Yunanistan Haber

Dendias Çok Önemli Konulara Değindi, Önemli Açıklamalarda Bulundu

"Türkiye'nin yanımızda olmamasından hiç mutlu değilim. Hiç mutlu değilim. Türkiye büyük bir ülke, çok önemli bir ülke, çok gurur verici bir tarihi var ve Türkiye'nin bizimle olmasını çok isterim. Ülkem ve şahsen ben, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne doğru ilerlemesinin, ortak bir Avrupa geleceğine doğru ilerlemesinin savunucusuyuz.”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, gittiği Amerika Birleşik Devletleri’nde Yunan diasporasının önemli isimleriyle de bir araya geldi.

Yunanistan Milli Savunma Bakanı Nikos Dendias, 24 Ocak 2025 Cuma günü, Chicago’da Yunan Amerikan Liderlik Konseyi (HALC) İcra Direktörü Eddie Zemenides ile Chicago Küresel İşler Konseyi’nde bir açık oturuma katıldı.

Bakan Dendias burada önemli konulara değindi. Değindiği konular arasında Türkiye’nin Avrupa Birliği ilerleyişinde Yunanistan’ın desteğini bir kez daha yineledi ama bunun şartlarını da ileri sürdü.

Bakan Dendias, “Ülkem ve ben, Türkiye’nin AB yolunda, ortak bir Avrupa geleceğine doğru ilerlemesinin savunucusuyuz. Oysa 20 yıl önce “Mavi Vatan” gibi iddialar yoktu. Kimse bu konuda bir şey duymamıştı. Türkiye’nin Yunanistan’la hemen her konuda anlaşması son derece kolay olabilir, tek bir şartla: Uluslararası hukuk, deniz hukuku, Birleşmiş Milletler Şartı, tanınmış sınırlar, uluslararası antlaşmalar.”

Dendias’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Dedeağaç herkes için önemlidir. ABD, NATO, Batı ve Yunanistan açısından önemli. Haritaya aşina olmayanlar için, Dedeağaç Yunanistan’ın kuzeydoğusunda yer almaktadır.”

“Her gün rakamlarla mücadele ediyorum. Ve eğer ben sınırları aşarsam, ülkem cezalandırılır, faizler yükselir, vergi gelirlerimden daha fazla para ödemek zorunda kalırım, enflasyon başlar ve ülkem geriye, 2010 yılındaki durumuna döner.”

“Bir ‘Kubbe’ yaratmaya çalışıyoruz.” Ve “Kubbe” denildiğinde herkesin aklına İsrail ve Demir Kubbe geliyor. Ama tam olarak aynı değil, çünkü İsrail’in karşı karşıya olduğu şey esas olarak gelen füzeler. Bizim için ortam çok daha karmaşık. Bizim bölgemize doğru devasa sayıda İnsansız Hava Araçları geliyor, bu hava araçlarıyla başa çıkabilmemiz durumda olmamız gerekiyor.”

“Biz Yunanlılar yıllardır Rusya’nın dostuyuz, ama Rusya bizi ikileme düşürdü. Ukrayna sınırını yasadışı bir şekilde geçtiğinde uluslararası hukuka saygı göstermedi, anlaşmalara uymadı.”

“Türkiye’nin yanımızda olmamasından hiç mutlu değilim. Hiç mutlu değilim. Türkiye büyük bir ülke, çok önemli bir ülke, çok gurur verici bir tarihi var ve Türkiye’nin bizimle olmasını çok isterim. Ülkem ve şahsen ben, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne doğru ilerlemesinin, ortak bir Avrupa geleceğine doğru ilerlemesinin savunucusuyuz.”

Peki nedir bu “Mavi Vatan”? Bu, muhtemelen Türk siyasi kurumunun bir kısmının, hatta tamamının değil, neo-emperyalist, neo-Osmanlıcı bir rüyasıdır ve bu durum Yunanistan’ı açıkça tehdit etmektedir, uluslararası sınırları açıkça ihlal etmektedir, uluslararası hukuka açıkça aykırıdır, Uluslararası Deniz Hukukuna açıkça aykırıdır. Ve samimi olmama müsaade edin: Tamamen saçmalık, çünkü böyle bir şey asla olmayacak. Asla!”

“Bugün Türkiye’ye ait olan tek bir taşın bile Yunan olduğunu iddia etmiyoruz. Yani, benim mütevazı fikrime göre, Türkiye’nin Yunanistan ile hemen hemen her konuda tek bir şartla anlaşması son derece kolay olabilir: Uluslararası Hukuk, Uluslararası Deniz Hukuku, Birleşmiş Milletler Şartı, tanınan sınırlar, uluslararası antlaşmalar, hepsi bu. Hepsi bu.  Çok mu karmaşık geliyor? Çok mu zor?”

“Suriye hükümeti Türkiye’ye karşı dostça davranmayı seçerse, bu bizi rahatsız etmez. Bizim bir sorunumuz olmaz. Türkiye’yi dışlamaya çalışmıyoruz. Muhtemelen tam tersi. Acaba Türkiye ile gelecekte bir sınırlandırma söz konusu olabilir mi? Ve yeniden bizi rahatsız etmez diyoruz. Ben kendim iki tane sınırlandırma (Deniz yetki alanları) anlaşması imzaladım, biri İtalya ile, biri Mısır ile. Ve Türkiye’nin Yunanistan dahil dünyadaki bütün ülkelerle sınır anlaşmaları imzalamasından mutluluk duyarım. Ancak çekince nedir? UNCLOS (Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi) çerçevesinde olmalıdır.”

“Türkiye geçmişte saçma sapan şeyler de yapabileceğini ispatladı. Örneğin, Libya ile Doğu Akdeniz’i sınırlandırma konusunda bir anlaşma imzalamış durumda ki, bu anlaşma tam da Yunanistan’ın üzerinden “uçuyor”. Yunanistan’ın var olmadığını sayıyor!”

Dendias’ın katıldığı etkinlikte dile getirdikleri aynen aşağıdaki gibidir:

Yunanistan’ın Savunma ve Güvenlik alanındaki jeopolitik konumunun ele alındığı tartışmada Bakan Dendias, yeni Trump yönetiminin göreve başlamasıyla birlikte ABD ile ikili ilişkilerden beklentilerini şöyle anlattı:

“Sizin de vurguladığınız gibi, ilk Trump yönetimiyle birlikte çalıştım. 2019 yılında Mike Pompeo ile birlikte ABD ile savunma anlaşmalarının birinci ek maddesi olan MDCA’yı imzalama fırsatım oldu, ayrıca zaman zaman çeşitli konularda işbirliği yapma imkânım oldu. İşbirliğimizin Yunanistan açısından meyvelerini verdiğini düşünüyorum, ancak aynı zamanda ABD, NATO, müttefiklerimiz ve Doğu Akdeniz’deki istikrar açısından da önemli. Dolayısıyla ikinci Trump yönetiminden beklentilerim tam olarak aynı olacaktır. Bölgemizde istikrara yol açacak dürüst etkileşim.”

Özellikle Dedeağaç’ın rolüne ilişkin bir soruya Bakan Dendias şunları dedi:

“Dedeağaç herkes için önemlidir. ABD, NATO, Batı ve Yunanistan açısından önemli. Haritaya aşina olmayanlar için, Dedeağaç Yunanistan’ın kuzeydoğusunda yer almaktadır. Kilometre olarak Ukrayna ile iletişimin sağlanabileceği sınıra en yakın noktadır. Dolayısıyla Dedeağaç’ı Anlaşma’nın birinci ek maddesine dahil ederek, ama aynı zamanda Savunma Anlaşması’nın ikinci ek maddesini de genişleterek, ABD’ye, NATO’ya, Batı’ya, Ukrayna ve Orta Avrupa ile daha önce var olmayan bir iletişim kanalı sunduk. Çünkü daha önce tek iletişim kanalı Boğazlar üzerinden Karadeniz’e ulaşmaktı ve bölgedeki durum göz önüne alındığında bu da zordu. Ve Dedeağaç’ın kendine has avantajları var. Büyük bir havaalanı, demir yolu, karayolu ağı, kuzeye doğru boru hattı ve dolayısıyla enerji, FSRU ünitesi var ki, buradan Amerikan sıvılaştırılmış gazı Avrupa’ya gelebilir ve Orta ve Doğu Avrupa’daki enerji sorununu çözebilir.”

