Batı Trakya

“Sağlıklı ve Huzurlu Bayramlar”

“Sağlık ve huzur içinde nice Bayramlara erişmemizi Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.”

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Müftü Mete mesajında,  “Ramazan Bayramı’nızı tebrik eder bu bayramın İslami bilincimizin ve kardeşliğimizin daha da güçlenmesine, insanlığın hidayet ve barışına vesile olması temennisiyle, sağlık ve huzur içinde nice bayramlara erişmemizi Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.” İfadelerine yer veriyor.

RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

Değerli Batı Trakyalı Müslüman Türk Kardeşlerim!

Allaha hamd-ü senalar olsun ki mübarek bir Ramazan Bayramına daha erişmiş olmanın mutluluğu içindeyiz.

Gelişiyle bizlere rahmet, bereket ve huzuru yaşatan, gönül dünyamızı, bağışlanma, arınma ve takva ile süsleyen Ramazan ayının ardından, barış, kardeşlik ve muhabbet iklimi Ramazan Bayramı’na önümüzdeki Perşembe günü girmiş bulunuyoruz. Bizleri, Ramazan ayının rahmet ve bereket ikliminin ardından bayram sevincine ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun. Sevgili Peygamberimize salât ve selam olsun.

On bir Ayın Sultanı Mübarek Ramazan Ayı’na veda ederken, içimiz buruk. Ancak bu mübarek ayı en iyi bir şekilde ihya edip içimizi arındırmakla sevinçliyiz, huzurluyuz. Rabbim daha nice böyle günlere ve müstesna zamanlara ulaştırsın.

Aziz Kardeşlerim,

Ramazan ayı; kimilerine rahmet, ibadet ve bereket, kimilerine de eziyet olmuştur. Ramazan’ın gelişine sevinenlere ve Ramazanı ihya edenlere cennet vaadedilmiş ve ahireti düşünenler, hesaptan korkanlar bu ayın heyecan ve coşkusunu gönüllerinde hissetmiştir. Allah bu sevinci yaşayıp oruçlarını gereği gibi tutanlara cennetini vereceğini vaadetmiştir.

Ancak bu mübarek ayı ihya etmeyenler, büyük kayıpta olduklarını Peygamberimiz (s.a.s.) bildiriyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir keresinde minbere çıkarken, her adımda  “âmin”  dedi: Bir adım çıktı, “âmin…”; bir adım daha çıktı, “âmin…”; bir adım daha çıktı,  “âmin…”

Hutbesi bittikten sonra: “Yâ Rasûlallah! Minbere çıktığınız zaman ‘âmin’ dediniz, her adımınızda bunu neden söylediniz?” diyerek sebebini sordular.

Buyurdu ki: “Cebrail (a.s.) üç dua etti, ben de onlara amin dedim.

– Birisi: Cebrail (a.s.): ‘Annesine, babasına veya sadece onlardan birine ulaşmış bir evlat, (onlara güzel hizmet edip, onların hayır duasını alıp) cenneti kazanamadıysa, ona yazıklar olsun/burnu yerde sürtünsün!’ dedi, ben de amin dedim.”

(Demek ki insanın bir evlât olarak, anne babasının rızasını kazanması, onların elini öpmesi, gönlünü alması, hizmet eylemesi, böylece cenneti kazanması gerekiyor. Bu yoldan cenneti kazanmak çok da kolaydır. Buna rağmen bunu başaramayana, anne babasının rızasını almadığı için cennete giremeyene yazıklar olsun ve olacaktır.)

– İkincisi: “Cebrail (as): ‘Sen peygamber olarak bir insanın yanında anıldığın zaman, sana salat-ü selâm getirmezse; ona yazıklar olsun!.. Onun burnu yere sürünsün!’ dedi. Ben de ona amin dedim.”

“Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.”(Ahzab, 33/56)

mealindeki ayet de salavat-ı şerifenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Allah’ın bu açık teşvik ve davetine rağmen, yanında ismi anıldığı halde Peygamber Efendimize (s.a.s.) salavat getirerek kısa yoldan büyük sevaplar kazanmayı düşünmeyen kimse, herhalde “yazıklar olsun”u çoktan hakketmiştir.)

