Batı Trakya Haber

Batı Trakya Türkleri’nde “29 Ocaklar”ın Ruhu Asla Tükenmeyecek!

29 Ocaklar, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak arama mücadelesinde dönüm noktasıdır.

Batı Trakya Türk Azınlığı bir bütün olarak kenetlenmiş vaziyette “29 Ocak 1988 Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü” ruhuna sahip çıkmaya devam ediyor.

“29 Ocak 1988 Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü” yıldönümü vesilesiyle Azınlığın kurum ve kuruluşları, STK’lar yayınladıkları basın açıklamalarıyla bu anlamlı güne sahip çıkıyor ve damgasını vuruyor.

 

“29 OCAKLARI DOĞURAN POLİTİKALARIN DEVAM ETTİĞİ GERÇEĞİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

29 Ocaklar, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak arama mücadelesinde dönüm noktası olmakla birlikte, toplumumuzun asırlarca yaşadığı bu topraklarda insanca yaşama iradesini önce yaşadığı ülkeye daha sonra da tüm dünyaya haykırdığı bir milattır.

“29 Ocak 1988 Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü” , 1967 Albaylar Cuntasıyla başlayan, 1980’lerde zirveye çıkan ve Müslüman Türk Azınlığı’nı hedef alan baskıcı ve ayrımcı politikalara karşı toplumsal tepkinin ete kemiğe büründüğü tarihtir. İsminde “Türk” kelimesinden dolayı tarihi derneklerimizin Yunanistan mahkemelerince haklarında kapatılma kararı verilmesi, bardağı taşıran son damla olmuş, azınlık elinden alınan vatandaşlık ve azınlık haklarının yanı sıra, milli kimliğinin de inkâr edilmesine karşı “ARTIK YETER” demiş ve tarihindeki en büyük toplumsal tepki eylemini ortaya koymuştur. Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu, bugüne kadar her vesilede Türk milli kimliğini inkâr eden anlayışa gereken yanıtı, demokratik şartlar çerçevesinde vermiştir. Azınlığın sesinden ve tercihlerinden rahatsız olan anlayış bunu görmek istemese de, bu gerçeği asla gizleyemez ve değiştiremez.

Batı Trakya Türkünün haksızlıklara ve baskılara “ARTIK YETER” demesinin üzerinden iki yıl sonra 29 Ocak 1990 tarihinde azınlık aleyhine, bazı “karanlık mihraklar” tarafından, “karanlık yöntemler” kullanılarak azınlık toplumu aleyhine gerçekleştirdikleri saldırı ve şiddet olaylarının üzerinden 31 yıl geçmiş olmasına rağmen asla unutulmadı. Yunanistan’ın demokrasi tarihine “karanlık bir sayfa”ya mal olan 29 Ocak 1990 olayları için vatandaşı olduğumuz devletten 31 yıl boyunca hala samimi bir özür gelmemesini de bir kez daha hatırlatmak isteriz.

29 Ocakları doğuran baskı ve ayrımcılık politikalarının kurbanlarından biri de Batı Trakya Türklerinin ilk sivil toplum kuruluşu olan İSKEÇE TÜRK BİRLİĞİ’dir. Uzun bir iç hukuk maratonundan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AHM) davayı kazanan İskeçe Türk Birliği, 13 yıldan bu yana bu kararın uygulanmasını ve derneğin resmi statüsünün iade edilerek, yıllarca süren haksızlığın ortadan kaldırılmasını bekliyor. Ülkemiz Yunanistan’ın 13 yıldır AİHM kararını uygulamamakta ortaya koyduğu ısrarın Batı Trakya’daki demokrasi ve azınlık haklarını yaraladığını, devlet ile azınlık arasındaki güven ortamının oluşmasında engel teşkil ettiğini vurgulamak isteriz.