Dendias, Dedeağaç ve Suda’nın (Girit Üssü) rolüne ilişkin şunları söyledi:

“Geçmişte bile, Dedeağaç henüz ilgi çekici haritalarda yer almıyorken, ABD’nin dünyada asla terk edemeyeceği iki üssün olduğunu ve ikisinin de “S” harfiyle başladığını duymuştum. Biri Suda limanı, diğeri ise Filipinler’deki Subic Körfezi’ydi. Suda önemli, sizin de çok doğru söylediğiniz gibi, çünkü devasa bir uçak gemisi gibi, Girit de Doğu Akdeniz’de bir uçak gemisi gibi duruyor.

Ama Dedeağaç’ta önemli olan, olayların nasıl geliştiğidir. Biz Dedeağaç’ı Anlaşma’ya dahil ettiğimizde Rusya Ukrayna’ya saldırmamıştı. Ancak Avrupa ve Ukrayna’ya ileri düzeyde bir iletişim, enerji ve malzeme taşımacılığı üssüne ihtiyaç vardı. Dolayısıyla her ikisinin de NATO ve ABD açısından kesinlikle önemli olduğunu düşünüyorum.”

Savunma Bakanı Dendias Zemenidis ile tartışmasında ayrıca şu gibi spesifik konulara da değindi:

NATO’nun bugünkü rolü

“NATO sadece bir ittifak değildir. Yıllar içinde birçok ittifak oldu. NATO neden bu kadar başarılı oldu? Çünkü “komünist blok” döneminde değerleri destekleme fikrini yaygınlaştırabiliyordu. Günümüzde terörizm, İslamcı radikalizm ve Müslüman Kardeşler var. Daha demokratik, daha açık, insan haklarının korunduğu, herkesin istediğini söyleyebildiği, istediği gibi davranabildiği bir dünyayı savunuyoruz. Güçten ziyade değerleri ön plana çıkarıyoruz.”

Savunma harcamaları, %5 oranı ve Avrupa Birliği

“Avrupa ailemiz ben AB’nin büyük bir destekçisiyim, Avrupa vizyonuna ve AB’ye inanıyorum, bazı şizofrenik düzenlemelere sahip. AB bir yandan da dışarıdan bir tehdit yaşadığını söylüyor. Ve gerçekten de sadece ABD’ye bağlı olmayacak şekilde değil, aynı zamanda NATO’ya da bağlı olmayacak şekilde, yani yeteneklerini geliştirebilecek ve bunu yapma gücüne sahip olacak şekilde kendi kendini ve dostlarını ve müttefiklerini korumak için özerk bir savunma yaratmalıyız. Aynı zamanda Avrupa Komisyonu’nun Savunmaya yatırım yapmanıza izin vermeyen mali kısıtlamalar olduğunu açıkça söylemesi, bir Savunma Bakanı olarak bana kabus gibi görünüyor. Her gün rakamlarla mücadele ediyorum. Ve eğer ben sınırları aşarsam, ülkem cezalandırılır, faizler yükselir, vergi gelirlerimden daha fazla para ödemek zorunda kalırım, enflasyon başlar ve ülkem geriye, 2010 yılındaki durumuna döner.

