Batı TrakyaBatı Trakya Haber

Danışma Kurulu: “Sorun Çözümsüzlüğe Sürküleniyor”

"Azınlığın iradesini dışlayan hiçbir uygulamanın meşruiyeti yoktur ve kabul edilmesi mümkün değildir."

Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu, 7 Nisan Salı günü yayınladığı yazılı bildiriyle, müftülük makamına yönelik müdahalelere ve tayin usulü uygulamalara çok sert tepki gösterdi. Kurul, Yunan devletinin izlediği politikanın azınlık iradesini yok saydığını ve uluslararası antlaşmaları ihlal ettiğini vurguladı.

Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu (BTTADK), müftülük meselesinde yaşanan son gelişmeleri değerlendirmek üzere yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, azınlığın dini özerkliğinin ve kendi müftüsünü seçme hakkının 1985 yılından bu yana sistematik bir şekilde engellendiği ifade edildi.

“Lozan ve Atina Antlaşmaları İhlal Ediliyor”

Danışma Kurulu, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın din işlerini yürütme yetkisinin Lozan Barış Antlaşması temelinde güvence altına alındığını hatırlattı. Yapılan açıklamada, 1913 Atina Antlaşması ve Lozan’dan doğan hakların tek taraflı uygulamalarla görmezden gelindiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Azınlığın kendi iradesiyle müftülerini seçme hakkı, 1985’ten bu yana uygulanan tayin yöntemiyle ortadan kaldırılmıştır. Yunan makamlarının sorunu kalıcı bir çözüme kavuşturmak yerine çözümsüzlüğe sürükleyen bir yaklaşım benimsemesi, toplumumuzda derin bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.”

“Seçim Görüntüsü Altında Atama”

Bildiride, özellikle Dimetoka’da hayata geçirilen süreç “demokrasi dışı” olarak nitelendirildi. Kurul, bu yöntemin bir seçim değil, “seçim maskesi takılmış bir atama” olduğunu savunarak, benzer bir modelin Rodop (Gümülcine) ve İskeçe illerinde de uygulanmak istenmesine şu sözlerle dikkat çekti:

Meşruiyet Sorgulaması: Azınlığın seçilmiş temsilcileri ve kurumlarıyla hiçbir diyalog kurulmadan yürütülen bu süreçler meşru değildir.

Güven Kaybı: Devletin azınlık iradesini dışlayan tutumu, toplum ile devlet arasındaki güven ilişkisini zedelemektedir.

Demokratik İlkeler: Dayatmacı yöntemler; demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

“40 Yıllık Hatalardan Ders Çıkarılmadı”

Sorunun 40 yılı aşkın süredir kronikleştiğini belirten Danışma Kurulu, çözümün ancak azınlığın özgür iradesine dayalı, samimi ve kapsayıcı bir diyalogla mümkün olabileceğini yineledi. Açıklamanın sonuç bölümünde, azınlık toplumunun dini ve kültürel kimliğine yönelik bu hassas konuda yapılan hatalı uygulamaların kabul edilmeyeceği bir kez daha altı çizilerek şu kararlı mesaj verildi:

“Azınlığın iradesini dışlayan hiçbir uygulamanın meşruiyeti yoktur ve kabul edilmesi mümkün değildir.”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu