B.Trakya Video HaberBatı Trakya Haber

Başkonsolos Ömeroğlu Azınlık Gazetecileri İle Görüştü, Soruları Yanıtladı

Başkonsolos Ömeroğlu, video konferans yoluyla gerçekleştirilen görüşmede Azınlık gazetecilerinin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Murat Ömeroğlu, Batı Trakya’da Türk Azınlık gazetecileri ile buluştu. Gazetecilerin talebini geri çevirmeyen Başkonsolos Murat Ömeroğlu, gazeteciler tarafından kendisine yöneltilen gündeme ilişkin sorulara içtenlikle cevaplar verdi.

Başkonsolos Ömeroğlu, video konferans yoluyla gerçekleştirilen görüşmede Azınlık gazetecilerinin sorularını yanıtladı. Kovid–19 salgınıyla ilgili konuları ve Azınlığı ilgilendiren gündem maddelerini değerlendirdi ve kendisine yöneltilen soruları cevapladı.

GÜNDEM gazetesinden Ozan Ahmetoğlu’nun video konferans yoluyla moderatörlüğünü yaptığı toplantıya MİLLET gazetesinden Ramadan Molla, BİRLİK gazetesinden İlhan Tahsin ve RODOP RÜZGARI’ndan İbrahim Baltalı katılarak Başkonsolos Ömeroğlu’na sorularını yönelttiler.

GÜNDEM Gazetesi Ozan Ahmetoğlu.

Toplantı ilk olarak GÜNDEM gazetesinden Ozan Ahmetoğlu’nun sorduğu soruyla başladı. Ozan Ahmetoğlu, “Son dönemde dünya genelinde olduğu gibi Batı Trakya’da da yeni Koronavirüs vakalarında bir artış sözkonusu. Bu durumla ilgili Başkonsoloslukta ne gibi tedbirler aldınız?” sorusunu yanıtlayan Başkonsolos Ömeroğlu şunları dile getirdi:

“Gerekli tüm önlemleri aldık, Konsolosluk hizmetlerini sınırlandırdık.”

“Sağlık çok ciddi bir gelişmedir. Bütün dünyayı etkiledi. Bütün dünyada çalışma usullerini değiştirdi. Bugün toplantıyı telekonferans yoluyla yapıyor olmamız salgının ciddiyetiyle ilgilidir. Mart ayında Yunanistan’da Türkiye’de ve diğer ülkelerde tedbirler açıklanmaya başlandı. Bizde bunun üzerine Atina Büyükelçiliğimizle koordine ederek Konsolosluk hizmetlerini sınırlandırdık. Sadece acil işlemler için Konsolosluk işlemleri yapmaya başladık. Onun haricinde soydaşların buraya gelmeden önce randevu alması gibi başka uygulamaları da koyduk. Çalışanlarımızın sağlığı açısından o onların dönüşümlü olarak buraya gelmesini istedik. Bizde keza dönüşümlü olarak çalıştık. Daha ileri yaşta olan çalışanlarımız için de onlara idari izin verdik, bir süre gelmediler. Çünkü onlar risk grubundaydılar. Konsolosluk girişinde dezenfektan, maske ve eldiven gibi uygulamalarımız oluyor. Atina Büyükelçiliğimizin duyurularıyla ateşiniz varsa başka hastalığımız varsa buraya gelişinizi erteleyin gibi uygulamalarımız oldu. Herkesin hem çalışanlarımızın hem de diğer soydaşlarımızın sağlığı açısından bunlara önem verdik. Bir başka açıdan bakarsak mesela her sene binlerce kişinin katıldığı Ramazan Bayramı etkinliğimiz oluyordu. İnsanlar birbirleriyle bayramlaşıyordu. Bu sene onun sadece 15 kişilik çok küçük bir grupta sınırlandırdık. İnsanları da grup grup içeri alındılar. Buna benzer tedbirlerin mutlaka mevcut şartlarda 15 Temmuz ve daha sonra Kurban Bayramı’nda da uygulama uygulamak zorunda kalabileceğiz. Gidişata göre hareket edeceğiz. Gelişmelere göre gerekirse yeni tedbirler gerekirse de var olan tedbirleri yumuşatma yönünde adımlar atabiliriz.”

Ozan Ahmetoğlu’nun ikici sorusu ise İdadiye ilkokulu’nun Yunanistan genelinde yapılan bir yarışmada ipi ilk sırada göğüslemesiyle ilgiliydi. Ahmetoğlu, “Malum Batı Trakya’da en önemli konulardan biri azınlık eğitimi. Geçtiğimiz günlerde Gümülcine İdadiye Azınlık İlkokulu ülke genelinde yapılan bir yarışmada birinci oldu. siz de Başkonsolosluğun sosyal medya hesabından yaptığınız paylaşımda bu başarıya vurgu yaptınız. Azınlık okullarının mevcut durumu hakkındaki görüşünüz nedir?” şeklindeki sorununa ise Başkonsolos Ömeroğlu şu yanıtı verdi:

“Azınlık ilkokulu “kötüdür” algısı doğru değil”

“Bu konuda çok objektif bir tavır takınamayabilirim. Çünkü ben de bu okulun bir velisi olarak bu okulun bir parçasıyım. Kızım bu okulda birinci sınıfı okudu. Seneye ikinci sınıfa devam edecek. Kızım o okulda okuma – yazmayı öğrenci. Yunancayı öğrendi. Hatta bazen birlikte gezmeye gittiğimizde ona bazen tercümanlık da yaptırıyoruz. Azınlık okullarında eğitimin kötü olduğunu insanlar konuşabiliyor. Hatta bu konuda haber ve yorumlar da olabiliyor. Ancak somut örnekte de gördüğümüz üzere İdadiye İlkokulu, Yunanistan genelinde bir yarışmada birinci olabiliyor. Böyle bir yarışmaya imza attılar. Daha büyük başarılara da imza atacaklarına inanıyorum. Biz de bunun basın haberinden paylaşmıştık. Azınlık ilkokulu kötüdür algısı var. Bunun doğru olmadığını bu somut örnek net bir şekilde ortaya koyuyor. Peki azınlık okullarının sorunları yok mu? Tabii ki de var. Bunu kimse inkar edemez. Ancak bu sorunların aşılmasında da en önemli görev yine azınlık mensuplarına düşüyor. Çünkü bu okulların encümen heyetleri var, okul aile birlikleri var. Bu tür mekanizmalarda yer alarak sorunların çözümünü sağlamak yine sizlerin elinde.”

Millet Gazetesi Ramadan Molla.

Sırasıyla MİLLET gazetesinden Ramadan Molla Başkonsolos Ömeroğlu’na iki soru yöneltti.

Ramadan Molla, “Yunan makamlarının bölgede virüsle mücadelede iyi bir sınav vermedikleri yönünde eleştirilere raslıyoruz. Gerçekten AB ülkelerinden dönenlerin karantinaya alınmadan yaşadıkları şehirlere ve köylere dönmelerine izin verilmesi, test sayısının düşüklüğü ve güvenilirliği gibi konular ön plana çıkıyor. Öte yandan Anavatan Türkiye’nin yeni koronavirüsle mücadele konusundaki dünyadaki diğer ülkelerden pozitif ayrıştığını görüyoruz. Bu bağlamda neler söylemek ister siniz?” sorusuna Başkonsolos Ömeroğlu şu yanıtı verdi:

“Tabi bu şekilde hedef gösterilmek sadece bir bölgeyi değil belki de bütün bir ili etkileyebiliyor.”