Avrupa’nın bugünün zorluklarına cevabı bu olamaz. Finansal düzenlemeler kalıcı değildir. Yani Başkan Trump olmasa bile AB bu zorlukla yüzleşmek zorunda. Ve meslektaşlarım arasında, İtalyan Bakan Guido Crosetto’yu da sayabilirim; o da benimle aynı şeyleri tekrar tekrar söylüyor. Şimdi %5’e gelince, AB içinde %1 bile harcamayacak dostlar ve ortaklar var. Sonra gelip Yunanistan’da bize mali sorumluluk mu öğretiyorlar? Ne diyeyim ki?

Yunanistan’ın nispeten küçük bir ekonomiye sahip küçük bir ülke olduğunu biliyorsunuz. Yaklaşık 230-240 milyar euroluk bir GSYİH’miz var. Yunanistan’ın Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve İngiltere’nin toplamından daha fazla tankı olduğunu biliyor muydunuz? Rusya’nın meydan okumasına nasıl yanıt verebilirler? Yani demek istediğim şu; Rusya’nın tanklarının önünde ne konuşlandıracaklar?”

Yunanistan’ın daha geniş bölgenin güvenliğindeki rolü

“Yunanistan’ın ortak savunmamız için büyüklüğünün gerektirdiğinden çok daha fazlasını yaptığını söylemeliyim. Size bir örnek vereyim. Şu anda Avrupa Birliği’nin denizde iki operasyonu var. Her ikisinin de Yunanca isimleri var. Bunlardan biri, Libya’nın kuzeyinde bulunan ve “barış” anlamına gelen “IRINI” operasyonudur. Bu örgüt, Libya’daki iç savaşı körükleyecek silah kaçakçılığını engellemeye çalışmaktadır. Diğeri ise Yunancada “Kalkan” anlamına gelen “ASPIDES”tir; Kızıldeniz’de Süveyş Kanalı aracılığıyla Kızıldeniz’de seyrüsefer serbestisini korumak amacıyla kurulmuştur. Her iki operasyonun isminin Yunanca olmasının sebebi nedir? Çünkü ikisini de Yunanistan, küçük Yunanistan başlattı. Ve küçük Yunanistan her ikisine de kaynak olarak gemi sağlıyor. Ve Avrupa ülkelerinin hepsi bunu yapmıyor. Tekrar ifade edeyim. Bunu yapan çok az Avrupa ülkesi var. Yunanistan’dan çok daha zengin, çok daha fazla nüfuza sahip, çok daha büyük ülkeler. Biz de bu nedenle üzerimize düşeni yapıyoruz. Biz üzerimize düşenden fazlasını yapıyoruz. Ama yardıma ihtiyacımız var.”

Son on yılın ekonomik krizi ve Silahlı Kuvvetler reformu

“Krizden çıkmamızda en büyük desteği Yunan toplumu verdi. Dolayısıyla bu krizden sonra reform yapmamız gerekiyor. Silahlı Kuvvetlerimizi reform etmemiz gerekiyor, ekonomimizi reform etmemiz gerekiyor ve savunmamıza son 20 yıldır bizimle aynı koşullarla karşılaşmamış ülkelerden çok daha fazla para harcıyoruz.”

Yunanistan’ın “Kubbesi”

“Bir ‘Kubbe’ yaratmaya çalışıyoruz.” Ve “Kubbe” denildiğinde herkesin aklına İsrail ve Demir Kubbe geliyor. Ama tam olarak aynı değil, çünkü İsrail’in karşı karşıya olduğu şey esas olarak gelen füzeler. Bizim için ortam çok daha karmaşık. Bizim bölgemize doğru devasa sayıda İnsansız Hava Araçları geliyor, bu hava araçlarıyla başa çıkabilmemiz durumda olmamız gerekiyor.

