
“Biz Diyaloğa İnanıyoruz”
"Halkların barış içinde bir arada yaşamasının tek geçerli yolu diyalogdur. Özellikle de dürüst ve yapılandırılmış bir şekilde yürütüldüğünde biz diyaloğa inanıyoruz."
Yunanistan Dışişleri Bakanı Gerapetritis’den “Biz diyaloğa inanıyoruz” mesajı.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis konuk olduğu Atina-Makedonya Haber Ajansı’ndan (AMNA) gazeteci Nektaria Stamuli’nin sorularını yanıtladı. Bölgesel konuların yanı sıra Türkiye ile ilişkilere de değinen Yunan Bakan, “Biz varız ve gelişmeleri yakından izliyor, değerlendiriyor, her türlü senaryoya yönelik politikalar üretiyor, ülkemizin aleyhine olacak gelişmelerin önüne geçmek için hızla harekete geçiyoruz.” İfadelerini kullanıyor.
Suriye konusuna değinen Dışişleri Bakanı Gerapetritis şunları söyledi:
“Biz varız ve gelişmeleri yakından izliyor, değerlendiriyoruz”
“Suriye’deki ve genel olarak Ortadoğu’daki durum son derece değişkenliğini sürdürüyor ve güvenli sonuçlara varmanın henüz erken olduğunu düşünüyorum. Aslında Türkiye, Suriye ve diğer Ortadoğu ülkeleriyle doğrudan yakınlığı nedeniyle etkin bir aktördür. Ve belki de, şu anki denklemde sahip olduğumuz tek sabit coğrafyadır. Biz varız ve gelişmeleri yakından izliyor, değerlendiriyor, her türlü senaryoya yönelik politikalar üretiyor, ülkemizin ama aynı zamanda daha geniş bölgenin güvenliği için de aleyhine olacak gelişmelerin önüne geçmek için hızla harekete geçiyoruz.
Yunanistan’da ayrıca, tarihi Yunan diasporasının güvenliğini ve ülkedeki (Suriye) çok sayıdaki Rum Ortodoks cemaatinin korunmasını garanti altına almak, mülteci akımlarını sonlandırmak ve gönüllü geri dönüşler yoluyla akımları tersine çevirmek amacıyla Suriye’nin istikrarının güçlendirilmesine, Suriyeli mültecilerin onurlu ve sürdürülebilir bir ortamda evlerinde yaşamalarına olanak sağlamak için büyük önem veriyoruz.
Bu amaçla her düzeyde girişimlerde bulunuyoruz. Bunlardan en sonuncusu, Avrupa Birliği’nin Suriye’de daha aktif bir varlık göstermesi için Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti ve Avusturya ile birlikte yürüttüğümüz girişimdir. Komşu ülkelerle sürekli iletişim halindeyiz ve Arap dünyasıyla mükemmel ilişkilerimiz var. Bu ilişkilerimizi BM Güvenlik Konseyi’ndeki katılımımızla da geliştirmeye devam edeceğiz.
Suriye’de önemli ve öncelikli olan ülkenin birliğinin, bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır. Ülke şu anda bir geçiş süreci içerisindedir ve bu geçişin BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı ruhuna uygun olarak sorunsuz, kapsayıcı ve dış müdahalelerden uzak olması kesinlikle gereklidir. Yeni hükümetin demokratik meşruiyete dayalı olması, insan haklarına ve uluslararası hukuka sıkı sıkıya saygılı olması gerekiyor.”
Türkiye ile yürütülen diyalog konusun ada değinen Dışişleri Bakanı Gerapetritis şu ifadeleri kullandı:
“Biz diyaloğa inanıyoruz”
“Özellikle dünyanın büyük tarihsel yüklere sahip bölgelerinde, halkların barış içinde bir arada yaşamasının tek geçerli yolu diyalogdur. Özellikle de dürüst ve yapılandırılmış bir şekilde yürütüldüğünde biz diyaloğa inanıyoruz.
Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, son bir buçuk yılda Yunan-Türk ilişkilerinde somut bir iyileşme olduğunu, ulusal hava sahası ihlallerinin neredeyse sıfıra indiğini, kaçakçılık şebekelerinin kontrol altına alındığını, iş birliğinin sağlandığını söyleyebiliriz. Sivil savunma alanında, ikili ticareti önemli ölçüde artıran önemli anlaşmalar, Türk vatandaşlarına ve ailelerine yönelik hızlandırılmış vize uygulamaları, 10 adamızın yerel ekonomisini önemli ölçüde güçlendirdi. Ve tabii ki, Yunanistan-Türkiye ilişkilerinin iyileşmesi, Kıbrıs sorununun çözümü için BM himayesinde müzakerelerin yeniden başlamasına katkıda bulundu.
Niyetimiz önümüzdeki dönemde ve 2025 yılının ilk aylarında yapılacak Yüksek İşbirliği Konseyi toplantısını da göz önünde bulundurarak, bu işbirliğini güçlendirme olanaklarını araştırmaya devam etmektir, çünkü bu, nihayetinde iki halkın refahı barış ve istikrarın yararınadır. Nitekim Aralık ayı başında Atina’da Pozitif Gündem ve Siyasi Diyalog çerçevesindeki toplantılar bu ruhla gerçekleşti.
Yunanistan ile Türkiye arasında uluslararası yargıya taşınabilecek tek farklılık olan kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırması konusunda, tarafların müzakerelerin kapsamına ilişkin pozisyonlarının önemli ölçüde farklı olmaya devam ettiği bir gerçektir.
Yunan tarafı, herhangi bir fobik sendrom yaşamadan ve güçlenen diplomatik ayağının verdiği özgüvenle, ulusal egemenlik meselelerinin tartışma konusu yapılamayacağını ve uluslararası yargıya konu edilemeyeceğini açıkça ortaya koydu.
Dolayısıyla, Türkiye ile uzun bir barışın ön koşulu olan sınır belirleme tartışması başlasa bile, eylemsizlik ve hareketsizliğin bir seçenek olamayacağına ve ilişkilerimizde gerginliklerin önlenmesine ilişkin müktesebatı güvence altına almamız ve güçlendirmemiz gerektiğine inanmaya devam ediyoruz. Uluslararası hukuka saygılı, vatanımızın ulusal haklarından taviz vermeyen bir barış arayışı, bugünün ve geleceğin nesillerine karşı taahhüdümüz ve yükümlülüğümüzdür.”
Kıbrıs meselesi
“Yunanistan dış politikasının tarihsel olarak en önemli önceliklerinden biri olan Kıbrıs sorununda önemli bir hareketlilik dönemindeyiz. Yunan hükümeti, Kıbrıs sorununu yeniden uluslararası politikanın ve özellikle Birleşmiş Milletler’in öncelikleri arasına taşımayı ilk dış politika hedefi olarak belirledi.
İlk olarak Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Sorunu Özel Temsilcisi olarak atandı. Geçtiğimiz günlerde Antonio Guterres’in himayesinde Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Kıbrıs (KKTC) Türk lideri arasında gayrıresmi bir görüşme gerçekleştirildi ve ardından genişletilmiş formatta bir görüşme daha gerçekleştirilecek.
1 Ocak’tan itibaren Güvenlik Konseyi’nde görevi devralarak hedefimiz Kıbrıs meselesini BM’nin aktif gündeminde tutmaktır. Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti ile dayanışma içinde, BM Genel Sekreteri’nin çabalarını destekliyor ve Güvenlik Konseyi Kararları çerçevesinde Kıbrıs sorununa adil, sürdürülebilir ve işlevsel bir çözüm bulunması için diyaloğa yapıcı katkı sağlamayı umuyoruz.
Daha önce de belirttiğim gibi, bölünmüşlüklerle dolu bir dünyada, birleşik bir Avrupa Kıbrıs’ı, vatandaşlarına yaratacağı refah koşullarının ötesinde, son derece güçlü bir evrensel simge oluşturacaktır.”