
BTTDD’den Yunanistan’a Sert Kınama!
"Dimetoka’da tek bir görüş dahi sorulmadan gerçekleştirilen tayinli müftü ataması, Batı Trakya Türk Azınlığının dini özerkliğine yönelik ağır bir müdahaledir. Bu uygulama; Lozan Barış Antlaşması’nı, uluslararası hukuku ve AİHM kararlarını alenen ihlal etmektedir."
Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı Hasan Küçük, Yunanistan’ın Dimetoka’da hayata geçirdiği tayinli müftü uygulamasını “hak gaspı ve hukuksuzluk” olarak nitelendirdi. Küçük, “Bu modelin Gümülcine ve İskeçe’ye taşınmak istenmesi, toplumsal barışı bilinçli olarak tahrip etmektedir” dedi.
Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dini özerkliğine yönelik müdahaleler, Dimetoka’da atanan “tayinli müftü” kararıyla yeni bir boyut kazandı. Merkezi İstanbul’da bulunan Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği (BTTDD), 10 Ocak 2026 tarihinde yaptığı yazılı açıklamayla Yunanistan hükümetinin bu adımını sert bir dille kınadı.
“Azınlık İradesi Yok Sayılıyor”
Genel Başkan Hasan Küçük tarafından yapılan açıklamada, müftülük meselesinin Yunanistan tarafından yıllardır sistematik bir şekilde çözümsüz bırakıldığı vurgulandı. Dimetoka’da azınlığa danışılmadan yapılan atamanın bir “yetki gaspı” olduğunu belirten Küçük, şu ifadeleri kullandı:
“Dimetoka’da tek bir görüş dahi sorulmadan gerçekleştirilen tayinli müftü ataması, Batı Trakya Türk Azınlığının dini özerkliğine yönelik ağır bir müdahaledir. Bu uygulama; Lozan Barış Antlaşması’nı, uluslararası hukuku ve AİHM kararlarını alenen ihlal etmektedir.”
Gümülcine ve İskeçe Hedefte mi?
Açıklamada, Dimetoka’daki modelin Batı Trakya’nın diğer önemli merkezleri olan Gümülcine ve İskeçe’ye de taşınacağı yönündeki söylemlere dikkat çekildi. Küçük, bu yaklaşımın devlet ile azınlık arasındaki güveni tamamen ortadan kaldırdığını ve Yunanistan’ın azınlık haklarını koruma niyetinin olmadığını ortaya koyduğunu savundu.
Mütekabiliyet ve “Ekümeniklik” Vurgusu
BTTDD Genel Başkanı, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki hukuksuz uygulamalarına karşılık, Türkiye’deki Fener Rum Patrikhanesi’nin “ekümeniklik” iddialarına da değindi. Türkiye’nin laiklik ve hukuk devleti ilkeleriyle din özgürlüğünü güvence altına aldığını hatırlatan Küçük, mütekabiliyet ilkesine dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Yunanistan kendi topraklarında dini hakları ihlal ederken, Türkiye’de dile getirilen “ekümeniklik” iddialarının hiçbir hukuki karşılığı yoktur. Patrikhane, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyet gösteren bir azınlık kurumudur; devletler üstü bir otorite değildir.”
“Derhal Vazgeçin” Çağrısı
Açıklamanın sonunda Yunanistan’a, Lozan Barış Antlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirme çağrısı yapıldı. Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kendi hür iradesiyle seçtiği müftülerin tanınmamasının demokrasi ve insan haklarıyla bağdaşmadığı belirtilerek, bu “dayatmacı” modelden derhal vazgeçilmesi gerektiği ilan edildi.
Genel Başkan Küçük’ün açıklaması:

“Batı Trakya Türk Azınlığının Müftülük meselesi, Yunanistan tarafından yıllardır bilinçli, sistematik ve kasıtlı biçimde çözümsüz bırakılmakta; Batı Trakya Türk Azınlığının iradesi, demokratik tercihleri ve meşru temsilcileri açıkça yok sayılmaktadır. Dimetoka’da tek bir görüş dahi sorulmadan gerçekleştirilen tayinli müftü ataması ise Batı Trakya Türk Azınlığının dini özerkliğine yönelik ağır bir müdahale, açık bir yetki gaspı ve hak ihlalidir.
Bu uygulama; Lozan Barış Antlaşması’nı, uluslararası hukuku, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını ve temel demokratik ilkeleri doğrudan ve alenen ihlal etmektedir. Müftülük kurumu, Batı Trakya Türk Azınlığının dini ve toplumsal varlığının asli unsurlarından biridir ve devletin keyfi tasarruflarına tabi kılınamaz. Batı Trakya Türk Azınlığının kendi hür iradesiyle seçtiği müftülerin tanınmaması, kolektif haklarına yöneltilmiş açık bir saldırıdır.
Dimetoka’da dayatılan bu hukuksuz modelin Gümülcine ve İskeçe’ye de taşınacağı yönündeki açıklamalar, Yunanistan’ın Azınlık haklarını koruma gibi bir niyetinin bulunmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, Batı Trakya Türk Azınlığı ile devlet arasındaki güveni tamamen ortadan kaldırmakta; toplumsal barışı ve birlikte yaşama zeminini bilinçli olarak tahrip etmektedir.
Öte yandan, Yunanistan’ın kendi topraklarında Batı Trakya Türk Azınlığının dini haklarını sistematik biçimde ihlal ettiği bir ortamda, Türkiye’de Fener Rum Patrikhanesi tarafından dile getirilen ekümeniklik iddialarının da Lozan Barış Antlaşması ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası açısından hiçbir hukuki karşılığı bulunmamaktadır. Patrikhane, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyet gösteren bir azınlık dini kurumudur; devletler üstü ya da uluslararası bir otorite değildir. Türkiye Cumhuriyeti, laiklik ve hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda din özgürlüğünü güvence altına almakta; ancak hiçbir dini yapının, ülkenin egemenliği ve anayasal düzeni üzerinde bir konum talep etmesine müsamaha göstermemektedir.
Bu çerçevede Yunanistan’a, mütekabiliyet ilkesini hiçe sayan bu hukuksuz uygulamalara derhal son vermesinin; Lozan Barış Antlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini eksiksiz biçimde yerine getirmesinin ve Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dini özgürlüklerine, kurumlarına ve iradesine saygı göstermesinin tartışmasız bir hukuki zorunluluk olduğunu ilan ediyoruz.
Dimetoka’da gerçekleştirilen tayinli müftü atamasını ve Batı Trakya Türk Azınlığı’nın iradesiyle seçtiği müftülerin tanınmamasını en güçlü ifadelerle kınıyor; bu hukuksuz, meşruiyetsiz ve dayatmacı uygulamaların demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti ilkeleriyle asla bağdaşmadığını kamuoyuna ilan ediyoruz.”