Ve ayrıca savunma amaçlı bir “Kubbe”ye ihtiyacımız var, çünkü biz tehdit oluşturmuyoruz ve kimseye saldırmayı planlamıyoruz. Komşularımızdan hiçbirine karşı bir talebimiz yok. Ama biz kendi vatandaşlarımızı koruyabilme konumunda olmak istiyoruz. Dolayısıyla hava sahamızı, içeri girebilecek her türlü şeye, küçük insansız hava araçları dahil, karşı koruyacak çok karmaşık bir kubbe yaratmaya çalışıyoruz ki bu da zorlu bir iş. Şimdi teknik detaylara giriyorum ama İnsansız Hava Araçları çok küçük de olabiliyor. Dolayısıyla herhangi bir radarın bu drone’u kuş olarak algılaması çok kolaydır. Çok küçük ve uçuş şekli bazen yanlış izlenim yaratıyor. O halde çok gelişmiş bir radar sistemine ihtiyacımız var. Ama aynı zamanda denizlerimizi her türlü tehditten koruyabilme konumunda olmak istiyoruz. Dolayısıyla çoklu bir “Kubbe” tipinden bahsediyoruz. Sadece İsrail’in Demir Kubbesi gibi değil.”

Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC)

“Hindistan da çok önemli bir ülke. Yükselen bir süper güç olan Hindistan’ın ortak güvenliğimiz için oynayacağı bir rol var. Bunu göz ardı etmemek gerekir. Ve Hindistan’a gittiğim için çok gururluyum, Hindistan Donanması ve Hindistan Hava Kuvvetleri’nin Akdeniz’e gelmesinden çok gururluyum, ayrıca Hindistan Hava Kuvvetleri ile ortak bir tatbikat yaptık, bu oldukça özel. Bunu 20 yıl önce kim tahmin edebilirdi?”

Yunanistan’ın Arap dünyasıyla ilişkileri

“İbrahim Anlaşmaları’nı doğru yorumladık, çünkü biz İsrail’in dostuyuz ama aynı zamanda İbrahim Anlaşmaları’ndan önce Birleşik Arap Emirlikleri ile savunma anlaşması imzalama fırsatım oldu. Bizim için ayrım çizgisinin İsrail ile Arap dünyası arasında olmadığı açıktı. Uluslararası hukuk ve uluslararası deniz hukukuna uygun olarak müreffeh ve istikrarlı bir geleceğe umutla bakan güçler ile bölgede kaos yaratmanın başka yollarını arayan ayrılıkçı güçler arasındaydı.

Ayrım çizgisi buydu. Ve ben bu denkleme Suudi Arabistan’ı da ekliyorum. Suudi Arabistan’a yakın olduğumuz ortada, daha on gün önce Başbakanımla birlikte Suudi Arabistan Krallığı’ndaydım. Suudi Arabistan da çok önemli bir ülke.”

Bölgede ticaret ve enerji iş birliği için

“Öncelikle hangi temelde hareket etmeliyiz? Temel açık ve nettir, katılmak isteyen herkesin bunu anlaması gerektiğini düşünüyorum. Ve bu Uluslararası Hukuk’tur, Uluslararası Deniz Hukuku’dur, sınırlara saygıdır, uluslararası anlaşmalara saygıdır. Konu budur. Bu anlaşmayı imzalayan ülkeler, sizin de çok doğru söylediğiniz gibi, Savunma ile ilgili olan bu karmaşık yapı içerisinde birbirlerine bağlanmaktan mutluluk duyacaktır. Ama bunun Ekonomi ile de çok ilgisi var. Bu arada savunma ve ekonomi modern dünyada oldukça iç içe geçmiş durumda. Çift kullanımlı projeleri ve Savunma için kullandığımız ürünleri herkes biliyor, ancak bunların Savunmanın ötesinde Ekonomi üzerinde de çok büyük etkileri var. O halde zorluk, güvenli, istikrarlı, uluslararası hukuka uygun, uluslararası deniz hukukuna uygun olarak işleyen ve aynı zamanda katılımcı ülkelerin kendi denizlerini geliştirmelerine olanak tanıyan bir ortam yaratmaktır. Ekonomilerinin daha müreffeh olmasını ve ekonomilerinin diğer sektörlerine de hizmet eden bir savunma ekosistemi içinde birbirleriyle işbirliği yapmasını sağlamaktır.”

