Batı Trakya

Medrese-i Hayriye Encümen Heyeti’nden Zehir Zemberek Bir Açıklama

Burasının bir Vakıf Azınlık Okulu olduğunu bildiğin halde, müdür yardımcısıyla işbirliği yaparak, burasının bir devlet okulu olması için mi çalışıyorsun?

Gümülcine Medrese-i Hayriye Vakıf Azınlık Lisesi Encümen Heyeti, Gümülcine Vakıflar İdaresi yönetimine yönelik önemli konuların yer aldığı yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklama aynen aşağıdaki gibidir.

AÇIKLAMA

“Sana bu yetkiyi kim verdi?”

Dünyayı kasıp kavuran korona virüs (COVİD 19) nedeniyle hayatın durduğu, eğitimin sekteye uğradığı, okulların tatil oluşunun ardından aşamalı olarak yeniden başlayan eğitim süreciyle, okulumuz Gümülcine Medrese-i Hayriye Vakıf Azınlık Lisesi’nde de birilerinin gizli elleri-emelleri doğrultusunda nahoş durumları yaşar olduk.

Ülkemiz yönetiminin almış olduğu sağlık tedbirleri kapsamında toplu yaşam alanlarında uyulması gereken kuralların gereği olarak, her toplu yaşam alanlarında olduğu gibi, okullarda da bulundurulması gereken sağlık malzemeleri, dezenfektan, maske gibi malzemelerin bir kısmı (dezenfektan) belediye aracılığıyla devlet tarafından gönderilip ihtiyacı karşılar düzeyde olduğu, diğer kısmı (maskeler) ise Okul Encümen Heyeti ve Aile Birliği tarafından okulun ihtiyacını karşılayacak miktarda temin edilmiştir.

Hal böyle iken, okulun bu malzemelere ihtiyacı olmadığı bilinmesine rağmen, siyasi atamalı Cemaat İdaresi (Vakıflar İdaresi) başkanı, siyasi ihtiraslarının tatmini açısından, okulun Yunanlı müdür yardımcısını arayarak okula yukarıda belirttiğimiz malzemeleri vakıflar adına bağış olarak getirme arzusunu iletmiştir. Yunanlı müdür yardımcısı da, müdürü arayarak bu talebi iletmiştir.

Müdürün verdiği olumsuz cevap, müdür yardımcısının hoşuna gitmemiş olacak ki, ertesi günü cemaat başkanı telefonla müdürü arayarak, müdür yardımcısına ilettiği haberi müdüre de tekrar ederek, müdürden talebin gerçekleşmesini istemiştir.

Okulun müdürü de Encümen Heyetiyle istişare ederek böyle bir ihtiyacın olmadığını, çünkü bunların bir kısmının belediye aracılığı ile devletten, bir kısmının da Encümen Heyeti ve Aile Birliği tarafından temin edildiğini bildirmiştir.

Okulun ihtiyacı bunlar değil, gasp ederek zorbalıkla Vakıflar İdaresinin okulun vakıflarını idare etmenin gereği olarak okula ödemesi gereken 2019 yılının bütünü, 2020 yılının da bugüne kadar olan ödemelerini yapması gerektiğini hatırlatmıştır. Muhatabı tarafından telefon kapanmıştır.

“Burası özel satüsü olan Azınlık okulu!”

Bay cemaat başkanı, hangi emellere hizmet ettiğini tahmin ettiğimiz hedefinden vazgeçmeyerek, bu defa talebini yazılı olarak ve de kendilerinin yüksek amiri kabul ettiği Azınlık Eğitimi Sorumlusuna ileti – bildiri olarak göndermiştir.

Bay başkan, hangi mesajı vermek istemiştir?

Burası bir devlet okuludur sizi tepeden ezdiririm ve emellerimi gerçekleştiririm mi?

Ki: devam eden uygulaması hangi yetki ile, okulun müdürü ve Encümen Heyetinin haklarını, yetkilerini, sorumluluklarını ayaklar altına alarak, okulun Yunanlı müdür yardımcısı ve diğer iki kişi ile birlikte (basındaki fotoğrafta görüldüğü gibi 18-Mayıs-2020 Pazartesi) okulun kapısı açılarak önünde fotoğraf çektirmeleri neyi amaçlamaktadır?

