğü gibi, özellikle Göçmen sektöründe bir soruna dönüşmesi beklenmiyor.
Hem Yunanistan hem de Avrupa Birliği olarak Suriye’deki ve aynı zamanda Ortadoğu’daki Hristiyan nüfusu korumak konusunda büyük bir sorumluluğumuz var. Ve biz, özellikle Ortadoğu’daki Ortodoks Hıristiyanlığının dini anıtlarını korumakla yükümlüyüz. Ne bundan elimizi eteğimizi çekebiliriz ne de bunu başkalarıyla ilgili olarak düşünebiliriz, bu ne anlama gelirse gelsin.”