“Türkiye’de salgının kontrol altında tutulmasındaki en büyük etkenlerden biri karantina uygulamalarının tavizsiz bir biçimde gayet ciddiyetle hayata geçirilmesi oldu. Bazı hafta sonları sokağa çıkmaya saklar uygulandı, bazı yerleşim birimleri ayrıca karantina altına alındı. Bu ve benzeri çok ciddi tedbirler uygulandı. Keza yurtdışından dönen vatandaşlarımız kamuya ait çeşitli tesislerde misafir edildi. Bir süre orada karantina kaldılar daha sonra dışarı çıkarken de testler uygulandı. Ama burada sizin de dikkatini çektiği gibi Türkiye’den gelen öğrenciler mesela karantinaya alındı ama Avrupa’dan gelen kişiler karantinaya alınmadan yaşadıkları şehirlere ve köylere ciddi durumlar oldu. Bence bu gelişmenin de bugün karşı karşıya olduğumuz açık tabloda bir yeri olabilir diye düşünüyorum. Türkiye’de karantina uygulaması sonucunda virüs tehdidi sona erdi. Hiçbir yerleşim biriminde de ardı ardına karantinalar uygulanmadı. Tüm dünyada da virüsle mücadelede birinci unsur olarak genelde daha fazla test yapılmasıdır. Türkiye’de test sayısı şimdiye kadar 3 milyonu geçti. Bunu da günümüz dünyasında herkes medyadan web sitelerinden takip edebiliyor. Burada insanlar kıyaslama yapıyor ve soruyor. Acaba burada süreç iyi yönetilmediği mi diye. Daha üzücü olanı insanlar geçmişte yaşadıkları muamelelerin dışında aşırı görüşleri ile bilinen bir takım medya organları tarafından ölümcül salgın hastalık bile azınlığa karşı istismar malzemesi haline mi getiriliyor şeklinde sorgulanmaya başlanıyor. Tabi bu şekilde hedef gösterilmek sadece bir bölgeyi değil belki de bütün bir ili etkileyebiliyor. Onun üzerine çeşitli sivil toplum kuruluşlarının başkanların veya kanaat önderlerin, siyasetçilerin duruma isyan ettiklerini ve salgının durdurulması amacına da hiçbir şekilde hizmet etmeyen bu kampanyadan turizm gibi başka sektörlerin de zarar gördüğünü söylediklerini gündeme getirdiklerini hepiniz biliyorsunuz. Ben buradan bu vesileyle koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden herkesin yakınlarına başsağlığı diliyorum ve hasta olanlara acil şifalar diliyorum.”

Ramadan Molla’nın ikinci sorusu, “T.C. Sağlık Bakanlığı, Sağlık Turizmi kapsamında Türkiye’ye hasta kabul edilebileceğini belirtmişti. Sağlık Turizmi ile ilgili Türkiye’deki son gelişmeler nelerdir?” sorusunu Başkonsolos Ömeroğlu şu şekilde cevapladı:

“Türkiye, 131 ülkeye yardımda bulundu. Türkiye sağlık turizminde önemli bir rol üstlenecek.”

“Son yıllarda Türkiye’de çok ciddi sağlık yatırımları yapıldı. Türkiye çok yabancı hasta ya da sağlık kapsamında hizmet veren bir ülkedir. Bundan 6 yıl öncesine kadar on binlerle ifade edilen yabancı hasta Türkiye’ye getirildi. Fakat bu alanda hedefimiz artık milyonlu sayılara ulaşmak. Bu hedefe ulaşmak için de Sağlık Bakanlığı bünyesinde Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi kuruldu. Bu kuruluş, sağlık turizmin de önemli bir rol üstlenecek. Bu bağlamda mesela 2020 yılında 20 ülkede sağlık koordinasyon ofisleri tanı merkezleri açılması hedefleniyor. Türkiye uluslararası sağlık turizm kapsamında 20 Mayıs 2020 itibariyle aralarında Yunanistan’ın da bulunduğum 31 ülkeden hasta kabulüne başlamış bulunmaktadır. Koronavirüs bazı ülkelerdeki sağlık sistemlerinde ciddi zafiyetleri ortaya çıkardı. Türkiye ise kararlılıkla sürdürdüğü mücadelesine devam ediyor. Bu süreçte birçok yeni hastane tamamlandı ve vatandaşımızın hizmetine sunuldu. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla İstanbul’da yapımına başlanan ve 45 gün içerisinde tamamlanan 2 tane hastane var.  Bunlar özellikle Sağlık Turizmde ileride önemli rol oynayacağını düşünüyorum. Türkiye Kovid-19 konusunda göstermiş olduğu mücadele ve performansla uluslararası yabancı medya kuruluşlarınca ve dünya kamuoyunca da takdir edildi. Mesela bu çalışmalarımız sırasında yurt dışında bulunan vatandaşlarımız ülkemize getirildi. Türkiye’deki yabancıların ülkelerine dönmeleri konusunda kolaylık sağlandı. Türkiye Cibuti’de bulunan vatandaşlarını almaya gittiğinde orada bulunan Yunanlı denizcileri de aldı ve Türkiye’ye getirildi. Daha sonrada İpsala’ya ve oradan da Yunanistan’a giriş yaptılar. Türkiye’den çok sayıda ülke yardım talebinde bulundu. Türkiye, 131 ülkeye bu bağlamda taleplerine cevaben yardımda bulundu. Bunlar arasında Amerika’da var, Balkanlardaki ülkeler de var İspanya ile İngiltere’de var. Dolayısıyla Türkiye’nin bu sağlıkla mücadele eden aşağı ile öne çıktığını yeri neresi diye düşünüyorum.”

