Batı Trakya Haber

Habipoğlu: “Bizi Kullanan Biri Varsa O Da Ülkemizin Yöneticileri, Siyasetçileridir!”

“Batı Trakya’da Türk yoktur“ dediler, derneklerimizi kapattılar!

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu kaleme aldığı köşe yazısında, her defasında olduğu gibi bir kez daha Batı Trakya’da Türk Azınlığın Yunan devleti tarafından maruz bırakıldığı haksız uygulamalara dikkat çekerken, diğer yandan da siyasileri eleştiriyor. Habipoğlu, “Bizi Kullanan Biri Varsa O Da Ülkemizin Yöneticileri, Siyasetçileridir!” ifadelerini kullanarak siyasilerin de sorumluluğuna vurdu yapıyor.

Başkan Habipoğlu yazısında şunları dile getiriyor:

“Bizi kullanan biri varsa o da ülkemizin yöneticileri, siyasetçileridir!”

“Sevgili arkadaşlar,

Son günlerde siyasetin gündemi Batı Trakya Türkleri, biziz!

Anavatanımız Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu istikşafi görüşmeler için Atina’ya yaptığı ziyaret öncesinde Batı Trakya’mızı ziyaret etti, temsilcilerimizle bir araya geldi.

Çavuşoğlu, “Batı Trakya Türkleri kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmayacağımızı biliyor, bundan sonra da bırakmayacağımızdan emin, önemli olan da budur“ dedi.

Anavatanımızın ülkemize yaptığı ziyarette önce bölgemizi, bizleri ziyaret etmesi manevi olarak büyük bir destek demek.

Batı Trakya Türkleri olarak hem anavatanımızın hem de ülkemizin gündemine taşınmamız sorunlarımızın geniş kitlelerce bilinmesi açısından çok önemli.

Böylelikle unutulmuyoruz, sorunlarımız ülke gündeminin üst sıralarına taşınıyor.

Ülkemizi yönetenler  her ne kadar Yunanistan’ın modern bir Avrupa demokrasisine sahip olduğunu söyleyip „Müslüman azınlık“ tanımını kullanarak Azınlık’ın hakları konusunda hiçbir sorun olmadığını iddia etseler de gerçeğin böyle olmadığını biliyoruz.

Ülkemiz, Yunanistan’ın insan ve azınlık haklarına tam saygılı açık demokratik toplum modelini yaratmayı başardığını iddia ediyor.

Bölgemizden Yeni Demokrasi ve SYRIZA milletvekilleri de Yunanistan’ın çok kültürlü bir yapıda olduğunu her fırsatta söylüyorlar.

Evet, Yunanistan geçmişte çok kültürlü ve çeşitliliğe saygı duyan bir ülkeydi.

1967 askeri cunta dönemine kadar mükemmel seviyede olmasa da Batı Trakya Türk toplumu olarak sahip olduğumuz statü ve haklar çerçevesinde insan ve azınlık haklarına saygılı çok kültürlü bir toplum modeli vardı.

Askeri cuntayla birlikte her şey yerle bir edildi.

1974’te ülkemizde demokrasiye dönüş sağlandı, ama o demokrasi bize uğramadı!

O günden sonra gün be gün işler kötüleşti.

Haklarımız bir bir elimizden alınmaya devam etti, azınlık hakları şöyle dursun bireysel hak ve özgürlüklerimiz de kısıtlandı.

Baskıcı, ayrımcı politikalar nedeniyle o dönemde çok zor günler geçirdi.

“Batı Trakya’da Türk yoktur“ dediler, derneklerimizi kapattılar!

Varlığımız da inkar edilince baskıya dayanamayınca artık sokaklara döküldük, 29 Ocak yürüyüşleri ile sesimizi duyurmaya çabaladık.

1990’larda nihayet vatandaşlık haklarımızı aldık.

Ancak eğitim ve dini özerkliğimizin iadesi için başlattığımız mücadele hala devam ediyor.

Bizler de madem ülkemiz bizi görmek, duymak, anlamak istemiyorsa sesimizi Avrupa’da duyururuz dedik.

İşte bu nedenle 1988’de ABTTF kuruldu.

O gün bugündür sesimizi uluslararası arenada duyurmak için çaba gösteriyoruz.

Sorunlarımızın Atina’da çözüleceğini bilerek artık Atina’da da faaliyet gösteriyoruz.

Çünkü amacımız sesimizi duyurmak, sorunlarımızın çözümü için ülkemizi yönetenlerle diyalog kapısını aralamak.

Ancak işimiz kolay değil, hiç değil bunu biliyoruz.

Zira bölgemizin milletvekili Evripidis Stilyanidis’in 27 Mayıs 2021’de Estia gazetesine yazdığı yazıyı okuduğunuzda ülkemizin bize nasıl  baktığını, neden ısrarla bizi yok saymak istediğini çok iyi anlayacaksınız.

Stilyanidis, Türkiye’nin bizleri araç olarak kullandığını ve kolektif anlamda “ulusal Türk azınlık” olarak yeniden tanımlamayı amaçladığını iddia ediyor.

Üstelik hukukçu ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi olan Stilyanidis, İskeçe Türk Birliği’nin yasaklanmasının asıl nedeninin “Türk” tanımlamasının Lozan Antlaşması’yla çelişmesi ve “azınlığın kolektif olarak tanımlanması” için dolaylı olarak kullanılma ihtimali olduğunu ileri sürdü.

İşte bu zihniyet Bekir Usta ve Diğerleri dava grubunda AİHM kararlarının 13 yıldır uygulanmamasının sebebi!

Aynı zihniyet 2 Haziran’da Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili François Alfonsi’nin (Yeşiller/EFA) desteği ile bu konuda gerçekleştirdiğimiz panel öncesinde AP Milletvekili Manolis K. Kefalogiannis’in AP Başkanı David Sassoli’ye gönderdiği mektupta kendini gösterdi. Milletvekili, ABTTF’ye karşı mesnetsiz iddia ve iftiraları ile bizi ayrılıkçılıkla suçladı.

Oysa yıllardır tek yaptığım gasp edilen haklarımızın iadesi için sesimizi duyurmak!

Onların iddia ettiği gibi anvatanımızın aracı değiliz, gizli bir gündemimiz ya da hedefimiz de yok!

Aslına bakarsanız bizi, toplumumuzu araç olarak kullanan devlet temsilcileri ve siyasetçiler!

Batı Trakya Türk toplumunu milli mesele haline getirip toplumun geneline korku ve endişe yayarak gücü ellerinde tutmak istiyorlar.

Siyasetçiler için ise bizi ajan göstermek onlara siyasi rant alanı sağlıyor!

Çünkü herkes biliyor ki „Ülke elden gidiyor“ nidaları halkın milliyetçilik duygularını ateşleyecek, devlete, hükümete, siyasetçilere olan sorgusuz güveni artıracak!

Yani bizi kullanan biri varsa o da ülkemizin yöneticileri, siyasetçileridir!

Öyle olmasaydı Bekir Usta ve Diğerleri dava grubu hakkında düzenlediğimiz son etkinlik ülke genelinde bu denli büyük bir tartışmaya yol açmazdı, demokrasi ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde sorun ele alınır, aradan 13 yıl geçmezdi.

Öyle değil mi?

Son söz yerine bu vesile ile yaklaşan yaz tatili dönemi nedeniyle memlekete gidecek herkese iyi yolculuklar diler, güzel Batı Trakya’mızda herkese keyifli bir tatil dilerim.

Kalın sağlıcakla,

Halit Habip Oğlu

ABTTF Başkanı

Haberin devamını oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rastgele Haberler

Başa dön tuşu