Rusya ile ilişkiler

“Biz Yunanlılar yıllardır Rusya’nın dostuyuz, ama Rusya bizi ikileme düşürdü. Ukrayna sınırını yasadışı bir şekilde geçtiğinde uluslararası hukuka saygı göstermedi, anlaşmalara uymadı. Peki, hepimizin benimseyebileceği ortak bir anlatı yaratabilir miyiz? Bunu başarabilirsek, bu anlatıya göre, ki bunu çok açık bir şekilde dile getirdim, Uluslararası Hukuk, Uluslararası Deniz Hukuku, sınırların ihlal edilmemesi, uluslararası anlaşmalara saygı, eğer bu ortak anlatıya abone olursak, ki bu da… Çok basit, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ni eklerdim ama bu zaten apaçık ortada, uzak bir ütopya değil.

Anlatıya katılan imzalayan ülkeler, dünyanın bugünkü durumu konusunda ortak bir anlayışa sahipler. Ve zorlukların üstesinden gelmek için birlikte çalışabiliriz ve umarız ki bu zorlukları beklediğimizden daha erken bir zamanda başarıyla çözebiliriz. Bu Nükleer fizik değil. O kadar da karmaşık değil.”

Türkiye’nin “Mavi Vatan”ı ve Doğu Akdeniz ile IMEC koridoruna katılmaması vb.

“Türkiye’nin yanımızda olmamasından hiç mutlu değilim. Hiç mutlu değilim. Türkiye büyük bir ülke, çok önemli bir ülke, çok gurur verici bir tarihi var ve Türkiye’nin bizimle olmasını çok isterim. Ülkem ve şahsen ben, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne doğru ilerlemesinin, ortak bir Avrupa geleceğine doğru ilerlemesinin savunucusuyuz. Sadece kendi iyiliğimiz için değil, aynı zamanda Türkiye’nin iyiliği için, Türk toplumunun iyiliği için. Çünkü daha önce de söylediğim gibi, Avrupa Birliği’nin her toplum için, en azından bizim gördüğümüz şekliyle, elzem olan insan haklarının ve demokrasinin korunacağı alan olduğuna inanıyorum.

Elbette, biz kimiz ki bunu söyleyelim? Seçim Türk halkınındır. Bu, Türk liderlerinin meselesidir, Türk Cumhurbaşkanı’nın karar vereceği bir konudur. Ama bahsettiğiniz sorun bu. İşte “Mavi Vatan”, 20 yıl önce böyle bir şey var mıydı? Bir söz yazılmış mıydı, duymuş muydunuz?

Bunlar yeni veriler. Ve haritaya bakarsanız Yunan adalarının yarısını kapsıyor. Bazen farklı yorumlar da olabiliyor. Gördüğüm bir haritada Girit de bu “Mavi Vatan”ın içinde yer alıyor. Şaka olsun diye söyledim ama şaka değil, adam Pakos’umun ve adam Korfu’mun “Mavi Vatan”a dahil olmamasına çok sevindim. Biz herhalde Yunanistan’ın tarafındayız.

Peki nedir bu “Mavi Vatan”? Bu, muhtemelen Türk siyasi kurumunun bir kısmının, hatta tamamının değil, neo-emperyalist, neo-Osmanlıcı bir rüyasıdır ve bu durum Yunanistan’ı açıkça tehdit etmektedir, uluslararası sınırları açıkça ihlal etmektedir, uluslararası hukuka açıkça aykırıdır, Uluslararası Deniz Hukukuna açıkça aykırıdır.  Ve samimi olmama müsaade edin: Tamamen saçmalık, çünkü böyle bir şey asla olmayacak. Asla! Peki ne işe yarıyor? Türkiye toplumunu, kendisine çok daha yakın, çok daha küçük ve Türkiye için Avrupa Birliği’ne ve Batı’ya giriş noktası olarak son derece önemli olabilecek Yunanistan ile karşı karşıya gelme köşesine sıkıştırıyor.