– “Üçüncüsü: “Cebrail (as): ‘Ramazana eriştiği halde bir insan, buna Ramazanın feyzinden, bereketinden istifade edememiş, Ramazan gelmiş geçmiş de halâ Allah’ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, Allah’ın affını, mağfiretini kazanamamışsa; yazıklar olsun o kula!.. Burnu yerde sürtsün!’ diye  dua etti. Ben de ona amin dedim.” (Buharî)

Maalesef etrafımızda da böyle bedbahtlar olduğunu görmekteyiz. Oruç tutmadığı halde, alay edercesine ve marifetmiş gibi açıktan oruçlarını yiyorlar. Emin olun ki, mahşer meydanında müslümanlar bu tiplerden şikayet edeceklerdir. Osmanlı zamanında müslüman olmayanlar bile Ramazan’da sokakta saygıdan dolayı açıktan yemezlerdi, hatta çocularını da uyarırlardı.

Oruç bitti, elhamdülillah. Tutanlara ne mutlu. Tuttuğumuz oruçlarımızla, namazlarımızla, zikirlerimizle, fitre ve zekâtımızla, Allah’a itaatın zirvesine ulaşmaya çalıştık. Takva eğitiminden de geçtik. Çünkü oruç bizi takvaya ulaştıran en önemli ibadettir. Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a itaatsizlikten sakının. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın! (Evet) Allah’a karşı gelmekten sakının; şüphesiz Allah yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır.” (Haşr : 18)

Bu ayda ahirete iyi ameller gönderenlere o ameller nur olacak ve cennete girmesine vesile olacaktır. Namazla, oruçla alakası olmayanlar, ömürlerini gaflet içinde geçirenlerin de cezası Allah indindedir.

Değerli Kardeşlerim,

Biliyoruz ki bayramlar, bizleri fıtratımızla buluşturan, hayatın sekinet ve huzura dönüştüğü, sevgi ve kardeşlik bağlarımızı güçlendiren birlik, beraberlik, paylaşma, dayanışma günleridir. Fakat maalesef bugün acı, hüzün ve gözyaşının kuşattığı dünyamızda, özellikle bu son günlerde Filistin’de iman ve İslam kardeşliğimizin en önemli tezahürlerinden olan bayramlarımız, bayram gibi idrak edilememektedir. Dolayısıyla bu bayram; coğrafyaları farklı, imanları, gönülleri ve duaları bir milyonlarca Müslüman kardeşimizle aynı hissiyatı ve sevinci yaşamamıza vesile olmalıdır. Bunun için dua etmeliyiz. Zira bayramlar, hep beraber sevince dönüşürse hakiki manada bayram olur. Bunun için bayramın neşesini çoğaltmalı ve her yere taşımalıyız.

Bayramlar, âyet-i kerimede buyrulan “Müminler ancak kardeştirler” (Hucurat, 9) emr-i ilâhisi etrafında gönüllerin kaynaştığı en mutlu ve huzurlu olmamız gereken günlerdir. Milli ve manevi duygularımızın doruklara ulaştığı, akrabalık bağlarımızı kuvvetlendirdiğimiz; komşuluk ilişkilerini tazelediğimiz, toplumsal hayatı canlandıran; adeta bir gönül medeniyeti olan İslam’ın yoksulu gözetme, öksüz ve yetimi sevindirme; muhtaç ve kimsesizlere yardım elimizi uzatıp; onlarla sıkıntıyı paylaşma gibi değerlerimizi canlı tutan müstesna sevinç günlerimizdir.

Bu itibarla, öncelikle anne-babalarımızı, aile büyüklerimizi, akraba ve komşularımızı bayramda ziyaret ederek onlarla kurduğumuz gönül köprülerimizi güçlendirelim. Rahmet-i Rahmana kavuşan geçmişlerimizi de rahmetle yâd edip onlara hayır duada bulunalım.

Özellikle bu günlerde, bayram yapamayanların bayramı olmaya çalışalım. Sevgi ve merhamete muhtaç; yetim, öksüz, garip ve kimsesizlerin kimsesi olup onları sevindirelim. Kardeşlerimiz arasındaki kırgınlıkları ve küslükleri bertaraf edelim. Çocuklarımızı da bayramın coşkusuyla buluşturalım. Ramazan’da elde ettiğimiz kazanımları ve güzellikleri Ramazan sonrasına da taşıyarak bu konudaki istikrarımızı koruyalım.

Aziz Kardeşlerim,

Bu Ramazan ayını küresel salgının gölgesinde geride bıraktık. Bu Ramazan ayının son günlerinde iki olayı yaşadık. Biri sevinçli, diğeri ise dehşet verici maalesef.

Bizi sevindiren ve coşturan; Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran’ın Batı Trakya’ya gerçekleştirdiği ziyareti. Atina Büyükelçisi Burak Özügergin Bey’in de eşlik ettiği bu ziyaret mutluluğumuza mutluluk katmıştır. Sayın Bakanımızın ve beraberindeki heyetin, Selânik ve Batı Trakya ziyaretinde azınlık kurum ve kuruluşlarla görüşmeler gerçekleştirdi ve Batı Trakya Müslüman Türk cemaatine selamlarını ilettiler ve bayramlarını tebrik ettiler. Bizler de kendilerine bu ziyartleri için şükranlarımızı sunduk ve Anavatana selâmlar gönderdik.

Üzücü ikinci olaya gelince; insan haklarını hiçe sayıp, insanlara değer vermeyen ve kutsal mekânlara saygı duymayıp terör estiren Filistinli kardeşlerimize olan zulümleridir. İnsanlıktan nasibini almayan bu zalimler, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın içinde ibadet eden müslümanlara bu mübarek ayda ve bayram arifesinde bomba yağdırarak aralarında çocukların da bulunduğu onlarca kişiyi şehit etmişlerdir. Bu olay karşısında, insan hakları havariliğini yapan medeni Avrupa sus pus olmuş, hak hukuku konuşmaz olmuştur. Bu dehşet verici feci olaylar, İnşallah İslâm dünyasının uyanmasına vesile olur da oradaki ilk kıblemiz ve müslümanlar kurtularak hürriyetine kavuşur.

Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş hocamızla ve dünya İslâm liderleriyle yaptığımız çevirim içi toplantıda, İsrail’in Filistin’e yaptığı zulüm ele alındı ve yapılması gerekenler üzerinde duruldu ve İslâm âleminin toparlanıp İsrail’in zulmüne karşı daha dik durması üzerinde duruldu.

Çok Değerli Kardeşlerim,

Müftülüğümüzün faaliyetlerinden de birisi de fakir, fukaranın ve hasta veya afetlerinden dolayı ihtiyaç sahibi kimselerin yardımına koşmaktır. Yakın zamanda Sinikova ve Yelkenciler’de çıkan yangınlarda açtığımız kampanyalarla siz değerli cemaatimizin destekleriyle bu kardeşlerimizin yaralarına merhem olmaya çalıştık. Kireççiler’den bir kardeşimizin hasta çocuğu için de açtığımız yardım kampanyasında toplanan paralar kendisine teslim edilmiştir. Yine her Ramazan ayında fakir fukaraya dağıtmak üzere açtığımız yardım kampanyasında toplanan paralarla gerek fakirlere gerekse fakir öğrencilerimize yardım ettik. Ayrıca yetimleri giydirdik. Toplamda ikibine yakın kumanya dağıtarak ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermeye çalıştık. Allah hepinizden razı olsun.

Aziz Kardeşlerim,

Bu Bayrama, yine küresel salgının gölgesiyle giriyoruz. Virisün yayılmasını önlemek için alınan kararlar çerçevesinde; camilerinde 20 metre karede bir kişi, caminin dışında ise 10 metre karede bir kişi olacak şekilde mesafeli ve maskeli olmak şartıyla bayram namazımızı kılabiliriz. Bu konuda imam ve mütevelliler dikkatli davranmalı, tedbirlere uyulması için cemaatimizi uyarmaları gerekmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Ramazan Bayramı’nızı tebrik eder bu bayramın İslami bilincimizin ve kardeşliğimizin daha da güçlenmesine, insanlığın hidayet ve barışına vesile olması temennisiyle, sağlık ve huzur içinde nice bayramlara erişmemizi Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.”

Ahmet METE

İskeçe Müftüsü

Haberin devamını oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rastgele Haberler

Başa dön tuşu