
Bahçeli: “Adaların Silahlanması Ege’yi Cepheleştirmektir”
“Yunanistan'ın füzeleri konuşlandırma hazırlığı, iyi komşuluğu sakatlayacak adımlardır. Adaların silahlanması Ege'yi cepheleştirmektir. Yunanistan'ın silah göstermesi trajik bir yanlıştır. Atina yönetimi ayağını denk alsın.”
Devlet Bahçeli: “Yunanistan’ın füzeleri konuşlandırma hazırlığı, iyi komşuluğu sakatlayacak adımlardır. Adaların silahlanması Ege’yi cepheleştirmektir. Yunanistan’ın silah göstermesi trajik bir yanlıştır. Atina yönetimi ayağını denk alsın.”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Ege Denizi’ndeki Yunanistan silahlanmasını sert bir dille eleştirdi. Bahçeli, “Ege Denizi’nde bulunan 7 farklı ada grubu içinde Anadolu coğrafyasına en yakını olan On İki Ada başta olmak üzere Yunanistan’ın burnumuzun dibinde silah göstermesi tarihi, askeri ve siyasi sonuçları çok ağır olacak trajik bir yanlıştır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Gücü ve Stratejik Hedefleri
Bahçeli, Türkiye’nin her sorun başlığını kararlılıkla ele alacak güce sahip olduğunu belirterek, “Aciz, atıl, harap, zayıf değiliz. Türk milletinin taşıdığı kuvvet ve özgüveni tanımayanların kuşku ve kuruntulara rehin düşmeleri, pespaye hallerinin acınacak bir durumdur” dedi.
Yunanistan’a Uyarı ve Diplomasinin Önemi
Yunanistan’ın Ege adalarını silahlandırmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirten Bahçeli, “Ege’nin barış denizi olmasını dilediğimiz bu ortamı gerilim ve cepheleşme girdabına çekmemeliyiz” ifadesini kullandı. Yunanistan’ın geçmişteki yanlışlarını tekrarlamaması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, Türkiye’nin diplomasi yerine savaş ve silah diline yaslanmasının kaybedeni olacağını söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye Yunanistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı yazılı bir açıklamayla cevap verdi.
“On İki Ada’nın statüsü, 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması adlı uluslararası bir antlaşmayla düzenlenmiştir.
Egemen bir devlet olarak Yunanistan, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesinde öngörülen doğal ve yasal savunma hakkından vazgeçmemektedir. Özellikle uluslararası hukukta kendisine tanınan egemenlikten doğan bir hakkı kullanması halinde savaş tehlikesiyle (casus belli) karşı karşıya bulunduğu bir zamanda.
Barışı korumak düşmanca söylemler değil, basiret ve sorumluluk gerektirir. Egemenlik meselesi tartışma dışıdır ve revizyonist kavramlar evrensel olarak reddedilmektedir.”