Ve Türkiye’ye karşı hiçbir iddiası olmayan bir ülke. Bugün Türkiye’ye ait olan tek bir taşın bile Yunan olduğunu iddia etmiyoruz. Yani, benim mütevazı fikrime göre, Türkiye’nin Yunanistan ile hemen hemen her konuda tek bir şartla anlaşması son derece kolay olabilir: Uluslararası Hukuk, Uluslararası Deniz Hukuku, Birleşmiş Milletler Şartı, tanınan sınırlar, uluslararası antlaşmalar, hepsi bu. Hepsi bu.  Çok mu karmaşık geliyor? Çok mu zor?”

Suriye’deki gelişmeler ve Türkiye’nin bu ülkeyle MEB sınırlandırma girişimi

“Esad rejiminin gitmesine hepimiz sevindik. Şu anda aradığımız şey, Suriye’de kapsayıcı bir hükümetin kurulmasıdır ve Suriye halkı için demokratik bir gelecek, Suriye’nin refaha kavuşmasını sağlayacak bir gelecek umuyoruz. Çok büyük bir kültürel gelenek var, mültecilerin memleketlerine dönmelerini sağlayacak bir gelecek var ve ayrıca Uluslararası Hukuk’a ve Uluslararası Deniz Hukuku’na uyan bir hükümet var. Şimdi böyle bir hükümet Türkiye’ye karşı dostça davranmayı seçerse, bu bizi rahatsız etmez. Bizim bir sorunumuz olmaz. Türkiye’yi dışlamaya çalışmıyoruz. Muhtemelen tam tersi. Acaba Türkiye ile gelecekte bir sınırlandırma söz konusu olabilir mi? Ve yeniden bizi rahatsız etmez diyoruz. Ben kendim iki tane sınırlandırma (Deniz yetki alanları) anlaşması imzaladım, biri İtalya ile, biri Mısır ile. Ve Türkiye’nin Yunanistan dahil dünyadaki bütün ülkelerle sınır anlaşmaları imzalamasından mutluluk duyarım. Ancak çekince nedir? UNCLOS (Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi) çerçevesinde olmalıdır.

Çünkü Türkiye geçmişte saçma sapan şeyler de yapabileceğini ispatladı. Örneğin, Libya ile Doğu Akdeniz’i sınırlandırma konusunda bir anlaşma imzalamış durumda ki, bu anlaşma tam da Yunanistan’ın üzerinden “uçuyor”. Yunanistan’ın var olmadığını sayıyor!

Müsaade edin bir örnek vereyim. Bu, Yunanistan ve İspanya’nın deniz sınırlarını belirleyip, Sicilya’nın var olmadığını iddia etmesine benziyor. Yani eğer böyle bir şey yapıyorsa tabii ki bir sorun var demektir. Ve unutmayalım ki Suriye’nin hemen yanı başında bir ülke daha var. Ve bu ülkenin uluslararası alanda tanınan bir hükümeti var, o da Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti. Sanıyorum Kıbrıs’ın da söyleyecek bir şeyi var. İşte parametreler bunlar.”

İsrail ve Hamas

“İsrail, Hamas ve Hizbullah’a karşı son derece etkili oldu. Ve bunu saklamayacağım. Biz Hamas’ın dostu değiliz. Biz Filistin halkının dostuyuz. Daha dört gün önce Gazze’ye yüzlerce ton insani yardımın gönderilmesini onayladım. Dolayısıyla biz Filistin halkının ve Arap dünyasının dostuyuz, Hamas’ın değil.”