Aradan 30 küsur yıl geçmiş olmasına rağmen, 29 Ocakları doğuran politikaların büyük ölçüde ortadan kalkmadığı, bunların esasen devam ettiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu politikaların devam etmesi demokrasi açısından endişe vericidir. Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın farklı alan ve konulardaki tercihlerini, taleplerini, beklentilerini, isteklerini ve dahi haklarını görmezden gelerek, “karar alıyorum ve uyguluyorum” yönteminin devam etmesi bunun bariz göstergesidir!…

Bu vesileyle 29 Ocaklarda, Batı Trakya Türk Toplumu’nun insanca ve haklarına sahip olarak yaşayabilmesi için mücadele eden toplum fertlerini saygıyla selamlıyor, fani dünyadan göç edenlere ise Allah’tan rahmet diliyoruz…”

 

29 OCAK TOPLUMSAL DAYANIŞMA VE MİLLİ DİRENİŞ BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

29 Ocak 1988 tarihi, Batı Trakya Türklerinin milli kimliğinin inkârına karşı onurlu bir direniş gösterdikleri, asla antidemokratik ayrımcılığı ve baskıları kabullenmeyeceklerini dünyaya haykırdıkları gündür. Asırlardır Türk kimliği ile kendi kültür dairesini oluşturan Batı Trakya Türk Azınlığı, kendi kültürünü terk etmeden, kendilerini bu ülkenin onurlu birer vatandaşı gibi hissederek, bu ülkede yaşayacaklarını güçlü bir sesle seslendirdikleri gündür.

O gün hakça ve herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmadan yaşamak için cesaretle yollara düşen kahramanlarımız, bizlere bu anlamlı Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Bayramını armağan etmişlerdir. Bizler, bu onurlu bayramı bizlere armağan eden kahramanları, bugünün yıldönümlerinde her zaman yâd etmeye, bu davanın merhumlarına rahmet, hayatta olanlarına esenlik dilemeye ve minnet duygularımızı dile getirmeye büyük bir kararlılıkla devam edeceğiz.

İki yıl sonra Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü’nü anmayı yasaklayan, tarih sayfalarında 29 Ocak 1990 gününü karaya boyayan, kendinde Batı Trakya Türk Azınlığı mensuplarına ait iş yerlerine dönük vandallığı hak gören faşizan tutumu asla unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız.

Hakkı ve hukuku uluslararası antlaşma ile belirlenmiş bir azınlığın haklarının yıllardır gasp edilmesine sessiz kalan Avrupa Birliği’nin bu tutumunu da insanlık ve barış adına endişe ile izliyoruz. Bu tutum, yıllardır Avrupa Birliği’nin dillendirdiği, üzerinde hassasiyetle durduğu ve hatta AB’nin kuruluş temellerini oluşturan demokrasi, adalet, insan hakları, ifade özgürlüğü, eşit eğitim hakkı gibi medeni kavramlara olan inancımızı sorgulamamıza sebebiyet vermektedir.

Artık bu ülkede kendi kimlikleri ile tarihi derneklerimizin resmiyet kazanmasını ve demokrasinin tüm nimetlerinden istifade edebilmeyi çok arzu ediyoruz. Azınlık kurum yöneticilerinin yargı yoluyla ürkütülmeden, fikir hürriyetlerini korkusuzca kullanabilecekleri bir yaşam alanının tesis edilmesini umutla bekliyoruz. Ayrıca hakkımız olan eğitim özerkliğimizin tanınmasını, varlığımızın ve kültür bekamızın temeli olan azınlık okullarının kapatılmalarına son verilmesini ivedilikle talep ediyoruz. Çağdaş ve bilimsel eğitimin gereği olarak çift dilli Türkçe – Yunanca eğitim verecek anaokulları ile ihtiyaç duyulan alanda yeni azınlık okullarının açılması için iyi niyetli bir çaba gösterilmesini hasretle bekliyoruz. Gençlerimizin geleceğe umutla ve güvenle bakabilmesi için yöneticilerin ötekileştirmeden azınlıkla diyalog kurmasını özlemle bekliyoruz.

Bu duygu ve temenniler içinde Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği olarak bir kez daha azınlığımızın 29 Ocak 1988 Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Bayramını içtenlikle kutluyor, 1990’nın 29 Ocak’ında toplumumuza yapılan vandallığı da bir kez daha kınıyoruz.

BATI TRAKYA TÜRK ÖĞRETMENLER BİRLİĞİ

YÖNETİM KURULU

 

AZINLIK OKULLARI ENCÜMENLER BİRLİĞİ DERNEĞİ

Batı Trakya Türk Toplumu’nun baskılara, haksızlıklara ve ayrımcılıklara “HAYIR” dediği 29 Ocak 1988’in üzerinden 33 yıl geçti. Batı Trakya Türk Azınlığı, 33 yıl önce bugünlerde maruz kaldığı antidemokratik  uygulamalarına karşı tepkisini haykırmış ve insan gibi bir yaşam özlemini tüm dünyaya duyurmuştur.

Batı Trakya Türkleri açısından en büyük sıkıntı, tüm diğer baskıların etkisini de çoğaltmakta olan “kimlik reddi” sorunudur. İsminde “Türk” ibaresi geçen derneklerin “Batı Trakya’da Türk YOKTUR” gerekçesi ile mahkeme kararıyla kapatılması da Batı Trakya Türklerini organize bir şekilde harekete geçiren en önemli olay olmuştur. 29 Ocak’ı Batı Trakya Türk’ü için “Milli Direniş Günü” yapan da yine Türk kimliğinin reddi anlamına gelen “Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği”, “Gümülcine Türk Gençler Birliği’nin” kapatılmasıdır.

Batı Trakya Türkleri, her yıl Türk kimliğine dönük saldırılara karşı  direnişe geçtikleri günü “29 Ocak Toplumsal Dayanışma Günü ve Direniş Günü” ya da daha çok “29 Ocak Milli Direniş Günü” adlandırmasıyla anmaktadırlar. Anılan 29 Ocak 1988’de mahkemenin kapatma kararını protesto etmek ve Türklüğünü deklare etmek isteyen 20 bin Türk’ün tüm baskı ve engellemelere rağmen bir araya gelerek “Türküz” diye bağırmasıdır.  Anılan aynı zamanda 29 Ocak 1990’da örgütlü Yunan fanatiklerinin saldırılara rağmen yeniden bir araya gelebilmeleridir. 29 Ocak, Batı Trakya Türkleri için toprakları üzerinde yaşadıkları asimilasyona, vatandaşlık haklarının sınırlandırılmasına, azınlık haklarını alamamalarına,dini özgürlüklerinin sınırlandırılmasına , haksız uygulamalara maruz kalmalarına karşı gösterdikleri iradenin yıldönümüdür. 29 Ocak 1988’de Batı Trakya Türklerini sokağa döken uygulamanın maalesef bugün de devam etmesi, her bir anma programına yeni bir protesto niteliği kazandırmaktadır; tam 33 yıldır bu protesto kararlılıkla  sürmektedir.

29 Ocak’ın 33.yıldönümünde hak ve kimlik mücadelemize katkıda bulunmuş tüm soydaşlarımızı saygı ile ve minnetle anıyor, bu mücadelenin bugün dahi çözüm bekleyen azınlık sorunlarının üzerine cesaretle gidilmesi noktasında yeni nesillere örnek olmasını temenni ediyoruz.

Kamuoyuna Saygılarımızla

Trakya Azınlık Okulları Encümenler Birliği Derneği

Yönetim Kurulu

 

“Batı Trakya Türkü vardır ve bunun ispatı bizleriz”

Bugün, Yunanistan Yüksek Mahkemesi tarafından bizlerin ulusal benliğinin inkârına karşı, 29 Ocak 1988 de hep birlikte gerçekleştirdiğimiz Şanlı Türklük Yürüyüşünün 33. yıldönümüdür. Bu görkemli yürüyüşün yapıldığı gün bizler için Milli Bayramdır. Bayramımız kutlu olsun.

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı, Yunanistan hükümetleri tarafından, Ekonomik olarak çökertilmesi, Eğitim haklarının elinden alınması, Din özgürlüğüne müdahale edilmesi, Sosyal imkânlardan mahrum bırakılması, Batı Trakya Türk Azınlığının göçe zorlanmasına ve ellerinde bulunan arazilerin bir kısmının el konulmasına, yıllar boyunca süre gelen tüm bu haksız uygulamaların bir gün son bulacağı düşüncesiyle, suskunluğunu hiçbir zaman bozmamıştır.

Fakat, Batı Trakya Türk Azınlığı , isimlerinde ‘Türk’  kelimesi  bulunan  seçkin  kuruluşlarımızdan Gümülcine Türk Gençler Birliği, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve İskeçe Türk Birliği`nin Yunanistan Yüksek Mahkemesi tarafından alınan kapatılmaları kararını asla kabul edemezdi. Ulusal kimliğimizi belirten ‘Türk’ kelimesi hiç bir şekilde pazarlık konusu yapılamazdı.

Tüm engellemelere rağmen, tek amaçları milli kimliklerine sahip çıkmak ve korumak olan on binlerce Batı Trakya Türk’ü 29 Ocak 1988 Cuma günü derneğimizin önünde toplanarak hep bir ağızdan “Batı Trakya Türkü vardır ve bunun ispatı bizleriz” diye haykırdı. Bu yürüyüşümüz, Ulusal benliğinin inkârına karşı toplumumuz gerçekleştirdiği haklı bir eylemdir.

Ayrıca 29 Ocak 1990 da Gümülcine’de Türk Toplumuna karşı korkunç vandalizm olayları gerçekleşti. Bu insanlık dışı eylemleri bugün nefretle kınadığımızı özellikle belirtmek isteriz.

Bundan böyle, Türk’ün ruhunda var olan dostluk, barış, sevgi ve hoşgörü gibi değerlerin ışığında, devletimiz Yunanistan’dan beklentimiz fazla değildir. Milli kimliğimizi ifade özgürlüğümüze ve ayrıca bütün insanlığın ortak değerleri sayılan din, eğitim ve düşünce özgürlüğümüze devletimiz tarafından saygı gösterileceği inancını taşımaktayız.

Bu temiz duygu ve düşüncelerimizle o görkemli yürüyüşü gerçekleştiren saygıdeğer Batı Trakya Türk Azınlığı’nın her ferdine sonsuz teşekkür ve saygılarımızı sunarız.

Gümülcine Türk Gençler Birliği Yönetim Kurulu

 

“Çocukların, gençlerin ve herkesin nezdinde 29 Ocak hafızalarda diri tutulmalı”

“Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının tarihindeki dönüm noktalarından biri olan 29 Ocak’ın 33. yıl dönümündeyiz.

29 Ocak nedir; Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının hak arama mücadelesinin adıdır. Azınlık için bir dik duruş ve onurlu bir tavır iken muhatapları için demokrasinin insan haklarının ve hukukun çiğnenmesinin adıdır.

Niçin gerçekleşmiştir; uluslararası ve ikili anlaşmalarda teminat altına alınmış azınlık insanının haklarının verilmemesi, çiğnenmesi, ihlal edilmesi, yok sayılması neticesinde 7’den 70’e on binlerce azınlık insanının yasalar çerçevesinde hakkını aramasının ve tek gövde oluşunun göstergesidir.

Ne yapılmalıdır; 29 Ocak Batı Trakya Müslüman Türk toplumunun tamamını ilgilendiren olaylar bütünü olduğundan, bugüne kadar ve bundan sonra da her türlü imkan ve bilimsel veriler neticesinde sahip çıkılmaya, herkesin anlayabileceği bilinç seviyesine çıkartılarak yazılı ve görsel materyalin hazırlanması gerekmektedir. Çocukların, gençlerin ve herkesin nezdinde 29 Ocak hafızalarda diri tutulmalı ve azınlığımızın geleceği açısından hatırlara kazınmalıdır.

Bu sebeple Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının haklı tavrının ve duruşunun sembolü olan 29 Ocak olaylarında yer alan ve bu mücadelenin öncülüğünü yapan, emek veren, destek olan herkesi saygıyla anıyor 29 Ocak Hak Arama ve Direniş gününün 33. yıl dönümünü kutluyoruz.”

Kamuoyuna saygılarımızla

Bihlimder Y. K

 

ABTTF Basın Bildirisi: “Biz Türk’üz!” 29 Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü’müz kutlu olsun!

Basın Bildirisi

“Biz Türk’üz!” 29 Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü’müz kutlu olsun!

Batı Trakya Türk toplumu “Hak verilmez, alınır!” ilkesiyle hak ve özgürlükler mücadelesini yılmadan sürdürmektedir.

29 Ocak 1988 tarihi Batı Trakya Türk toplumunun kendisine uygulanan baskılara ve ayrımcılığa karşı tek bir ağızdan “Türk’üz” diye haykırarak Gümülcine sokaklarına döküldüğü gündür.

1960’ların başından itibaren hakları gasp edilen Batı Trakya Türklerine yönelik Yunanistan’ın siyasi ve sosyal baskıları 1980’lere gelindiğinde had safhaya ulaştı. “Yunanistan’da Türk bulunmadığı” gerekçesiyle isimlerinde “Türk” kelimesi geçen dernekler kapatıldı. Bu bardağı taşıran son damlaydı. Batı Trakya Türkleri yüzyıllardır var olduğu topraklarda yok sayılıyordu. Batı Trakya Türk toplumu, etnik “Türk” kimliğinin reddedilmesine karşı çıkarak 29 Ocak 1988 tarihinde “Türk yoktur!” diyenlere inat “Türk’üz!” sloganlarıyla Gümülcine’de sokaklara taştı. Yunan polisi yürüyüşe sert şekilde müdahale ederken birçok Batı Trakya Türk’ü yaralandı.

29 Ocak 1990’da ise Yunan ırkçılar tarafından Batı Trakya Türklerine ait iş yerleri ve evler saldırıya uğradı, onlarca dükkan talan edildi. O zamanki Seçilmiş İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga da saldırganların hedefi olurken ciddi şekilde yaralandı. Batı Trakya Türk toplumunun o gün uğradığı maddi zararlar hala telafi edilmiş değildir.

29 Ocak 1988 ve 29 Ocak 1990’da yaşananlar Batı Trakya Türk toplumunun tarihine Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü olarak geçti. 29 Ocaklar Batı Trakya Türklerinin hak arama mücadelesi tarihinde dönüm noktası, şanlı sayfalardır.

29 Ocak 1988’in üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen Yunanistan tarafından Batı Trakya Türk toplumunun etnik “Türk” kimliği hala inkar edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınan üç davada Yunanistan’ın Batı Trakya Türk toplumunun örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği kararına rağmen Yunanistan 12 yılı aşkın bir süredir söz konusu AİHM kararlarını uygulamamaktadır. Batı Trakya Türk toplumun ilk derneği İskeçe Türk Birliği (İTB) kapatıldığı 1986’dan bu yana tam 35 yıldır hukuk mücadelesi vermektedir. Batı Trakya’daki özerk Türk okullarında Türkçe ve Yunanca olmak üzere iki dilli eğitim verilmesine rağmen Yunanistan gerçeklere sırtını dönüp bölgede “Türk” olmadığını iddia etmektedir. Yunanistan güneşi balçıkla sıvamak için gülünç bir çaba içerisinde olmayı sürdürmektedir.

29 Ocak 1988’de yaşanan olayların hemen ardından 28 Şubat 1988’de kurulan Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), o günden bugüne Batı Trakya Türk toplumunun uluslararası alandaki sesi olagelmiştir. ABTTF, yıllardır uluslararası platformalardı yürüttüğü çalışmalarla Batı Trakya Türk toplumunun hak ve özgürlükler mücadelesine destek olmaya, sorunlarının çözülmesi için çaba göstermeye devam etmektedir.

ABTTF Başkanlık Kurulu ve ailesi olarak Batı Trakya Türk toplumunun “29 Ocak Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü”nü en içten duygularımızla kutluyoruz!

 

29 OCAK MİLLİ DİRENİŞ VE DAYANIŞMA GÜNÜ’MÜZ KUTLU OLSUN

29 Ocak 1988 tarihi, Batı Trakya Türkü’nün anlamlı ve onurlu bir direniş sergileyerek, anlamsız baskılara boyun eğmeyeceğini ve milli kimliğini dünyaya haykırdığı gündür. Aynı günün iki yıl sonrasında 29 Ocak 1990 tarihinde bu Milli Direniş Günü’nün anılmasını yasaklayan ve Türk esnafının dükkânlarının yağmalanmasına fırsat veren ırkçı zihniyet halkımıza tarifsiz acılar yaşatmıştır.

29 Ocak günü azınlığımızın, etnik kimliğini inkâr edenlere karşı Türk olduğunu, Türk geleneklerini terk etmeden, kendi kültür dairesinde yaşayarak, kendini bu ülkenin onurlu bir vatandaşı gibi hissederek, ayrımcılığa rağmen bu ülkede yaşamak istediğini yüksek sesle dillendirdiği gündür. Başta liderimiz Dr. Sadık Ahmet olmak üzere, bu gösterilen kahramanlığı  bugünün yıl dönümlerinde anmayı, kahramanlarına minnet duymayı, merhumlarına rahmet dilemeyi Dostluk Eşitlik Barış Partisi olarak asla unutmayacağız ve unutturmayacağız.

Batı Trakya Türk Azınlığı, hakkı ve hukuku uluslararası antlaşma ile belirlenmiş bir azınlıktır. Bunu bütün dünya devletlerinin böyle değerlendirmelerini istiyoruz. Yıllardır gasp edilmiş azınlık haklarımızın iadesini sabırla bekledik ve bekliyoruz. Her yeni güne düzelecek, iyileşecek umuduyla uyandık ve uyanmaya devam ediyoruz. Maalesef bugüne kadar haklarımızın kazanımında herhangi bir ilerleme görülmedi. Ülkemiz Yunanistan, azınlığımızın aleyhine olan birçok yasayı, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın sesine ve isteklerine kulak vermeden ve bizlere bunları dayatarak haklarımızı gasp etmeye devam ediyor. Bir Avrupa Birliği ülkesi olan vatanımız Yunanistan’ın insan hakları ihlalleri karşısında, Avrupa Devletlerinin sessiz ve tepkisiz kalışını, insanlık ve barış adına endişe ile karşılıyoruz. Bu çifte standart politikaları, bizleri, Avrupa Birliği kuruluş temellerini oluşturan demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü gibi kavramlara olan inancımızı da sorgulamak durumunda bırakıyor. Yıllar önce Batı Trakya’da Türk yoktur diyen zihniyet, hayatımızı her alanda karartmaya devam etmektedir. Bizler artık kendi ülkemizde haklarımıza saygı gösterilen, okulları sudan bahanelerle kapatılmayan, kurumları polis baskınına uğramayan, düşüncelerini açıklayan kurum başkanlarımızın soruşturmaya çağrılmayan ve haklarında dava açılmayan, kısaca sindirilmeye ve susturulmaya çalışılmayan bir azınlık olmak istiyoruz.

Asla umutsuz değiliz. Birlik ve beraberlik içinde ulaşılamayacak hiçbir hedef yoktur. Dostluk Eşitlik Barış Partisi olarak 29 Ocak Milli Direniş ve Dayanışma Günü’nü saygıyla anıyor ve kutluyoruz. Mücadelemize liderimiz Dr. Sadık Ahmet’in ışık tutan cümlesiyle devam ediyoruz.

‘’Ben bir Türk olduğum için hapse götürülüyorum. Eğer Türk olmak bir suç ise, burada tekrar ediyorum. Ben bir Türk’üm ve öyle kalacağım‘’

Dr. Sadık AHMET

DEB Partisi

 

Haberin devamını oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rasgele Haberler

Başa dön tuşu