RODOP RÜZGARI İbrahim Baltalı.

RODOP RÜZGARI’ndan İbrahim Baltalı ise sırasıyla başkonsolos Murat Ömeroğlu’na, “Bölgemizde Müslümanların kutsal mekanlarına ve osmanlı eserlerine zaman zaman saldırılar gerçekleştirildiğini görüyoruz. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Bölgemizdeki mekanlar da, çeşitli kültürlerin bir arada yaşamasına imkan veren manevi kültürel zenginliklerdir.”

“Yunanistan’da Müslümanların kutsal mekanlarına ve Osmanlı eserlerine zaman zaman gerçekleştirilen saldırılarla  ilgili bir soruya da şu yanıtı verdi: “Kutsal mekanlar medeni gelişmişlik seviyesinin göstergesidir. Bölgemizdeki mekanlar da, çeşitli kültürlerin bir arada yaşamasına imkan veren manevi kültürel zenginliklerdir. Ancak son zamanlarda bu kutsal mekanlara yönelik kışkırtıcı ve provakatif eylemlere şahit oluyoruz. İskeçe’de saldırılar oldu. Dedeağaç’taki Osmanlı mezarlığına saldırı oldu. Bazı azınlık okullarının kapılarına sloganlar da yazıldı. Ancak bu eylemlerin failleri meçhul kaldı. Oysa bu tür saldırılardan sonra en önemli husus, benzer eylemlerin önüne geçebilmek için saldırganların adalet önüne çıkarılmasıdır. İnsan haklarına saygılı demokratik bir devlette zaten bunun aksi düşünülemez. Nitekim Türkiye’de bir kiliseye böyle bir saldırı oldu ve yirmi dört saat içinde yakalandı. Dolayısıyla aynı hassasiyeti bütün ülkelerin göstermesi gerekir.”

BİRLİK Gazetesi İlhan Tahsin.

Son olarak BİRLİK Gazetesi’nden İlhan Tahsin, Başkonsolos Ömer Muratoğlu’na iki soru yöneltti. İlk soru, “Batı Trakya’daki vakalar bağlamında Batı Trakya Türk Azınlığı hedef gösterilmekte ve gerekli önlemlerin alınmadığı yönünde eleştirilere yer verilmektedir. Ancak hatırlanacağı üzere, Şahin’de vaka çıkınca köy ismi hemen adeta afişe edildi. Bu duruma soydaş toplumun siyaset sahnesindeki temsilcileri başta olmak üzere dernek ve kuruluşları da tepki gösterdi. Diğer taraftan, örneğin Yunanistan genelinde en çok vakanın kaydedildiği Attiki vaka açıklandığında Girit asıllı Yorgo pozitif çıktı diye bir haber göremedik. Ama, bu bölgede yayınlanan haberlerin başlığı “Pomak başkenti karantinada” mealindeydi. Bu söyleme de gene siyasetçiler ve toplumun her kesiminden insanlar da tepki gösterdi, gösteriyor. Bu konudaki görüşleriniz ve önerileriniz nelerdir? Sorusuna şu yanıtı verdi:

“Soydaş toplumun salgının başlangıcından bu yana kurallara riayet ettiğini görüyoruz. Kara propagandaya gerek yok.”

“Batı Trakya’daki  soydaşlarımızın gerek camilerde ve gerekse de diğer ortamlarda Yunanistan’ın açıkladığı tedbirleri titizlikle uyguladıklarına bizzat şahit oluyoruz. Vakalarda artış yaşandığı haberlerine yansımaktadır. Hatta Sonbahar’da ikinci dalga yaşanacağını belirten uzmanlar da var. Dolayısıyla; maske, mesafe v.d. tedbirlere kesinlikle uymak gerekir ve bu herkes için bir ödevdir. Bundan kaçış olmaması gerekir.

Diğer taraftan bazı çevreler vakaların artışını Ramazan Bayramı, cehalet gibi kelimelerle açıklamaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu yöntemleri uygulayanlara; 21. Yüzyıl’da yaşadığımızı, internet ve sosyal medya çağında yaşadığımızı, gerçekleri kara propagandayla saptıramayacaklarını, kamuoyunu yalanlarla yönlendiremeyeceklerini söylerlerse herkese faydalı olacağını düşünüyorum.

Soydaş toplumun salgının başlangıcından bu yana kurallara riayet ettiğini ki örneğin Ramazan ayında toplu iftar yapılmadı, teravih namazları ve cemaatle namaz da kılınmadı. Bayram namazı ise ülkedeki tüm ibadethanelere getirilen kurallar sonrasında eda edildi. Bu salgını ancak getirilen kurallara ki temizlik, maske v.d. krallara uyarak sonlandırabiliriz.

Koronavirüs bilindiği gibi etnik ve din ayırımı yapmamaktadır. Farklı oranlarda da olsa bu virüs Brezilya’da ve Endonezya’da da can alıyor. Latin Amerika’da  bayram namazı kılındığı ya da cahil oldukları için ölmüyor insanlar. Aynı şekilde Endonezya’da ve Güneydoğu Asya’da can kayıpları  Paskalya kutlandı diye insanlar ölmüyor. Bu hususlar bölgemiz içinde geçerli. Açıklanan tedbirlere herkesin uyma yükümlülüğü vardır.”

İlhan Tahsin’in Başkonsolos Ömeroğlu’na ikinci sorusu, Türkiye’nin değerli diplomatlarından biri olan ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önerisi üzerine Birleşmiş Milletler’in (BM) 75. Genel Kurul Başkanlığı’na aday olması ve neticede oy çokluğuyla seçilmesine yönelikti. İlhan Tahsin, “Büyükelçi Volkan Bozkır’ın BM 75. Genel Kurul Başkanlığı’na seçilmesi hakkında neler söylemek istersiniz? Sorusunabaşkonsolos Ömeroğlu şu cevabı verdi:

“Türkiye uluslararası diplomatik başarılarına bir yenisini ekledi.”

“Türkiye için önemli bir başarıdır. Sayın Bozkır, meslektaşımız ve eski AB bakanımız. Sayın Bozkır, BM Genel Kurul Başkanlığına, Cumhurbaşkanımızın kararıyla aday gösterildi. Ezici bir çoğunluğun desteğiyle de seçildi. Türkiye böylece uluslararası diplomatik başarılarına bir yenisi ekledi. Böylece BM’nin karar organının en üst seviyesindeki yönetimini ilk kez bir Türk vatandaşı üstlenmiş oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir diplomatı ve vatandaşı olarak bu gelişmeden gurur duyuyorum. Sayın Bozkır’ın başkanlığı süresince temas edeceği konular arasında; çok taraflılık, insani gündem, cinsiyet eşitliği ve kadınların konumlarının güçlendirilmesi gibi hususların dünyamızın içinden geçtiği bu dönemde son derece önemli olduğunu düşünüyorum.”

Daha Fazla Göster
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Rasgele Haberler

Başa dön tuşu
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Kapalı
Kapalı