Yunanistan Haber

Sözde “Soykırımı” Uluslararası Tanıtmakta Israr Ediyorlar

Sözde “Pontus Soykırımı”nı uluslararası düzeyde tanıtmaya yönelik çalışmalarına hız verdiler.

Yunanistan’da Karadeniz’den göç eden Rumların torunları boş durmuyor ve son döneme ülke içinde ve diasporada yaptıkları etkinliklerle, sözde “Pontus Soykırımı”nı uluslararası düzeyde tanıtmaya yönelik çalışmalarına hız verdiler.

71 Konuşmacının davetli olduğu bu etkinliklerden biri de geçtiğimiz günlerde, 26-28 Mart 2021 tarihlerinde Kuzey Yunanistan bölgesinde Nausa (Ağustos) Pontus Kulübü tarafından düzenlendi.

Etkinlik, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın Yurtdışı Kamu Diplomasisi ve Diasporada Yaşayan Helenler Genel Sekreterliği himayesinde, İmathia Eyalet Birimi’nin katılımı ve Nausa Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleştirildi.

Konferansa Yunanistan, Amerika, Türkiye, Almanya, İtalya, Rusya vb. ülkelerden tanınmış konuşmacılar katıldı.

Uluslararası düzeyde ve katılımla gerçekleştirilen etkinliğe, çevrimiçi katılan Alman yazar, bağımsız araştırmacı ve Prof. Tessa Hofmann, Nausa (Ağustos) Pontus Kulübü tarafından düzenlenen “Pontus Helenizminin Yönleri: Deneyim ve Bilgi” başlıklı uluslararası çevrimiçi konferansta Osmanlı İmparatorluğu Rumlarının sözde “Soykırımı” hakkında konuştu.

Ana çalışma alanı Ermenistan olan Tessa Hofmann, özellikle Ermenilere ve Rumlara yönelik yapıldığı ileri sürülen sözde soykırımların tanınması çabalarında aktif bir tutum izliyor.

“Yunanistan Pontuslular Federasyonu”, 6-8 Aralık 2019 tarihleri arasında yüzüncü yılını anma adı altında başkent Atina’da sözde “Pontus Soykırımı Konferansı” düzenlemişti ve Tessa Hofmann da katılmıştı.

Alman Tessa Hofmann, soykırımın ne olduğu konusundaki sunumundan başlayarak, Karadeniz bölgesinde Jön Türkler tarafından şuç işlendiğini ve bu yapılanların BM temelinde soykırım olarak nitelendirildiğini savundu.

Hoffman’a göre, sözde “soykırımın” arkasındaki iki ana nedenin, kitlesel göç ve toprak kaybının ardından yaşanan büyük ekonomik ve demografik değişiklikler olduğunu savundu. Müslümanlar ve gayrimüslimler arasında Müslüman elitin hoşuna gitmeyen bir güç dengesinin var olduğunu dile getiren Hofmann, “Jön Türklerin partisi, bunun çözümünün homojenizasyon olacağını düşünüyordu” ifadelerini kullandı.

Hofmann şu ifadeleri kullandı: “Balkan Savaşları’nda zorla yer değiştirmeler başladı. Orada, Hristiyanlar kendi ülkelerine gönderilmek yerine Orta Anadolu’ya gönderildi ve yer değiştirmelerde ölüm oranı %50’ye yakın bir oranda oluştu.

İlk başlangıçta Çanakkale Boğazı’ndan Çeşme’ye kadar olan bölgelerin Yunanlılardan temizlenmesini emredildi. Odak noktası daha sonra Pontus’a kaydı. Doruğa ulaşması ise, 1922’de İzmir felaketiydi.

Rumların soykırımı ile Ermenilerin soykırımı arasındaki farklara gelince, ikincisi çok daha hızlıydı. Ek olarak Yunan Soykırımı coğrafi olarak daha çok Pontus, Doğu Trakya ve İzmir bölgesi ile sınırlıydı.

Yunanistan’da ve diasporada yaşayan Pontuslular, soykırımlarını tanımada en çok seferber ve hareketli olan kişiler olduklarından, bu olay genellikle Pontuslu Rumların soykırımı olarak anılır. Aslında bu bir yanlıştır, çünkü diğer grupları dışlamakta ve Osmanlıların ağırlıklı olarak Pontuslu Rumları hedef aldığı hissini vermektedir.

Bu kişiler kendilerini veya atalarını bir soykırıma maruz kalmış kurbanlar olarak değil, kurtulanlar olarak görmelidir. Toplu travmayla baş etmenin bir başka yolu da soykırım eylemini tanımaktır.”

Nausa (Ağustos) Pontus Kulübü tarafından düzenlenen “Pontus Helenizminin Yönleri: Deneyim ve Bilgi” başlıklı uluslararası çevrimiçi konferans sözde “soykırımın” tanınmasına yönelik yapılan imza listesiyle son buldu.

 

Haberin devamını oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Rastgele Haberler

Başa dön tuşu
EnglishGermanGreekTurkish