Kızıldeniz ve Yunanistan’ın rolü

“Kızıldeniz’de bir ilke vardır, o da net ve açıktır: Seyrüsefer serbestisi. Hiçbir terör örgütünün, hiçbir komplocunun serbest dolaşımı engellemesine izin veremeyiz. Küresel ekonomiyi ve gezegendeki her insanın refahını ilgilendiriyor. Ve şimdi Husiler bunu engellemenin çok basit bir yolunu buldular. Sadece füzeler kullanıyorlar ve Süveyş Kanalı’nda kuzeye doğru seyreden herhangi bir gemiyi tehdit ediyorlar. Sadece İsrail gemileri değil, iddia ettikleri gibi Filistinlilere yapıyorlar bunu, her gemiye yapıyorlar.

Bu nedenle biz Yunanistan’da, tarihi olarak dünyanın en büyük ticaret filosuna sahip olduğumuz ve seyrüsefer özgürlüğünü korumak için kendimize, halkımıza ve küresel ekonomiye karşı görevimiz olduğu için, orada bir ASPIDES operasyonunu fikrini desteklemeye başladık ve buna karar verdik. Yunanlı bir subayın yönetiminde liderliği üstlendiğimiz, kuvvet, gemi ve denizcilerimizi tehlikeye attığımız bir harekâta katıldık.

Müsaade edin samimi olayım. Bu insanlar tehlikede. Biz bugüne kadar dört kez Kızıldeniz’e gittik. Amacımız Yunan denizcilerine, ülkemizin, Avrupa’nın çıkarlarını ve her insanın yaşamı için hayati önem taşıyan seyrüsefer özgürlüğünü savunurken hayatlarının tehlikede olduğunu anlatmaktı.

Daha pratik olmam gerekirse, fikirler soyut gelebilir ve bazen 21. yüzyıldaki insanlar ilgi duymayabilir; Yunan süpermarketlerindeki küçük bir bardağın, Husilerin harekete geçtiği zamana göre dört kat daha pahalı olduğunu düşünün. Çünkü bu küçük bardağın Atina’daki bir mağazaya ulaşması için Afrika’nın etrafını dolaşması gerekiyor, bu da benim yurttaşlarımın ve tüm Avrupalıların yaşam standardını etkiliyor. Ve aynı zamanda küçük bir bardağı üreten ülkelerde de sorun yaratılıyor, çünkü onların ürünleri çok daha pahalı hale geliyor. Dolayısıyla hem alıcının hem de üreticinin yaşam standardı düşüyor.

Peki bunu kim başardı? Durduk yere ortaya çıkan küçük bir grup olan Husiler, tesadüfen bilinmeyen kaynaklardan finanse ediliyor ve terörizm örneği oluşturuyorlar; eğer diğer insanlar da onları takip ederse, küresel ekonomide bir sorun olacak. Husiler, yüzleşilmesi gereken bir meydan okumadır. Sorunun sadece İsrail’le veya Afrika’yla ilgili olduğunu veya ıssız bir yerde olduğunu düşünmemeliyiz. Bu değil. Bu yeni ortaya çıkan bir tehlike.”

Gazze Şeridi’ne yönelik insani girişimler ve Kıbrıs’ın (Güney) rolü hakkında

“Kıbrıs (Güney), Deniz İnsani Koridoru’nda belirleyici bir rol oynadı. Deniz Kuvvetlerimize Gazze’ye yardım ulaştırmak üzere dört geminin hazır bulundurulması emrini verdim. Kıbrıs’tan (Güney) ve Yunanistan’dan. Ama Kıbrıs’a (Güney) bir “basamak” olarak ihtiyacımız vardı. Ama yardım edecek gemilerimiz vardı. ABD’nin yapay liman çalışmaları, maalesef kötü hava koşulları nedeniyle devam edemedi. Hem Gazze hem de Lübnan’daki insani yardım sektörüne katkıda bulunmayı teklif ediyoruz. Burası bizim bölgemiz. Arap dünyası, İsrail, Mısır, işte bizim ailemiz. Böylece refahı hedefleyen istikrarlı bir gelecek yaratmak istiyoruz. İmkanlarımız kısıtlı ama varız.”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu