Yunanistan Haber

ABD–Yunanistan: Pyatt’tan Guilfoyle’a

"Guilfoyle’un, Maksimos Sarayı ile Trump çevresi arasında bir siyasi kanal işlevi görmesi bekleniyor; ancak stratejik politika oluşturucu bir rol üstlenmesi beklenmiyor. Diplomatik deneyimi yok, ve agresif, popülist ve sıkça tartışmalı olan kamu profili, Yunanistan–Türkiye dengelerinin gerektirdiği ölçülü diplomatik tarzdan oldukça uzak."

Kimberly Ann Guilfoyle’un 1 Kasım’da ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi olarak Atina’ya gelişi ve 4 Kasım’da Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasoulas’a güven mektubunu sunacak olması, Yunanistan–ABD ilişkilerinde yeni ve oldukça tartışmalı bir sayfa açıyor. Göreve gelen ilk kadın büyükelçi olan Guilfoyle’un atanması, ABD’nin Atina’daki diplomatik temsil düzeyine ve niteliğine dair birçok soru işareti yaratıyor.

Pyatt’tan Guilfoyle’a: iki farklı dünya

Geoffrey R. Pyatt ile kıyaslama kaçınılmaz. 2016–2022 yılları arasında ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi olarak görev yapan Pyatt, uzun yıllara dayanan diplomatik tecrübesi ve bölgeye dair derin bilgisiyle daha önce Kiev’de görev yapmıştı ABD–Yunanistan Stratejik Diyaloğu’nun mimarı olarak öne çıktı. Bu süreç, ülkenin hâlâ ekonomik krizin ağır gölgesi altında bulunduğu 2018 yılında başlatılmıştı.

Aleksis Çipras hükümeti (2015–2019), sol kimliğine rağmen, Brüksel’den gelen baskılara denge oluşturmak amacıyla Washington ile ilişkilerini güçlendirmeyi tercih etti. ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın olası bir “jeopolitik raydan çıkma” riskini fark ederek, bölgedeki dengeleri iyi bilen ve hassas ilişkileri yönetme kapasitesine sahip deneyimli bir diplomatı görevlendirdi.

O dönemde Pyatt’ın atanması bir diplomatik yükseliş anlamına geliyordu. Guilfoyle’un atanması ise bugün tam tersini ifade ediyor.

Ukrayna’dan Miçotakis’e — Washington’un “evet adamı”na dönüşüm

Geoffrey R. Pyatt’ın görevden ayrılması, Ukrayna’daki savaşın başlamasıyla ve Yunanistan’ın Miçotakis hükümeti döneminde ABD çizgisine tamamen hizalanmasıyla aynı zamana denk geldi. Başbakan Kiriakos Miçotakis, kendisini “öngörülebilir bir müttefik” olarak konumlandırdı; sıklıkla hem söyleminde hem de eylemlerinde Washington’a ve özellikle Joe Biden’a karşı aşırı bir itaatkâr tutum sergiledi.

Diplomatik deneyimi olmayan Yunan asıllı Amerikalı iş insanı George-James Çunis’in atanması, ABD’nin Atina’ya yönelik diplomatik ilgisinin azaldığının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Çunis, stratejik bir muhataptan ziyade, kamu imajı ve protokol etkinliklerine odaklanan bir “sosyal büyükelçi” gibi hareket etti.

Bugün, eski televizyon sunucusu, savcı ve Donald Trump Jr.’ın eski nişanlısı olan Kimberly Guilfoyle’un atanmasıyla, bu eğilim doruğa ulaştı: Atina artık ABD Dışişleri Bakanlığı için bir öncelik olmaktan çıktı ve Trump çevresinin siyasi bir uzantısına dönüştü.

Atamanın siyasi anlamı

Kimberly Guilfoyle’un Atina’ya atanması, Donald Trump’ın yeni siyasi doktrininin bir parçası olarak görülüyor; bu doktrin, kurumsal kanallardan ziyade kişisel ilişkiler üzerinden yönetim anlayışına dayanıyor.

Kendisinin herhangi bir diplomatik geçmişi yok; görevi, Trump ailesiyle olan güçlü kişisel bağlarına dayanan siyasi bir atama niteliğinde.

Aynı dönemde, Başkan’ın yakın dostu ve finansörü olan Thomas Barrack, Ankara’ya büyükelçi olarak atandı ve aynı zamanda Orta Doğu Özel Temsilcisi görevini üstlendi. Bu gelişme, Türkiye’nin diplomatik konumunu önemli ölçüde güçlendirirken, Beyaz Saray’ın Ankara’ya verdiği stratejik önceliği de açıkça teyit ediyor.

Bu tercih, Atina’yı ikincil bir konuma itiyor. Ankara, ABD stratejisinin jeopolitik bir dayanağı olarak görülürken, Yunanistan enerji projeleri ve sembolik ittifaklarla sınırlı bir rol üstleniyor.

Enerji gündemi ve Trump’la iletişim

Kimberly Guilfoyle, enerji projelerinin görev süresinin öncelikli alanlarından biri olacağını şimdiden ima etti — ve gelişinin, Transatlantik Enerji İşbirliği Ortaklığı (P-TEC) bakanlar toplantısıyla neredeyse aynı zamana denk gelmesi tesadüf değil. ABD Enerji Bakanı Chris Wright toplantıya katılacak; Yunan tarafında ise Çevre ve Enerji Bakanı Stavros Papastavrou, bu iddialı girişimin tüm hazırlık çalışmalarını koordine ediyor.

Kiriakos Miçotakis için Kimberly Guilfoyle, Trump çevresiyle olası bir “siyasi köprü” anlamına geliyor — ancak Başbakan şu ana kadar bu çevreden izole durumda. Beyaz Saray kaynaklarına göre, Yunan Başbakanı, Donald Trump’ın “kara listesinde” yer alıyor. Bunun nedeni, önceki seçimlerde Joe Biden ve Kamala Harris’e verdiği açık destek ile parlamentoda muhaliflerini “Trumpçı” olarak nitelendiren açıklamaları.

Hükümet, Trump ailesiyle olan kişisel bağları sayesinde Kimberly Guilfoyle’un Washington ile iletişim kanalını yeniden açabileceğini umuyor.

Tartışmalı bir geçmişe sahip bir Büyükelçi

Kimberly Guilfoyle’un Atina’daki kabulü sorunsuz olmayacak gibi görünüyor. Yunanistan’daki borç krizi döneminde, Yunan halkı hakkında “free loaders” ifadesini kullanarak küçümseyici açıklamalarda bulunmuş ve onları “çalışma ahlaklarını geliştirmeye” çağırmıştı. Yeniden gündeme gelen bu sözler, diplomatik çevrelerde güvensizlik, kamuoyunda ise rahatsızlık yarattı.

Amerikan varlığının tarihsel olarak kritik siyasi müdahalelerle ilişkilendirildiği bir ülkede, bu tür açıklamalar kolay unutulmaz. Ancak Guilfoyle, şimdi farklı bir imaj çizmeye çalışıyor ve “ülkesini temsil edecek olmaktan, özellikle de Yunanistan’da, son derece heyecan duyduğunu” söylüyor. Ancak mesele niyet değil — siyasi özdür.

Bu durum Yunanistan–ABD ilişkileri açısından ne ifade ediyor

Kimberly Guilfoyle’un atanması, Washington’daki yeni öncelikler hiyerarşisini yansıtıyor:

– Türkiye, Balkanlar ve Orta Doğu’da vazgeçilmez bir aktör olarak görülüyor.

– Yunanistan, güvenli ve tamamen hizalanmış bir müttefik olarak görülüyor; üst düzey yönetim gerektirmediği düşünülüyor.

Pratik düzeyde, Kimberly Guilfoyle’un, Maksimos Sarayı ile Trump çevresi arasında bir siyasi kanal işlevi görmesi bekleniyor; ancak stratejik politika oluşturucu bir rol üstlenmesi beklenmiyor. Diplomatik deneyimi yok, ve agresif, popülist ve sıkça tartışmalı olan kamu profili, Yunanistan–Türkiye dengelerinin gerektirdiği ölçülü diplomatik tarzdan oldukça uzak.

Kimberly Ann Guilfoyle’un Atina’ya gelişi, ABD’nin Yunanistan’daki ilk kadın büyükelçisi olması bakımından sembolik bir anlam taşısa da, açık bir diplomatik gerilemeyi temsil ediyor. Washington, Yunanistan’ı artık “kendiliğinden kazanılmış”, öngörülebilir bir müttefik olarak görüyor ve özel bir diplomatik yatırım gerektirmediğine inanıyor.

Kimberly Guilfoyle’un, Trump çevresindeki bağlantı ağını kullanarak enerji alanında ABD’nin etkisini artırmaya çalışması bekleniyor. Ancak deneyim eksikliği, geçmişteki açıklamaları ve değişken jeopolitik ortam, görevini son derece zorlu hale getiriyor.

Yunanistan, stratejik tutarlılığıyla tanınmak yerine, daha çok iletişimsel nitelikteki siyasi atamalarla karşılaşıyor. Bu durum, ne kadar farklı yansıtılmaya çalışılırsa çalışılsın, bir ittifaktan değil bir gerilemeden söz ediyor.

 

Kaynak: IBNA Spiros Sideris  28 Ekim 2025

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu