Yunanistan Haber

Batı Trakya Azınlığını Avrupa’ya Yine Bir Model Olarak Gösteridiler

“Müslüman Karşıtı Nefret Suçlarını Anlama ve Müslüman Topluluklarla Mücadele Konferansı”nda Batı Trakya’daki Azınlık yine model olarak gösterildi.

Kavala’da gerçekleştirilen “Müslüman Karşıtı Nefret Suçlarını Anlama ve Müslüman Topluluklarla Mücadele Konferansı”nda Batı Trakya’daki Azınlık yine model olarak gösterildi.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (OSCE) öncülüğünde, Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi, Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Genel Sekreterliği ile işbirliği içinde ve Kavala’daki Muhammed Ali (Mehmedali Paşa) Araştırma Merkezi’nin (MOHA) katkılarıyla “Müslüman Karşıtı Nefret Suçlarını Anlama ve Müslüman Topluluklarla Mücadele Konferansı” gerçekleştirildi.

Muhammed Ali Araştırma Merkezi’nin (MOHA) başkanı Bayan Anna Missirian’ın katılımıyla Kavala’da İmaret Otel’de gerçekleştirilen Konferansa Yunanistan Vatandaşı Koruma Bakan Yardımcısı Elefterios İkonomu, Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Genel Sekreteri Giorgos Kalancis, Yunanistan Emniyet Teşkilatı’nın (EL.AS) Kuzey Yunanistan Genel Müfettişi Korgeneral Konstantinos Skumas, Doğu Makedonya-Trakya Eyaleti Emniyet Müdürü Korgeneral Paschalis Siritudis, Kavala Emniyet Müdürü Tuğgeneral İoannis Karamanlis, Kavala Belediye Başkanı Thodoros Muriadis, Kilise temsilcisi, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Tayinli İskeçe ve Gümülcine Müftü Naipleri katıldı.

Konferansta bir konuşma yapan Yunanistan Vatandaşı Koruma Bakan Yardımcısı Elefterios İkonomu, Yunan devletinin katkılarıyla ayrım gözetmeksizin, Batı Trakya’da Hristiyan ve Müslümanlar’ın uyum içinde kin ve nefret duygularından uzak barış ve huzur içerisinde yaşadığını bir kez daha dile getirdi.

Bakan Yardımcısı Elefterios İkonomu yaptığı konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Azınlık günümüz Avrupa’sı için bir modeldir”  

“Yunanistan, Avrupa Birliği’nin çekirdeğine aittir. Gelenek açısından, hem Batı’nın hem de Doğu’nun kokusu ve sesleriyle koordine edilen, uzun bir tarihi ve insan merkezli kültürü olan bir ülkedir. Bu noktada belirtmek isterim ki, ülkemizde bir asırdır uluslararası anlaşmalarla tanınan Müslüman bir azınlık vardır.

Anayasal ve yasama düzeyinde tamamen kurumsallaşmış olan bu Yunan vatandaşı Azınlığının yasalar karşısında eşitlik, eşdeğerlik, kültürel ve dini özgürlükleri, cihat tehdidi ve aynı zamanda İslamofobi ve göç nedeniyle yabancı düşmanlığı akımları tarafından test edilen günümüz Avrupa’sı için bir modeldir.

Yunanistan gerçeğinin uzun vadede kanıtladığı şey, Hristiyanlar’ın ve Müslümanlar’ın uyumlu bir şekilde bir arada yaşamasının bir dilek listesi olmadığı ve böyle bir birlikte yaşamanın ulusal, Avrupa’da örgütlenmiş bir devletin uyumunu hiçbir şekilde bozmadığıdır.

Ayrıca, mevcut Yunan Hükümeti’nin öncelikleri arasında yer alan Trakya’nın (Batı) ekonomik kalkınması ve yükseltilmesi, aynı zamanda bölgeye uluslararası ticari yatırımların akını, Hristiyanların ve Müslümanlar’ın din ayırımı gözetmeksizin bir arada yaşamalarından hiçbir şekilde rahatsız olmamaktadır.

Komşu Türkiye zaman zaman yayılmacı planını desteklemek için Müslüman Azınlığı “manipüle etmeye” kalkışsa bile, yerleşik Yunan Cumhuriyeti alan bırakmıyor ve bireysel özgürlüklerini, mülkiyetini ve güvenliğini garanti ediyor.

Üstelik Yunanistan’da hoşgörüsüzlük, yabancı düşmanlığı, ırkçılık vaazlarıyla “Altın Şafak” olgusunun yaşanmasına rağmen, yöneticileri şimdi bir “suç örgütü” olarak mahkum ediliyor.

Bununla birlikte, devlet yapılarının ve sosyal kolektiflerin uyanıklığı sürekli olmalı, ancak hepsinden önce yaratıcı olmalıdır.

Sivil Savunma Bakanlığı tarafından, özel olarak mağdur kategorisine girmeyen Müslümanlara özel değil, genel olarak ırkçı fenomenlerle mücadele için en iyi uygulamalara atıfta bulunarak bitirmek istiyorum:

Birincisi: Her türlü olumsuz ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğe karşı mücadele, ırkçılıkla mücadeleye yönelik tedbirlerin oluşturulması, üretilmesi ve benimsenmesine daha fazla aktörün katılımını gerektirir.

İkinci olarak, ırkçılık ve ayrımcılığı doğuran veya dolaylı destekleyen faktörleri ve etkileri zayıflatmak için gerekli, paralel sosyal ve eğitimsel birincil önleme politikaları göz önüne alındığında, Polisin işlevlerinin olgu üzerinde nihai bir etkiye sahip olamayacağı kabul edilmektedir.

Üçüncüsü: Bize göre, fenomenin hafif biçimleriyle mücadele, alternatif müdahale, destek ve sosyal yardım biçimleri yoluyla ceza sisteminin dışında yapılmalıdır. Baskı kendi başına bir son olamaz ve bir “cadı avı” ile sonuçlanamaz.

 

Dördüncüsü: Polis ve Güvenlik makamlarının insan haklarının korunmasında faaliyet gösteren sosyal kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapması kanaatimizce önemlidir ve Bakanlık bu tür işbirliklerine açıktır.

Sözlerime son verirken belirtmekte fayda var ki, ırkçılığın “Lernean Hidra”sı (Yunan mitolojisinde anlatılan çok başlı bir yaratık) ile olan çatışma, medeniyetimizin barbarlığa karşı savunmasıdır.

Bu, bugünün Avrupa’sının “apartheid” toplumlarına (Güney Afrika’da sömürge dönemi ve Apartheid rejimi) karşı bir “bahsi” ve aynı zamanda Cihad’ın kitlesel terörizmidir.

Teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.”

 

Haberin devamını oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Rastgele Haberler

Başa dön tuşu
EnglishGermanGreekTurkish