Burası özel statüsü olan azınlık okulu olmasına rağmen, müdür yardımcısı azınlık haklarımıza saygı göstermeyi, haklarımızı ayaklar altına almamayı, encümenlerin yetkilerini hiçe sayarak ben istediğim gibi kullanırım hareketiyle burasını yolgeçen hanına çevirmeyi ne zaman bırakacak ve bizim anayasal hakkımıza ne zaman saygı gösterecektir.

“Sana bu yetkiyi kim verdi?”

Aynı durumu bay cemaat başkanı ve müdür yardımcısı özel statüsü olan kilise okulu veya başka bir vakıf okuluna, oranın encümen heyetini ve müdürünü yok sayarak, haklarını ayaklar altına alarak istedikleri gibi kanun-manun tanımaksızın böyle bir uygulamayı gerçekleştirebilirler mi?

Asla! Peki; bay cemaat başkanı, sana kim yetki verdi de müdürden ve Encümen Heyetinden olumlu cevap almadan bu uygulamayı gerçekleştiriyorsun.

Sana bu yetkiyi kim verdi?

Dünyanın neresinde okulun müdürü mevcut iken, Encümen Heyeti faal iken, Lozan ve Anayasal Özel haklarımız yürürlükte iken, bir yerden yazılı cevap mı aldın da, kendini bunda hak sahibi gördün. Eğer böyle bir yazılı cevabın varsa, basın açıklamasında neden yayınlamadın.

Burasının bir Vakıf Azınlık Okulu olduğunu bildiğin halde, müdür yardımcısıyla işbirliği yaparak, burasının bir devlet okulu olması için mi çalışıyorsun?

Bu senin yetkin değil ve de başarılı olamayacaksın.

Basında sizin adınıza çıkan haberlerde de, okulun azınlık eğitimcileri ve müdürü gûyâ!! önceden bilgilendirildikleri, bu olaya olumlu baktıkları, amma böyle yüksek insani bir faaliyete katılmaktan, destek olmaktan da kaçınmışlar ve insanlık adına insani değere yakışmayan bir tavır sergilemişlerdir.

Bunun bu şekil yorumlanmasına sebep olurken, insani durumu, özellikle de azınlık haklarımızı ayaklar altına alırken siz mi sergilediniz?

“Azınlık insanından kimseler sana katılmıyor”

Neden bir yanda papazla, (basın 27-Eylül-2019) bir yanda müdür yardımcısıyla işbirliği yapıyorsun da, senin faaliyetlerinde yanında azınlık insanından kimseler sana katılmıyor?

Oraya atanmış olmak, Müslümanların özelini Müslüman olmayanlara çar-çur etme hakkını mı kazandırır ki, kanunen usulsüz atama, Müslümanların özeline mahsus vakıflarının varidatlarının vakfedilme şartlarında her Müslümana dahi dağıtılamayacağı en ufak bir bilgiye sahip olanın bildiği bir gerçek iken, ancak başkanın bunları anlamaya ve idrak etmeye yeterli olmayacağını, vakıfların hayra vesile gelirlerinin Müslümanlardan başka dinlere, inançlara mensup olanlara asla dağıtılamayacağı, peşkeş çekilemeyeceği kesin bir gerçektir, haramdır.

Bulunduğun konum, vakıfların yüzde yetmiş beşinden fazlasının, gelirlerinin yüzde doksanından fazlasının Sohtalar-Medrese-i Hayriye Vakıf Azınlık Lisesi okulunun olmasına rağmen, öğrencilerinin hakkını ödemeyerek, gasp ederek başka din mensuplarına çar-çur ederek dağıtırken hayır yapacağını mı zannediyorsun?

Bu öğrenci haklarını ödemeyerek gasp ederken buradaki ihtiyaç durumunu derinleştirerek bu okulu devletin mülkiyetine, bütçesine mi mahkûm etmek istiyorsun?

Bunu hangi dini bilginle ve vicdâni doğrularınla!! yapıyorsun? Unutma ki yakın tarihe kadar beş vakit ibadetin eda edildiği mekânlar, bugün kilisenin temellüküne geçmiştir. Medrese-i Hayriye Vakıf Azınlık Lisesi okulunun da, öğrenci haklarını ödemeyerek, gasp ederek aynı kadere mi mahkûm etmek istiyorsun?

Şunu hatırından çıkarma ki, bizler Encümen Heyeti, Aile Birliği, Veliler ve Mezunlar Derneği olarak geçtiğimiz Kasım ayı (2019) Genel Kurul toplantısında gasp ettiğin miktarı telafi etmek ve okulun ihtiyaçlarına cevap verebilmek babında, Okul Aidatlarını yüzde yetmiş oranında arttırma kararı ve gerekirse de bu artışı yüzde iki yüz, yüzde üç yüz gibi, ve daha fazlasının ihtiyacı durumunda arttırma kararı alarak bunu devletleştirmeyeceğimizi, her türlü yükümlülüğümüzü dün olduğu gibi, bizden öncekilerde, bugün bizler de omuzlarımıza yüklemiş olduk. Bundan taviz vermeyeceğiz.

Bu konuda halkımızın sağladığı her nevi desteği de takdirle karşılıyoruz. Ve başarılı olacağız. İnşaAllah.

“Boyunlarında mahşere kadar haram olarak kalması için de temennilere devam edeceğiz.”

Dünyanın her cephesinde öğrencilere nasıl yardımda bulunabiliriz düşüncesiyle çırpınan ve çareler üreten insanların yanında, Cemaat Heyetinin Medrese-i Hayriye Vakıf Azınlık Lisesi Öğrencilerinin haklarını gasp ederek, birilerini memnun etme adına yaptığı yardım kılıflı göstermelik işlerinin bir gösteriş-şovdan ibaret olduğu, gerçeği asla yansıtmadığı, Medrese-i Hayriye Vakıf Azınlık Lisesi Okulunu emellerine alet etme gerekçesiyle yaptığı yardım mahiyetli malzemelerin ihtiyaç olmamasını bildiği halde, müdür yardımcısıyla işbirliği yaparak, cebri olarak getirdiği malzemeler, birilerini pek memnun etmiş ama bizlerin, bunları öğrencilerimize kullandırtmayacağımızı, öğrencilerden gasp edilen bedelin miktarıyla alındığını, aynı gasp bedeliyle camilere dağıtılanların da kullanılmasını tarafımızdan asla helâl etmeyeceğimizi, kullananların ise öğrenci hakkının gasp edilmesine destek olduğundan dolayı haram edeceğimizi, bu haramın kıyamete kadar ve sonrasına da devam edeceğini, bu değirmene su taşıyanların, bana ne vurdumduymazlığıyla hareket edenlerin, bu gaspa kişisel ihtiraslarından dolayı sebep olanların, destek verenlerin, gönüllü çalışanların haram olduğunu bildiği halde haramı işlemeye devam edenler, sonra da iftar saatinde cami cemaatlerine pide, tost vs. ikramı ile Müslümanları kandırmaya çalışanlar, zanları ile hayır işlediklerine inanıp Müslümanlık satanlar, burada ısrarcı olanların haram ile besledikleri nesli asla felâh bulmasın.

Boyunlarında mahşere kadar haram olarak kalması için de temennilere devam edeceğiz.

Bu sergilenen gasp ve cebri uygulamalara, özelde Medrese-i Hayriye Vakıf Azınlık Lisesi Okulunun genelde cemaat mensubu olan din görevlilerinin hizmetlerinin karşılığının büyük oranda keyfi surette kesintiye uğratılması da yukarıda belirtilen aynı amaca hizmet etmektedir.

Bu uygulamaları kınadığımızı, doğruların hayata geçirilmesi için uğraş vereceğimizi ve kendi çapımızda destek olacağımızı imzalarımızla beyan ederiz.”

Veli:

1-

2-

Öğrenci:

S.No İsim – Soyisim İmza

Diğer:

S.No İsim – Soyisim İmza

Haberin devamını oku

Rasgele Haberler

Başa dön tuşu
Birlik Gazetesi'ne
Sende Haber Yolla..!