
Avrupa Parlamentosunda Yunan Milletvekilleri Türkiye’ye Karşı “Tek Yumruk”
Yunanistan’ın Avrupa Parlamentosu’ndaki tüm Milletvekilleri iktidar-muhalefet demeden tek yumruk halinde Türkiye’ye karşı birleşti.
Yunanistan’ın Avrupa Parlamentosu’ndaki tüm Milletvekilleri iktidar-muhalefet demeden tek yumruk halinde Türkiye’ye karşı birleşti.
Yunanistan’ın Avrupa Parlamentosu’ndaki tüm Milletvekilleri iktidar-muhalefet demeden tek yumruk halinde Türkiye’ye karşı birleşerek, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kagia Kalas’ı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın egemenlik haklarını nasıl savunacağına ilişkin acil sorularla baskı altına almak üzere kolları sıvadı.
Avrupa Parlamentosu’ndaki tüm Yunan Milletvekillerinin bu girişimi, Türkiye ile Suriye arasında imzalanacak olan Münhasır Ekonomik Bölge’nin (MEB) sınırlandırmasına ilişkin muhtıra konusunda Komisyona ve özellikle AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaya Kalas’a baskı yapıyor.
Başbakan Miçotakis’in Yeni Demokrasi partisinin Avrupa Parlamentosu’ndaki Euro Grubu Başkanı ve AB-Türkiye İlişkileri Karma Parlamento Komisyonu üyesi bayan Eliza Vozemberg–Vrionidi tarafından, Yüksek Temsilci Kaya Kalas’a acil soru yöneltildi.
Yunan milletvekili Eliza Vozemberg–Vrionidi soru önergesinde, Türkiye’nin, Türk-Libya mutabakatının ardından ikinci kez Suriye ile de MEB sınırlandırma anlaşması imzalamaya hazır olduğu vurgusu yapıyor. Bayan Vozemberg, bunun Türkiye’nin uluslararası hukuku doğrudan ihlal eden bir başka adımı olduğunu, aynı zamanda Güney Kıbrıs’ın ve dolayısıyla AB’nin egemenlik haklarına yönelik tehlikeli bir tehdit olduğunu vurguluyor.
Bu bağlamda Eliza Vozemberg AB’den talebinde, Türkiye-Libya Mutabakatı’nın imzalanması gibi, Türkiye-Suriye arasında hukuka aykırı davranıldığına dikkat çekerek, benzeri fiili durumların tekrarlanmaması için, gerekli önleyici tedbirleri de alarak, Türkiye’ye derhal baskı yapılması gerektiğini belirtiyor.
Eliza Vozemberg yatırdığı soru önergesinde şu ifadelere yer veriyor:
“AB Türkiye’ye nasıl baskı yapmayı düşünüyor?”
“Türkiye yeni provokasyonlar yaparak, son yirmi dört saatlerde Ankara ile Şam arasında MEB sınırlandırma anlaşmasının imzalanmasının yakın olduğuna ilişkin Türk yetkililer yeni açıklamalarda bulundu.
Kasım 2019’da Yunanistan ve AB’nin egemenlik haklarını ihlal eden, yasadışı ve hukuken var olmayan Türkiye-Libya mutabakatının imzalanmasının ardından Türkiye, bu kez Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından daha geniş bir bölgeyi kontrol altına alma çabalarını yoğunlaştıran Türkiye, Doğu Akdeniz’deki istikrar konusunda ciddi endişeler yaratıyor.
Türkiye hükümeti, özellikle Suriye’deki geçiş rejimiyle deniz yetki alanlarını sınırlandırmak üzere bir anlaşma imzalamaya hazır olduğunu beyan ediyor.
Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği’nin egemenlik haklarına doğrudan tehdit oluşturan bu kışkırtıcı tutum, aynı zamanda Türkiye’nin defalarca ve kasıtlı olarak ihlal ettiği uluslararası hukuka karşı tam bir saygısızlığı da ortaya koymaktadır.
Yukarıdakilere dayanarak Yüksek Temsilciye şunları soruyoruz:
– Türkiye-Libya İşbirliği Muhtırası’nın imzalanmasıyla ortaya çıkan hukuka aykırı durumun tekrarlanmaması için derhal önleyici tedbirler almayı düşünüyor mu?
– Türkiye’nin eylemlerinin AB üye ülkelerinin egemenlik haklarını tehdit ettiği ve doğrudan ihlal ettiği göz önüne alındığında, Türkiye’ye uluslararası hukuka uyması konusunda nasıl baskı yapmayı düşünüyor?”
Yannis Maniatis: “AB, Yunanistan ve Kıbrıs’ın (Güney) egemenlik haklarını nasıl savunacak?”
Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Başkan Yardımcısı ve PASOK Milletvekili Yannis Maniatis, “AB, Yunanistan ve Kıbrıs’ın (Güney) egemenlik haklarını nasıl savunacak?” ifadelerini kullanarak AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaya Kalas’a bir soru önergesi sundu.
Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun, Türkiye’nin Suriye’deki yeni rejimle iki ülke arasında MEB belirlemek için ileri düzeyde görüşmeler yürüttüğü yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan PASOK Milletvekili Maniatis, Uluslararası hukuku ve Yunanistan ile Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz bölgesindeki egemenlik haklarını ihlal edecek fiili durumların yaratılması riskine işaret ediyor.
Milletvekili Maniatis, “Egemen haklarımızı nasıl savunacağını ve böyle bir anlaşmanın Avrupa-Türkiye ve Avrupa-Suriye ilişkileri üzerinde ne gibi sonuçlar doğurabileceğini açıklamasını talep ediyoruz.” İfadelerini kullanarak AB Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi’nden şu sorulara cevap vermesini talep ediyor:
– Yunanistan ve Kıbrıs’ın (Güney) Doğu Akdeniz’deki egemenlik haklarını nasıl savunacak?
– AB ile Suriye arasındaki gelecekteki ilişkinin ön koşulu olarak, diğer hususların yanı sıra, Uluslararası Hukuk’a ve özellikle BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS) ve Üye Devletlerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesini ön koşul olarak isteyecek mi?
– Türkiye ile Suriye geçiş hükümeti arasında hem uluslararası hukuku hem de Yunanistan ve Kıbrıs’ın (Güney) egemenlik haklarını ihlal edecek bir anlaşmanın imzalanmasının, Avrupa-Türkiye ve Avrupa-Suriye ilişkileri açısından ne gibi sonuçları olur?
Komunist KKE partisi Milletvekilleri: “AB, Türkiye-Suriye anlaşmasını destekliyor mu?”
Komunist KKE partisi Avrupa Parlamentosu Grubu, partinin Avrupa Parlamentosu üyeleri Kostas Papadakis ve Lefteris Nikolaou-Alavanos’un AB Yüksek Temsilcisine, sundukları soru önergesinde şu ifadeleri kullanıyor:
– AB’nin o dönemde desteklediği ve Türk hükümetinin de aynı şekilde istismar ettiği Libya’ya yönelik Avrupa-Atlantik müdahalesinden sonra, şimdi Suriye’ye yönelik müdahaleyi destekliyor ve bu da sınır değişikliklerine ve keyfi bir Türkiye-Suriye paktının tehlikeli bir şekilde manipüle edilmesine yol açıyor. AB üyesi olan Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti’nin egemenliğini ve egemenlik haklarını ihlal eden ve meydan okuyan, AB, bunları hiç hesaba katmayan bir tutum mu izliyor?”