
Atina’daki Diplomatik Kaynaklardan Libya ve Türkiye Değerlendirmesi
Yunanistan, Libya'dan gelen nota verilerine kısa süre içinde tam belgeler ve sağlam, tamamen hukuki argümanlarla yanıt verecek.
Yunanistan, Libya’dan gelen nota verilerine kısa süre içinde tam belgeler ve sağlam, tamamen hukuki argümanlarla yanıt verecek.
Atina’daki diplomatik kaynaklar, Yunanistan’ın gerekli hukuki destekle yanıtı hazırladığını ve nota verilerinin acil bir etki yaratmadığını belirtiyor.
Ancak bu yanıtın bir değeri var çünkü olası bir hukuki ihtilafta, resmi olarak kaydedilenler delil teşkil edecek. Bu nedenle, verilecek yanıtta çok dikkatli olunması gerektiği vurgulandı.
Atina’da, Libya haritalarının uluslararası hukuka uymadığına dikkat çekiliyor. “Özellikle Girit’e etki alanı tanımamaları dikkat çekici; Libya’ya göre Malta’ya etki alanı tanınmışken, Girit’e tanınmaması kabul edilemez” olarak değerlendiriliyor.
Aynı kaynaklara göre, “asıl sorun Türkiye-Libya mutabakat zaptının imzalanmasıyla başlıyor. Mutabakat zaptının uluslararası hukukta bir dayanağı yok çünkü yetki alanından bağımsız olarak iki ülkenin karşı karşıya sahilleri bulunmuyor, dolayısıyla kimin imzaladığının bir önemi yok.” İfadelerine yer veriliyor.
Akdeniz’deki enerji ve göç konuları
Akdeniz’in gözde bir deniz olduğunu belirten Atina’daki diplomatik kaynaklar, yatak araştırmaları yani parsellerin ilanı söz konusu olduğunda hiçbir özel şirketin egemenlik riski taşıyan bir işe girmek istemeyeceğini vurguluyor. Chevron gibi büyük bir şirketin, kendi denetimi sonrasında engelsiz bir şekilde araştırma yapacağını anlamadan bu tür bir işe asla girmeyeceği belirtiliyor, bu nedenle durumun net bir şekilde ortaya konulmasının hayati önem taşıdığı ifade ediliyor.
Sahada, yani parsellerde Libya’nın orta hattı kabul etmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor, ancak nota verileriyle iddialarını dile getirdiği de not ediliyor. Bu konuda bir uyum olduğu belirtiliyor.
Göçmenlik konusunda, Doğu Libya’dan gelen göç akışlarında önemli bir artış olduğu ve Yunanistan’ın bu konuyu AB düzeyinde ele alacağını belirtiliyor. Avrupa’nın Libya’daki misyonunun tamamlanmamasının Yunanistan’ı ilgilendirmediği ve Libya tarafından Avrupa veya başka bir misyon hakkında herhangi bir görüşme yapılmadığı da vurgulanıyor.
Göçmenlik konusunda ABD veya Fransa ile de bir mutabakat sağlanmadığı belirtildi.
Yunanistan’ın Libya politikası ve Türkiye ile ilişkiler
Yunanistan’ın Libya’daki her iki tarafla da en üst düzeyde görüşen tek ülke olduğu belirtiliyor. “Tüm bu tartışma, Yunanistan’ın inisiyatif alması sayesinde gerçekleşiyor. Biz tepki vermiyor, harekete geçiyoruz” deniliyor.
Yunanistan’ın hiçbir oldu bittiyi kabul etmediği vurgulanıyor. Türkiye-Libya mutabakat zaptının hukuki sonuç doğuramayacağı, dolayısıyla varlığının teknik görüşmeleri engellediği ifade ediliyor.
Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Eylül ayında toplanacak
Yunanistan-Türkiye Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin Eylül ayında toplanması bekleniyor. Atina’da üst düzey bir diplomatik kaynağa göre, yoğun program ve Kıbrıs sorunu gibi önemli gelişmeler nedeniyle Temmuz ayında düzenlenmesi mümkün olmadığına vurgu yapılıyor.
Aynı kaynak, Yunanistan-Güney Kıbrıs elektrik ara bağlantısının gerçekleşeceğinden emin olduğunu ve işgal altındaki bölgelerin Türkiye ile elektrik ara bağlantısının mümkün olmadığını sözlerine ekliyor.
AB’nin Türkiye ile savunma konularında olası işbirliğine ilişkin olarak, aynı kaynak Türkiye’nin savunma sanayisini geliştirdiğini ve bunun savunma sanayisi olan her ülkeye avantaj sağladığını belirtti.
Atina’daki diplomatik kaynak, “Bu elbette herhangi birinin Avrupa programlarına sorunsuz bir şekilde katılabileceği anlamına gelmez. Ulusal çıkarlarımızı zedeleyen hiçbir üçüncü ülke anlaşmasına rıza göstermeyeceğiz” diye de vurgu yapıyor.
Aynı kaynağa göre, Yunanistan’ın, Türkiye ile bir diyalog yolu olması gerektiği görüşünü sürdürdüğü vurgulanırken, “7.000 ihlali, kaotik göçmen akışlarını ve düşmanca atmosferi hatırlamak iyidir. Onlarca yıldır çözülemeyen sorunları iki yılda çözeceğimiz yanılgısına sahip değiliz, ancak olayları krize dönüşmeden yönetebilmeliyiz. Kırmızı çizgiler değişmiyor, bunu en başından beri biliyorduk. Bölgede gerçek ve uzun süreli barış ancak sınırlandırma ile mümkün olacaktır. Yakın gelecekte bu olasılık yok, çünkü tartışmanın kapsamı konusunda bir fark var. Türkiye, birbiriyle bağlantılı konular olduğunu düşünüyor.” İfadelerine yer veriliyor.